Bismillahirrahmanirrahim

ANADOLU Gençlik Derneği ’yle temsil edilen milli gençlik 43. Çalışma Dönemi’ne başladı. Baştan beri, “İki günü birbirine eşit geçen aldanmıştır” ilkesiyle hep kendisini geliştirdi ve yeniledi. En başta gelen özellikleri ihlâs, samimiyet, sadakat, vefakârlıktı. O yüzden bu müstesna kurumumuza virüs bulaşmadı. 1975’te teslim aldıkları emaneti zerre değişikliğe uğratmadan günümüze taşıdılar.

Bu mücadeleye yakından şahidim. Milli Gençlik’in efsanevi serüvenini kendi gözlemlerim üzerinden yansıtmaya çalışacağım.

Erbakan Hoca, Türkiye Odalar Birliği (TOB) mücadelesindeyken, bir taraftan da Anadolu’da “İslam ve İlim” konferanslarını sürdürüyordu. Şubat 1969’da Denizli’ye geldi. İmam Hatip Okulu’nda okuyordum. Bir kardeşim vesilesiyle; Hoca’yı, sonradan yıkılan Cem Sineması’nda dinleme imkânı buldum. Konusuna o derece hâkim, olayları o kadar güzel analiz ediyordu ki!.. Bende, Türkiye’nin özlemini çektiği lider bu, kanaati oluştu.

Hoca, konferanslarından sonra “Bağımsızlar Hareketi”ni başlattı. 1969 Ekim’inde Konya’dan bağımsız milletvekili seçildi. 1970’te Milli Nizam Partisi’ni kurdu. MNP’yi tanıtmak için Nisan 1970’te Denizli’ye geldi. Şehrin merkezindeki sonradan yıkılan oldukça büyük Meserret Kıraathanesi’nde konuştu. Yanında seçim sonrası MNP’ye katılan Isparta Milletvekili Hüsamettin Akmumcu; Tokat Milletvekili Hüseyin Abbas vardı. Hoca, insanımıza ümit ve güven kazandıracak mesajlar verdi. Öğle öncesi başlayan program 5 - 6 saat sürdü. Çünkü öğle, ikindi, akşam namazları için topluca camiye gidildiğini hatırlıyorum. Programda Erbakan’la ilgili düşüncelerim pekişti.

GENÇLİK DAVANIN MOTORU

1971’DE Denizli’de MTTB açıldı. Oraya devam etmeye başladım. Üniversite Deneme Sınavları, Kur’an’ı güzel okuma yarışmaları gibi etkinliklerle kısa sürede halkın gündemine girdi. Dönemin valisi Münir Güney en büyük destekçileri arasındaydı.

Bir pasaj içindeki yerinde haftalık kültürel çalışmalar yapılırdı. Ben de Sezai Karakoç’un “Ruhun Dirilişi” adlı eserinin özet sunumunu yapmıştım. O küçük yerdeki çalışmalar bereketlendi. Maneviyatçı liselilerin uğrak yeri oldu. Sivas ve Denizli İlahiyat Fakülteleri’nin eski Dekanı Prof. Dr. Ali Yılmaz, Hukukçu eski Milletvekili Ersönmez Yarbay, İşletmeci Mustafa Sezer bunlar arasındaydı. Erbakan, gençlik çalışmalarının yetersizliğini gördü. 29 Mayıs 1975’te manevi değerlerine bağlı nesiller yetiştirmek amacıyla Milli Gençlik Vakfı’nı kurdurdu. İnançlı gençler buralarda toplandı. Halk MGV’ye büyük teveccüh gösterdi. Buralarda, milletimizin inancına, tarihine, aslına, özüne bağlı gençler filizlenmeye başladı. İstanbul ’un fethi, Çanakkale gibi tarih şuuru kazandıran programlarıyla göz doldurdu. Gençler nasıl bir ecdadın torunu olduklarını öğrenerek yabancı özentisini bırakmaya yöneldi.

MGV’nin Denizli’deki çalışmaları 1983’lere rastlar. Bir ilçedeki öğretmenlik yıllarım. 1986’da Denizli Merkez’e geldim. Bir akşam beni toplantıya çağırdılar. İlim, Kültür, Sanat Vakfı’nın kurulmasının ihtiyaç olduğu konuşuldu. Esat Coşan Hocaefendi’nin koordinesinde yürüyen vakfın genel başkanı Temel Karamollaoğlu ’ydu. Yönetime girmemi istediler. Gençlere ve halka yönelik güzel çalışmalar yaptık. 1990’daki Esat Coşan ihtilafında arkadaşlarla buradan ayrıldık. Çalışmalarına hız veren MGV’nin bünyesine katıldık.

ERBAKAN’IN EMANETİ

1992’DE MGV Denizli Şubesi’nde bazı sıkıntılar yaşandı. Genel Merkez yeni başkan bulunmasını istedi. Büyüklerimiz 27 Kasım 1992’de bir otobüs insanı Ankara ’da yapılan genel merkez toplantısına götürdü. Toplantı Ulus’taki Rüzgârlı Sokak’taydı. Öğle arasında Genel Başkan Nevzat Laleli’yle bir araya geldik. Kafileye öncülük eden Bayram Demirayak Ağabey konuşmasında, “Denizli’ye uygun gördüğümüz şube başkanı bu” diyerek benim ismimi telaffuz etti. Nevzat Başkan’ımız benden yana döndü. Beni 1987’deki Denizli Milletvekilliği adaylığı döneminden tanıyordu. “Hayırlı olsun, İnşallah!” deyiverdi. Şoke olmuştum. Denizli’de ve yolda giderken kimse bana bir şey söylememişti. 3.500 mevcutlu Denizli İmam Hatip Lisesi’ne yeni Müdür Yardımcısı olmuştum. 700 öğrenciye bakıyordum. Okul pansiyonunda gece nöbeti, Vakıflar Öğrenci Yurdu ile bir evde üniversite öğrencilerine sohbet; ailece arkadaş toplantılarımız ve erkeklerle haftalık sohbetler olmak üzere haftada 5 akşamım doluydu. Bu sebeple böyle bir görev hiç aklıma bile gelmemişti.

Layık olmadığım halde böyle kutsal bir görevi nasip eden Allah’a şükrettim. Ekibimizle güzel ve ses getiren hizmetler yapma fırsatı bulduk. Erbakan Hocamızın kurdurduğu bir gençlik teşkilatında bulunmakla manevi olarak çok şey kazandım. Her yerde, MGV çalışanlarının hasbi, fedakâr, ülke ve insanlık sevgisiyle dopdolu insanlar olduğunu gördüm. Engeller onları yıldıramadı; zorluklar ve sosyal çalkantılar onları davalarından döndüremedi. Devamlı inandıkları hedefe doğru yürüyüşlerini sürdürdüler.