Fransız malları ve Fransa ya boykotun gündeme geldiği ilk günlerde yazdığım bir yazıda bir takım maddi hesaplar uğruna boykotun kırılması ya da etkisiz hale gelmesine izin verilmemesi gerektiğini yazmıştım. Bu arada boykot çığlıkları atıp sonuç fos çıkarsa kendi kendimizi gülünç duruma düşürmüş olacağımıza dikkat çekmiştim. Bazılarının bir takım çıkar hesapları yaparak Fransız malları ve Fransa ya karşı uygulanacak boykotun bize zararının Fransa dan daha fazla olacağı şeklindeki yorumlarını eleştirmiştim. Millet olmanın şartı yeri geldiğinde ülkemiz ve insanımız için toplu olarak bedel ödemeyi göze alamazsak, onurlu bir hayat sürmemizin; tam bağımsızlığın tadını çıkarmanın mümkün olmayacağını da hatırlatmıştım.
Aksi halde bu ülkenin bağımsızlığı için canlarını verenlerin yaptıkları iş anlamsız olmaz mıydı Onlar canlarını millet olmanın gereği olarak vermediler mi Onlar canlarını vermeselerdi biz bugün bu topraklarda özgür bir hayat sürebilir miydik
Sanıyorum şu günlerde millet olmanın ilk şartının yeri geldiğinde malımızla, canımızla fedakarlık yapabilmektir. Canı çok tatlı olanlar eğer mallarından bir miktar fedakarlık yapamıyorlarsa, bu ülkede yaşıyor ve bu ülkenin bir ferdi olarak görülüyorlarsa da bu tiplere bu milletin bir parçası olarak bakmak yanlış olmaz mı
Lafa gelince mangalda kül bırakmayanlar vatan, millet nutku atmakta en önde görünmeye çalışanlar bayram tatili için şirketlere ödedikleri paralarından fedakarlık edemiyorlarsa onların attığı vatan, millet nutukları yalandan öte geçebilir mi
Salı günü bir gazetede yer alan bir haberin günün yoğun trafiği içinde gözden kaçtığını düşünüyorum. Özellikle Başbakan Erdoğan ın rahatsızlığı gündemdeki diğer konuların tümünü geri plana itiverdi. Başbakan ın rahatsızlığı ve bu rahatsızlık sırasında yaşananlar elbette çok önemliydi ve diğer konuları geri plana itmesinin yadırganacak bir yanı yoktu. Ama Ermeni soykırım yasasından sonra Fransa ya yapılacak bayram turlarının iptali gündeme gelmiş iken ortaya çıkan gerçek bir tek tur iptalinin bile yaşanmamış olmasıdır. Kısacası görünen o ki, Fransa ya gösterilen tepkinin, koparılan gürültünün turizme yansıması olmadı. Ramazan Bayramı vesilesiyle Paris, Nice, Cannes için turizm şirketlerinde rezervasyon yaptıranlar ödenen paraları yakmak istemedikleri için iptal yoluna gitmediler. Diyebiliriz ki, öfke var ama eylem yok. Fransa bu bayram da Türklerin en çok rağbet ettiği ülke olacak. Böyle olunca Fransa nın çıkardığı yasa sebebiyle üç paralarına kıyamayanların kızmaya hakları olabilir mi Zaten bunca gürültüye rağmen rezervasyonlarını iptal ettirmeyenlerin Ermeni soykırım yasası sebebiyle Fransa ya kızdıklarını söylemek de pek doğru olmaz.
Bazı turizmciler Ermeni soykırım yasası ile ilgili olayın çok ani geliştiğini, bu sebeple tur iptallerinin olmadığını ancak, Kurban Bayramı nda bu tepkinin ortaya konulacağını söylemişler. Bu gerekçeye, özellikle de Kurban Bayramı nda Fransa nın boykot edileceğine inanmak doğru olur mu Bize göre gelecek tepkiyi azaltmak için uydurulmuş bir gerekçeden ibarettir.
Tekrar ediyorum, millet olabilmek için babalarımız ve dedelerimizin bizler için gösterdiği fedakarlığı bizler gösteremezsek millet olma iddiasında bulunamayız, çocuklarımıza ve torunlarımıza onurlu bir geçmiş bırakamayız.
Bu ülkede onurlu olmak hâlâ bir anlam ifade ediyorsa bilinmelidir ki, bunun bir bedeli vardır ve bu bedeli ödemek her ferdin görevidir. Birileri rahatlarından ve paralarından fedakarlık etmezken başkalarının fedakarlık etmesini beklerlerse bilinmelidir ki, havalarını alırlar. Özellikle de ensesi ve cüzdanı kalınların keyfini hiçbir şey bozamazken garibanlardan bu vatan için fedakarlık yapmaları istenirse bunu yapacak kimseyi bulamayabilirler.