Bush ve Blair den daha tehlikeli

Bilindiği gibi, Bush ve Blair ikilisi, Afganistan ve Irak ın işgali ile başlayan bir haçlı savaşı ilan etmişler idi. Ama ne kişilikleri, ne siyasi ve askeri tecrübeleri böylesine büyük bir harekatı yürütmeye yeterli değildi.Bu sebepten işi, yüzlerine ve gözlerine bulaştırdılar.Başarısız oldular, bataklığa saplandılar.

Takdir edeceğiniz gibi, bu çapta büyük ve önemli bir savaşı başarmak için, önce savaşın altyapısını hazırlamak gerek. Dinî, psikolojik, siyasi, sosyolojik ve stratejik şartların gerçekçi bir gözle etüd edilmesi, etkili medya kuruluşlarının desteğinin kazanılması gibi ön hazırlıkların yapılması icap eder.

Gözüken odur ki, militan Papa Benediktus, nitelik bakımından bu boşluğu dolduracak ve bu ihtiyacı karşılayacak özelliklere sahip. Dört beş lisan biliyor. ABD nin ve AB nin siyasi alt yapısını üst yapısını insanların, psikolojisini iyi bilen birisi, çeşitli eserleri var. Üstelik Nazi subayı olarak, nizami ve gayri nizami harp bilgisine de vakıf.

Hasılı, Hıristiyan dünyası, en azından İslâm âlemine karşı her cephede mücadele edebilecek, bir nevi, üst düzey koordinatörüne kavuşmuş bulunuyor.

Ayrıca işe nereden başlayacağını biliyor. Beyan ettiğimiz gibi Hıristiyan dünyasının, İslâm a karşı tasarlanan Büyük Ortadoğu Projesi nin, hayata başarıyla geçirilebilmesi için önce, alt yapının sağlanması ile işe başladı.

Ortodoks Kilisesi PartiğiBartholomeos a EKÜMENLİK vererek, Katolik Kilisesi ile bir ittifak gerçekleştirdi. Bu ittifakın ne önemi var demeyin. Vaktiyle Sultan Abdülhamid Han, Osmanlı Devleti nin birlik ve bütünlüğünü korumak için, bu iki kilisenin birleşmesine mani olmuştu. Ama Abdülhamid Han dan sonra iktidara el koyan acemi çaylaklar ilk iş olarak, bu iki kiliseyi barıştırmışlar ve kısa zaman sonra Balkanlar elimizden gitmişti.

Fener Rum Patrikliğinin Osmanlı Devletimizin dağılmasında son derece zararlı olduğunu bilen Atatürk, çok kızdığı için patrikhaneyi yurdumuzdan kovmak istemiştir.

Şu günlerde ise, PKKiktidarı bu konularda uzun vadeli ciddi bir politikaya sahip olmadığı için adeta şaşkınlık içerisinde. Başbakan bir kere ben Letonya da olacağım, Papa ile görüşmeyeceğim diyor, sonra karar değiştirip, ayaküstü Esenboğa Havaalanı nda konuşabilirim diyor.

İktidarın, Rum Patriğine ekümenlik tanınıp tanınmaması konusunda da tereddüd ve şaşkınlık içinde olduğu anlaşılıyor. Ama konuyu bilen uzmanlar, eninde sonunda ABD nin ve IMF nin baskısıyla, Fener Patrikhanesine ekümenlik tanınmasına hükümetin razı olacağını beyan ediyorlar. Nerede kalmıştık Militan ve sinsî papanın, Bush tan ve Blair den daha tehlikeli olabileceğini anlatıyorduk. Kanaatimize göre bizim cenahımızın bu dağınıklığından yararlanarak Benediktus, yoluna devam edecek. Görüş ufku dar olan Bush un mensup olduğu Evangelist kilisesi gibi dini odakları da birleştirecektir.

Benediktus niçin İslâm âleminin bütün ısrarlarına rağmen, Peygamber Efendimiz e karşı yaptığı hakaretamiz sözlerinden dolayı özür dilememiştir Çünkü karikatür krizinde saldırıda bulunanlarla aynı zihniyettedir de ondan.

Hatta denilebilir ki, bu zihniyette olanlar bu ve buna benzer davranışların sürüp gitmesini isterler. Zira bu papa barıştan yana değildir, savaştan yanadır.

Biz istediğimiz kadar samimi olarak barış mesajları verelim. Karşımızdakiler, ciddi ciddi hasmane çalışmalarına devam ediyorlar. Papaz Gabriyel adındaki birisi, doğrudan doğruya Türkiye yi hedef alan ve Türkiye nin milletçe terörist olduğunu ileri süren bir kitap yayınlamış.

AB ülkelerinin bir ikisi hariç, büyük çoğunluğunun AB ye giriş müzakerelerinde, Malazgirt ten başlayarak bütün Türk tarihini sorgulamaya kalkışmalarına, Ermeniler lehine, ülkemizi bölmeye yönelik çabalarına, Güneydoğu Anadolumuzu bizden ayıran haritalar yayınlamalarına, daha ileri giderek Pontus Rum İmparatorluğunun ihya edilmesi gerektiğinden dem vurmalarına ne buyurulur

Bizimkilere gelince, hâlâ bizim konseptimiz, NATO nun belirlediği gibi İslâm dır. Komünizm tehdid olmaktan çıktığı için, karşımıza aldığımız renk bundan böyle "yeşil"dir, demeye devam edelim, diyorlar.

Fakat dünya değişiyor. Komünizm tehlike sayıldığı günlerde bile, NATO yu kuranlar, kendilerine amblem olarak haç şeklindeki dört köşeli yıldızı tercih etmişler idi. O dönemlerde, dini bir amblem olduğu bile dikkati çekmiyordu. Ama şartlar öyle değişiyor ki,  NATO giderek, Bush, Blair ve Benediktus gibileri, muhtemel bir haçlı savaşında (daha doğrusu bu savaş başlamıştır) bizi Ayyıldızlı bayrak yerine haçlıların bayrağı altında, kendi inancımıza karşı savaşmaya zorlayacaklar.

Çünkü giderek Hıristiyanlık taassubu artıyor, biz istemesek de İslâm a karşı peşin hükümlü saldırılar ve uygulamalar, insanlık dışı baskı ve zulümlere dönüşüyor. Bu sebepten değişen şartlar karşısında, iç ve dış politikalarımızı yeniden gözden geçirmek ve değiştirmek zorundayız.