Senin söylediklerinin hiç birisine katılmıyorum. Ama bu

fikirleri savunabilmeni yürekten kabul ediyorum Demokrasi kavramı, bu

cümlenin ana temasıyla özetlenebilecek kadar basit olmayabilir, ama tahammülle,

sabırla, empatiyle izah edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti tarihini bir karabasan

gibi saran darbeler, Ben senin fikrine katılmıyorum. Ve senin iktidarını

onaylamadığım için metazori şekilde seni görevinden alıyorum fikrini

içselleştirmiş militarizmin ahtapot kollarıyla şekillenmiştir. 1960 darbesi,

1970 muhtırası, 1980 darbesi, 28 Şubat Postmodern Darbesi, demokratik şekilde

iktidara gelmiş siyasi partilerin zoraki şekilde devrilmesiyle, yeni bir sosyal

ve siyasal düzen kurmak amacını taşıyan karanlık güç gösterileri olmuştur.

Geçtiğimiz hafta 12 Eylül darbesinin yıl dönümüydü Darbecilerin kendilerini

korumaya alıp, hesap sorulamaz, soru sorulamaz, yargılanamaz bir hukuksal

kılıfı bile giydirdikleri sistem, aradan geçen 24 sene sonra ne üretti 12

Eylül, bir planın, bir projenin, adım adım getirilen tablonun ürünüydü. Sağ ve

sol çatışmaları adı altında körüklenen sosyal savaşı bahane eden militarist

irade, bir gece yönetimi ele geçirdi. Binlerce insanı siyasi suçlu olarak

hapislere doldurdu. Yüzlerce insan, bu kaos ortamında kayboldu, yitip gitti. 12

Eylül, suya sabuna bulaşmayan, düşünmeyen, konuşmayan, hesap sormayan bir

kamuoyu prototipi oluşturmak için özel olarak kurgulanmış bir darbeydi.

Fikirleriyle çatışan bir nesil, bir gecede yok olmuş, bu kirli entrika kokan

darbeye rıza üretilmiş, insanlar artık kapitalizmin, materyalizmin, hedonizmin

esiri olmuş küçük çaplı bireylere döndürülmüştü. Bu zorlu süreci zihinlere

yedirmek, insanları dönüştürmek görevi ise medyanın göreviydi. Medya, bukalemun

gibiydi Bir gecede darbecilerin yalakası haline dönüşüvermiş, ülkenin demokratik

zeminine bomba koyan, kendi heva hevesleri uğruna memleketin 50 yılını çalan

cuntacılara el pençe divan durmayı içine sindirebilmişti.

Aslında bu medyanın genel karakteristiğiydi 28 Şubat

sürecinde de, Sincan da tanklar yürürken, darbe özlemiyle yanıp tutuşan medya

soytarıları, olup biteni alkışlayacak ve  Darbe özlemlerini açığa vuracak şekilde yayın politikalarını

şekillendiriyorlardı.

Demokrasilerde çare tükenmez derdi, Süleyman Demirel

Ama demokrasilerde de çarelerin tükendiği bir limit vardır fikrini zihnimize

sokmak için çabalayan cuntalar, militarist iradeler, medya manivelasıyla

yaptıkları darbelere kılıflar giydirdiler. Türkiye nin önüne barikatlar

koydular İnsanlarımızı zombilere dönüştürerek, Her şeye eyvallah çeken bir

kimliğe büründürdüler. Önceki gece Belgeselci adlı bir program seyrettim 1960

darbesinin mağduru, mazlumu Adnan Menderes in oğlu Aydın Menderes, darbe

dönemindeki medyanın tavrını anlatıyordu. Menderes, Suçlamaların ardı arkası

kesilmesin diye, basın daha fazla materyal bulabilmek için çabalıyordu

mealinde bir şeyler söyledi.

Medya, Cumhuriyet tarihimizi demokratik inkıtaya uğratan

darbelerin hepsinde aktif rol üstlenmiş ve cuntacıların anti demokratik tavrını

meşrulaştırmak için tüm gücünü seferber etmiş, bir darbe hizmetkârıdır.

Medya, Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetiyle,

toplumun gözden çıkarılmasına, ülke yönetiminin perişan edilmesine ses

çıkarmayarak, darbecileri arkalayan yapısıyla ülkemizin sosyal, siyasal,

kültürel tüm kanallarının tıkanmasının baş aktörü olmuştur.

İri tirajlı ve bol reytingli medyamızın demokrasi

güzellemeleri yapmasına sakın inanmayın

Demokrasi nutukları atmasına sakın inanmayın

Onların yüzündeki cilayı sıyırınca ve perdeyi kaldırınca,

arkasından korkunç bir demokrasi düşmanı yüz çıkar