Edebiyat derslerinin yazarlığa katkısı

Orhan Pamuk konuşmuş: “Lise edebiyat derslerinin yazarlığıma katkısı sıfır!” “Olur mu öyle şey?” diye söyleyenler kadar, “Olmaz böyle şey” diyenler de vardı bu itiraf karşısında. Ne demesini bekliyorduk ki? Sizin beklediğiniz cevabı belki de Selim İleri vermiş olabilir: “ Galatasaray’da başladığım lise eğitimini Atatürk Erkek Lisesi’nde bitirdim. Yazar olmamda lise iki ve son sınıftaki Türk Dili ve Edebiyatı derslerinin büyük tesiri oldu.” Ahmet Ümit de edebiyat tutkunu öğretmenlerinin üzerinde çok katkısı olduğunu söyleyip kendini şanslı görenlerden. Başka görüş bildiren yazarlar da var.

Yazarları okuduktan sonra kendi lise tarihimi yokladım, edebiyat derslerinin benim yazma serüvenimde bir etkisi oldu mu diye? Hepten hayır dersem haksızlık etmiş olurum. İlk başta daha lise 1. sınıfta bizleri Tanpınar, Kemal Tahir, Tarık Buğra, Orhan Kemal, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Cemil Meriç, İsmail Cem gibi daha birçok yazarın eserleriyle tanıştıran edebiyat öğretmenimize haksızlık etmiş olurum. Edebiyat dersinin not tarafına gelince, ben yine de hep 1 (bir) almayı tercih ederdim. Edebiyat öğretmenim de bu tercihime saygı duyardı. Asıl benim yazarlığıma katkı sağlayan dersler matematik, fizik ve fıkıh dersleriydi (İmam-Hatip Lisesi öğrencisiydim). Bir arka sıra öğrencisi olarak bu derslerde kendi yalnızlığıma çekilir, kendi gündemimle baş başa kalıp yazılar yazar şiirler karalardım. Kendime bu derslerde arka sıralarda bir dünya kurmuş olmasaydım belki de şimdi sadece kalbi değil kalemi de kırık biri olarak ortalıkta dolaşıp duracaktım.

İSTEMEK, İSTEMEYİ BİLMEKTİR

Çoğumuz yazma arzusu ile yanıp tutuşuruz. Bu son derece önemli bir duygu. İstemek, istemeyi bilmektir çünkü. Bir sonraki adım, istediğini gerçekleştirebilme cesaretini göstermektir. İnsan istediği şeyi yerine getirmediği sürece o tutkunun cenderesi altında inleyip durur. İstediğiniz şey istemeye uygun bir şey ise o kendini sizde gerçekleştirir. Yazmak da böyledir. İlk cümle, ilk dize, ilk satırla başlamak lazım. Kendi yeteneksizliğini ilhamın verilen randevuya gelmeyişine bağlayanlara ne demeli bilmiyorum. İnsan ilhamdan evvel davranmalı kaleme ve de kâğıda. Sen başla o arkandan gelir. Madem okumak sende yazma sorumluluğu oluşturuyor ve bu mesuliyetin altında eziliyorsun, öyleyse gözünü karatmadan kapa ve gözün kapalıyken gördüklerini yaz. Beklemeden hemen yaz, sonra kaleminin ucuna kadar gelen ne varsa uçup gider. İnsan gözü kapalıyken daha iyi görür, gözü açıkken göremediği şeyleri. Unutma, bir cümleye girmek bilmediğin bir sokağa dalmak gibidir. Sen yürü sokak seninle ilerleyecektir. Kim bilir sokağın sonunda neler vardır? Kim bilir kim seninle karşılaşmayı bekliyordur oralarda bir yerde tam köşeyi dönerken. Yazılmamış öyküler, ilk dizeyi bekleyen şiirler, adını bulamamış denemeler, kahramanına küsmüş romanlar hepsi orada seni belki de yüzüncü kez karşılarına çıkasın diye bekleyip duruyordur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Teşekkürler kardeşim...yine güzeldi yazınız

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 16:09


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?