Reklamı Kapat

İnsanlığı yok etmeye çalışanlara dikkat edelim-6

Kaldığımız yerden devam edelim ve mağdurlar olarak yöneticilerimizi uyaralım…

“Fazla mide asidi sıklıkla mide yanmasının sebebi değildir. Tam tersi daha doğrudur. Zira midedeki düşük asit mide bağırsak sisteminde patolojik mikropların üremesine ve gaz oluşmasına sebep olur; aşırı gazın oluşturduğu basınç mide yutma borusu (yutak) arası kapağın açılmasına, asidin yutma borusuna kaçmasına ve dolayısıyla mide yanması diyerek isimlendirdiğimiz semptomun oluşmasına neden olur. PPI ilaçlar FDA tarafından ilk kabul edildiğinde 6 haftadan uzun süre kullanmamak şartı konmuştur. Ancak son yıllarda 10 yıldan az süre ilaç kullanan bulmak zordur. Bu ilaçların uzun süreli kullanımı ciddi sağlık problemleriyle birlikte: PPI ilaçların uzun süreli kullanımı sindirim sisteminde fazla bakteri üremesine neden olmakta; bu da gıdaların emilim bozukluğuna ve mide duvarının iltihabına neden olmakta. Gıdaların sindirim ve emilim bozukluğunun en sık sebebi mide asit üretiminin azalması. Bu sorun yaşlılarda ve uzun süre bu grup ilaçları kullananlarda fazla. Çünkü asit gıdadaki proteinleri parçalar, hormon ve enzimleri aktifleştirir ve sindirim sistemini aşırı bakteri üremesine karşı korur. Asit yokluğu, demir ve mineral eksiklikleri, proteinlerin eksik sindirimi, B12 vitamin eksikliği, magnezyum eksikliği ile de birlikte. Düşük magnezyum seviyeleri de kas spazmları, kalp çarpıntıları ve konvülsiyonların sebebi.

İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ NELERDİR?

PPI ilaçlar mide asidini düşürerek mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik, ishal, geğirme ve gaz gibi şikayetlere neden olurlar. İnsanların ağızları, yutma borusu ve bağırsakları flora olarak isimlendirilen normal bakterilerin bulunduğu bölgeler, ancak midede bakteri olmaz. Mide asidi gıdalarla ve içeceklerle alınan çoğu mikrobu öldürür ve sindirim sistemini patolojik mikropların üremesine karşı korur. Aynı zamanda bu asit bağırsaklarda patolojik mikropların aşırı üreyerek geriye doğru mideye ve yutma borusuna kaçmasını engeller. Azalmış mide asidi mide pHsını değiştirir ve dışarıdan gelen bakterilerin üremesine zemin sağlar. PPI ilaçlar mide asidini %90-95 oranında azaltır ve bu da salmonella, şigella, giardia ve listeria gibi tehlikeli mikropların üremesine zemin sağlar. Bazı çalışmalar bu ilaçların kullanımıyla zatürree, tüberküloz ve tifo gelişimi arasında ilişki göstermiştir. Bağırsak florasının değişimi insanın savunma sistemini etkiler ve her tür enfeksiyon riskini artırır. Bazı çalışmalar bu ilaçların beyaz küre diyerek isimlendirdiğimiz savunma hücrelerinin fonksiyonlarını bozduğunu göstermiştir. Mide asidini düşürmek kalsiyum emilimini de bozar ve osteoporoza neden olur. Çalışmalar PPI ilaçlarının uzun süre kullanımıyla kalça kemiği kırılması arasında ilişki göstermiştir. Süre uzadıkça kırık riski yükselmektedir. PPI ilaçlar vücuttaki bütün hücreleri etkiler; böbrek hastalığı, kalp krizi, demans gibi hastalıklara neden olma gerekçesi bu sebepledir. Geçmişte PPI ilaçların akut interstisyel nefrit olarak isimlendirilen ciddi bir böbrek sorunuyla birlikte olduğu gösterilmiştir. 10.000 kişi üzerinde yapılan yeni bir çalışmada da kronik böbrek hastalığı ile ilişkisi tescillenmiştir. PPI ilaçların 75 yaş üstü hastalarda demans gelişmesiyle ilişkisi de gösterilmiştir. 75 yaş üstü 73.000 insanda yapılan bir çalışmada bu ilişki mutlak olarak gösterilmiş. Düzenli olarak 7 yıldan uzun süre kullananlarda demans gelişme riski çok yükselir. Stanford Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada PPI ilaçlarının kalp krizlerini tetiklediği de gösterilmiştir.

BU İLAÇLARIN BIRAKILMASI ÇOK ZOR! NEDEN?

Bu ilaçların kullanımında en ciddi problem bu ilaçların bırakılmasındaki zorluk. Zira bu ilaçlar mide asidini azaltınca midede aside duyarlı hücreler asit yokluğuna binaen çoğalırlar ve daha fazla asit üretirler. Bu nedenle ilaç kesildiğinin ertesinde midedeki asit salgılayan hücreler daha fazla asit üretirler ki buna ‘geri tepen etki’ denir. Bu aşamada aynen bir bağımlılık gibi sürekli ilaç alma zorunluluğu ortaya çıkar. Türkiye’de PPI ilaçların kullanımı spesifik mide-bağırsak sistemiyle uğraşan hekimlerle ve süreyle sınırlandırılmadığı sürece bu grup ilaçların kontrolsüz kullanımı hem ekonomik hem de sağlık yönüyle toplumu bitirecektir. Bu topluma bir ihanettir ve ihanet toplumsal kırılmanın en büyük gerekçesidir.” (Prof. Dr. Gülümser Heper)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

TS-61 - Bütün doktorlar bunları biliyordur ama kasıtlı olarak söylemiyorlar.. Ve de Israrla bu tür ilaçları reçete etmeye devam ediyorlar.!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Ekim 01:23
01

Musa Derman - Yazilarinizda cok güzel konulara yer veriyorsunuz keske,etkili ve yetkililer görelilseler......

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Ekim 10:44


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?