İnsanlığı yok etmeye çalışanlara dikkat edelim-5

İnsanlığı yok etmeye çalışanlarla ilgili olarak önceki dört yazıda önemli hatırlatmalar ve uyarılar yaptık… Sebepler ve sonuçlar üzerinde durduk… “Ne oldu da dünya bu hale geldi” sorusunu sorduk ve özellikle “sebepler” üzerinde durarak asıl onlara odaklanmamız gerektiğini hatırlattık… Ana soru ve sorun şöyle: İnsanlık neden yok olma durumu ile karşı karşıya? Devamında da, hayatın dört alanını da içeren şu kritik soruyu sorduk: “Bu hale gelmemizin ‘ilmî, iktisadî, idarî/siyasî sebepleri’ nelerdir, acaba?” Üç alan ile ilgili soru ve sorun böyle.

Bir de bizim yarım yüzyıldır yürütmekte olduğumuz çalışmalara istinaden dile getirdiğimiz din/düzen sorunu var ki; bu sorun “sorunların anası” gibi görünmekte değil mi, acaba? Biz, işte bütün bu çalışmalarımıza dayanarak diyoruz ki; hayatın bu dört ana alanında “sorunlar” var, bu sorunların “sonuçları” var, bir de bunların sebepleri var.

Biz bu sorunların bütününe “sosyal tufan” diyoruz; evet, SOSYAL TUFAN!

Geçen gün ABD’nin Türkiye Büyükelçisi David Satterfield, Türkiye’nin ABD’li ilaç şirketlerine borcunu ödememesi durumunda, şirketlerin Türkiye’ye ilaç satmayı durdurabileceğini açıkladı. Büyükelçi, Türkiye’deki devlet hastanelerinin yabancı ilaç şirketlerine borcunun bir yıl içinde 230 milyon dolardan 2,3 milyar dolara çıktığını söyledi!

Konu önemli! Önemine binaen, Prof. Dr. Gülümser Heper’in “her fırsatta ilaç içiyoruz!” başlıklı çalışmasını okuyalım ve mağdurlar olarak yöneticilerimizi uyaralım…

“2017’de dünya toplam ilaç harcamasının 1.2 trilyon dolar olacağı bilinmekte. ‘Türk ilaç pazarı’ hızla büyüyen bir pazar. Nüfusun fazlalığı yanında siyasilerin liberal ekonomik politikaları itirazsız kabullenişi ilaç tekellerinin iştahını kabartmakta. Türkiye’de ilaç pazarının yıllık ortalama büyüme miktarı %15 üstünde. 2015-2016 yıllarında büyüme %16.2 civarında olup 2016’daki büyüme ile ilaç piyasası 18 milyar TL’ye ulaştı.

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği raporunda Türkiye’deki kişi başına düşen yıllık ilaç tüketiminin OECD ülkeleri ile karşılaştığında düşük olduğunu savlamakta. Ancak ilaç kullanımının mukayesesinde en önemli kriter ilaç kullanımının ulusal gelire oranı. Bu nedenle OECD ülkeleri arasında ilaç tüketiminin ulusal gelire oranı hesaplandığında tablo tersine dönmekte. Türkiye tüm gelişmiş ülkeleri geride bırakmakta. Türkiye’de ilaç tüketiminin ulusal gelire oranı ilaç tüketimde açık ara dünya lideri olan ABD’den bile yüksek.

İLAÇLAR HİÇBİR DENETİM OLMADAN REÇETELENİYOR

İlaç kullanımının kontrolsüzlüğünü anlatmak için elimizde sayısız veri var. Bunlardan bir grup mide ilaçları. Omeprazole, esomeprazole, lansoprazole gibi ilaçlar Proton Pompa İnhibitörü (PPI) ilaçlar olarak bilinirler. PPI ilaçlar dünyada ve Türkiye’de antibiyotik ve statinlerden sonra en sık reçete edilen ve kullanılan üçüncü sıradaki ilaçlar. Bu ilaçlar Türkiye’deki ilaç pazarındaki yerleri tek tek bakıldığında bile ilk on ilacın arasında. Bu ilaçların bir yıl öncesine göre satış rakamlarındaki artış %13-17 arasında değişmekte.
Milli gelirin düşük, protein kaynağı gıdaların sınırlı ve pahalı olması sebebiyle aşikâr bir protein açlığı çeken toplumumuzda, ilaçlara harcanan paranın ciddi denetimi gerekli olmasına rağmen hiçbir denetim olmadan reçetelenen bu ilaçların gerçeğini bilmemiz sağlıktaki vurgunu görmemiz için önemli. Zira PPI ilaçları %70’e varan oranda endikasyon dışı kullanılmakta.

PPI İLAÇLARI CİDDİ SAĞLIK SORUNLARI YARATIYOR

Mide hücreleri mide asidi üretmek için bir proton pompası kullanır. PPI ilaçlar bu pompayı bloke etmek için dizayn edilmiş olup üretilen asidin miktarını azaltırlar. PPI ilaçlar sadece mideyi hedef almadıkları gibi, genellikle de mide asidi kronik mide yanmasının birincil tetikleyicisi değildir. Bu grup ilaçlar asit üreten ve proton pompası mevcut bütün hücreleri bloke ederler. Bu da PPI’lerinin oluşturduğu yan etkilerin temel nedenidir.

İnsan hücrelerinde asit üretimi özel metabolizma ve hücre fonksiyonlarının artık ürünlerinin temizliği için zorunludur, üretimi bloke edildiğinde toksinler hücre içinde birikirler ve bu da ciddi sağlık sorunlarına neden olur.” (DEVAMI VAR.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?