İktidar sözcüleri “aydınlık yarınlara” ulaşmak için az bir zaman kaldığını söylüyorlar.
Bu görüşe göre:
Aşılması gereken az sayıda engel kalmış.
Ve çözülmesi gereken sorun sayısı da azalmış!
Milletin karşı karşıya kaldığı zorlukların farkında oldukları belirtilerek bunların kısa zamanda çözümleneceği ilan ediliyor.
Bu söylemler elbette geleceğe yönelik umutları tazeliyor.
Ancak aklımıza takılan bazı sorular da yok değil!
Mesela böyle “aydınlık yarınlardan” söz edildiğine göre içinde yaşadığımız günlerin “biraz karanlık günler” olması gerek!
Peki, bugünler niye karanlık?
Herhalde içinde yaşadığımız karanlık günleri geçmiş iktidarlara bağlayamayız.
Zira onlar yıllar önce iktidar koltuklarında oturuyordu.
Aradan yaklaşık çeyrek asır geçmiş bulunuyor!
Dolayısıyla yaşanan karanlık günlerden dolayı onları sorumlu tutmamız mümkün değil!
Belki bu karanlık günlerden dış güçler mesul tutulabilir.
Güçlü bir Türkiye görmek istemeyen dış güçler aydınlık yarınlara geçişi aksatıyor denilebilir.
Ama buna karşı mevcut iktidarın hazırlıklı olması ve tedbir alması gerekmez mi?
İktidar sözcüleri milletin yaşadığı zorlukların farkında olduklarını ifade ediyorlar ama yaşanan pek çok zorluğun altında iktidarın atmış olduğu yanlış adımlar bulunuyor.
Bize kalırsa iktidar sözcülerinin önce bir nefis muhasebesi yapmaları gerek!
Biz nerede yanlış yaptık demeli ve bunları tespit ettikten sonra yeni adımlar atmalılar.
Yıllardır iktidar koltuklarında oturup sonra da yaşanan zorluklar için başka sorumlular aramak pek mantıklı bir yaklaşım olmasa gerek.
Aydınlık yarınlara erişmek için bir iktidar değişikliği kaçınılmaz gibi görünüyor.
Allah-u âlem yaptıkları yanlışları artık fark edemiyorlar.
Yanlış işler yapıp doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Bu nedenle bugünkü söylemleri dünkü icraatlarını tekzip etmiş gibi oluyor.