Acımasızlık bazı mesleklerin doğasında, özünde, yapısında vardır ve basın onlardan birisidir.
En sonunda zekânın, kültürün, birikimin bir uzantısı olan yazı bütün bunların ötesinde bir de doğrudan doğruya egoyla ilişkili olduğundan, egosu yetersiz birisinin her gün okurun karşısına çıkıp hesap ve sınav vermesi düşünülemeyeceğinden yazarların, tıpkı diğer sanatçılar gibi, harflerin örüntüsünü bir de egoların sergilenmesine dönüştürmesi kaçınılmazdır. Gelsin o zaman kavgalar, hırçın polemikler, acımasız kalem savaşları...
Zaman yıpratıcı ve ezicidir. Ebedi doğrular aramak zamanın ölçeğinden bakınca dünyanın en gülünç şeylerinden birisidir. Hele bir de teknolojiyle beslenmiş bir hız döneminde bu büsbütün abestir. Ama şunu da söyleyeyim ki, böyle bir yargı her şeyi affedelim ve her şeyi görmezden gelelim anlamına gelmediği gibi ucuz, basit, çıkarcı hesapları aklayalım demek de değildir. Akıl ve izan yolunda yürünmesini istemektir. Sadece. (HASAN BÜLENT KAHRAMAN / SABAH)





