Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Çık karşıma!” çağrısı yapınca, sanki Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir TV ekranında tartışma programına çıkacaklarmış gibi bir izlenim doğdu.
Sahi, siyasi parti liderleri uzun süredir ekranda neden canlı yayında hiç tartışmazlar?
Belli bir yaşın üzerindekiler hatırlayacaktır; siyasi nezaketin hiç bozulmadığı açık oturumlarda liderler, TRT ekranlarında Türkiye’ye ve dünyaya ilişkin görüşlerini kendi aralarında tartışırlardı, bir zamanlar…
Erbakan Hoca’nın TRT’de siyasi parti liderleri ile çıktığı bir program var… Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit, Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Erdal İnönü, Doğu Perinçek farklı konular hakkında görüşlerini açıklıyorlar.
Nezaket ve letafet nasıl olur, bu açıdan, bu programı sizin de izlemenizi arzu ederim.
Bir minik değinme; ne kadar tuhaf değil mi; günümüzde 20-25 yaşında olanlar, siyasi parti liderlerinin ekranda bir açık oturumuna tanık olamadılar! Siyasi parti liderlerini aynı anda bir ortamda göremediler, el sıkışmalarına şahit olamadılar! Garip…
Keşke, önümüzdeki seçim sürecinde, TBMM’de temsil edilen siyasi partilerin genel başkanları, TV ekranında bir açık oturumda görüşlerini açıklayabilseler, tartışabilseler…
SEÇİMİ GARANTİ GÖRMEK DOĞRU DEĞİL!
Siyasi tarihimizden bir çarpıcı örnek vermek isterim;
* Demokratik Sol Parti (DSP), 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan genel seçimlerde yüzde 22,19 oy oranı ile birinci parti oldu. 136 milletvekili ile TBMM’ye girdi.
* DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, DSP, ANAP ve MHP’nin yer aldığı ‘57. Cumhuriyet Hükümeti'ni 28 Mayıs 1999 tarihinde kurdu.
* Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 31 Temmuz 2002 tarihinde, erken genel seçimin 3 Kasım 2002 tarihinde yapılmasını kararlaştırdı. DSP, erken genel seçimlerde yüzde 1,22 oy oranı ile parlamento dışı kaldı.
* DSP, yüzde 22,19 oy oranından -bir seçim sonrası- yüzde 1,22 oy oranına düştü!
***
Şimdilerde özellikle iktidar kanadından öyle değerlendirmeler geliyor ki, sanki önümüzdeki seçimler ‘çantada keklik’ gibi…
Oysa, siyasi tarihimiz -bir örneğini verdiğim gibi- hiç beklenmeyen, çok farklı, sürpriz seçim sonuçları ile dolu!
Bu açıdan baktığımızda seçimleri garanti görmek çok doğru olmasa gerek… Halkın sandıkta ne yapacağı hiç belli olmaz!
NECATİ TUNCER, ARKADAŞI MUSTAFA UYSAL’I ANLATTI!
Merhum Mustafa Uysal…
Millî Görüş’ün başlangıcı olarak kabul edilen 1969 seçimlerinden hemen önce Erbakan Hoca ve arkadaşlarınca Konya’da düzenlenen “İmanlı Türkiye” mitinginde Üstad’ın Sakarya şiirini okudu.
Bu köşede Mustafa Uysal’la ilgili yazılar kaleme aldım. Özellikle şiir okumada çok yetenekli olduğunu, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in, Mustafa Uysal’a yönelik övgü dolu cümlelerini de…
Meğer, merhumun başka özellikleri ve yetenekleri de varmış. Bunları da, Mustafa Uysal’ın üniversite yıllarından yurt arkadaşı, köşe komşum Necati Tuncer anlattı. Kulak verelim;
* “Üniversiteli olmanın heyecan yüklü ilk aylarıydı. Vefa’daki İlim Yayma Yurdu’nda kalıyoruz. Cemil Erkat (İTÜ’de okuyordu) bir gün Mustafa Uysal’ı tanıştırdı bana. “Hem hemşehrisiniz, hem sosyalliğiniz uyuşur diyerek.”
* “Yurt kantini sohbetleri ve MTTB’ye yürümeler, Mustafa Uysal’ın içindeki tiyatro aşkını alevlendirmişti. Mehmet Akif Ersoy’un “Köse İmam” şiirini oynuyordu, parça parça her birlikteliğimizde. Odasına vardığımda, “Gel gel, Hocazadem, bizi ihya ettin” demesi vardı hele, Konya ağzıyla. Biz susuyorduk, o “Köse İmam”ı yaşıyordu.”
* “Hayalini gerçekleştireceği ortamı bulduğunda, daha doğrusu MTTB riyasetini “Bir tiyatromuz olsun” arzusuna razı ettiğinde, MTTB Tiyatro Müdürlüğünü kurdu, yahut sadece adı olan o müdürlüğe oda buldu, program buldu, hedef buldu.”
* “Sahnenin arkasındaki depo olarak kullanılan küçük odayı kendisinin ve çevresinin imkânlarını kullanarak bir güzel donattı. Hatta o odayı MTTB Başkanı rahmetli Abid Özmen, özel görüşme ve ders çalışma odası olarak da bir süre kullandı.”
* “Mustafa Uysal, “Köse İmam” piyesini yazdı, birkaç gece de oynadı. Bizim “Cüneyt Gökçer’imiz geliyor” alkışlarımız yükselmesine rağmen, muhalif görüşlere fazla direnemedi ve sessizce gitti. Zaten MTTB gecelerindeki takdimcilik işi de bir başka arkadaşa havale edilmişti.”
* “İskenderpaşa’daki fedakârlıklarını da duyuyordum. Her karşılaştığımızda -ki bu çok nadirdi- eski günleri konuşurduk, ortak arkadaşlarımızı sorardı. Aramızda ince bir hüzün vardı, çözemediğimiz. Sonra o hüzün, vefatını duyduğumda bende büyüdü, büyüdü. Ben isyanları oynarken, o teslimiyeti oynamıştı. Ona taktığımız “Köse İmam” adıyla, kalsaydı diyemiyorum; çünkü onun, sessiz kalınmasına tepkisi öyleydi. Allah rahmet eylesin.”
***
Bir son not; merhum Mustafa Uysal’la ilgili yazılarımdan sonra, oğlu Mehmet Zahid Uysal aradı. Teşekkür etti. “1969 yılındaki Konya Mitingi’nde merhum babanız ve Erbakan Hoca, Necip Fazıl Kısakürek’le fotoğrafı var mı acaba?” diye sordum. Yokmuş. “Babam çok az konuşurdu, bize da fazla bir şey anlatmazdı” diye de ekledi.
ÇÜNKÜ O SİYONİST, BİR İSLAM DÜŞMANI!
“Ben bir Siyonist’im!” diyen ABD Başkanı Joe Biden, Müslüman bir ülke olan Pakistan’ın nükleer silaha sahip olmasını ‘tehlikeli’ olarak niteledi. Ama nükleer silaha sahip olan İsrail, Fransa, İngiltere, Rusya ve ABD tehlikeli değil!
- “Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa!”
Biden, bu manada ‘tüm zamanların en büyük çelişkisine’ de imza atmış oldu!
Peki, düşündünüz mü, hiç! ABD Başkanı, Siyonist Biden neden böyle bir tutum sergiliyor? Şundan;
* Çünkü o Siyonist, bir İslam düşmanı!
* Çünkü o Siyonist, Müslüman coğrafyanın kan ve gözyaşı içinde olmasını istiyor!
* Çünkü o Siyonist, İslam beldelerinin kesintisiz işgal altında olmasını hayal ediyor!
* Çünkü o Siyonist, Müslüman topraklarının sömürgeleştirilmesini kurguluyor!
* Çünkü o Siyonist, Müslümanların katledilmesini avuçlarının içini ovuşturarak seyretmek istiyor!
SÖYLE MUHTARIM!
Köyümüzde hayvancılık bitti,
Can çekişiyor tarım.
Söyle bunu gidince,
Amirlerine muhtarım.
*
Şunu da söyle ayrıca
Sözün kalmasın yarım.
Çocukların, o güzelim şarkısını
“Yağ satarım, bal satarım!..”
(Abdullah Kara)
