EURO 2020’de çeyrek final maçları bugün oynanacak İsviçre- İspanya ve İtalya- Belçika karşılaşmalarıyla start alacak. Kalan ülkelere ve Avrupa haritasına baktığımızda ilginç coğrafi konumlar ortaya çıkıyor.

Turnuvanın şüphesiz favorisi İtalya, Akdeniz’e kıyısı olan bir ülkedir. Keza şampiyonanın Almanya ile birlikte en çok kazananı İspanya da Akdeniz’de yer alır.

Son yıllarda kulüp takımları, yıldız isimleri ve aldıkları sonuçlarla dikkat çeken İngiltere, Belçika ve Danimarka ise Kuzey Denizi’ne kumsalları olan topraklardır.

Öte yandan yine kuzeydoğu ülkesi olan ve ne eksik ne fazla istikrarlı futboluyla tanınan Ukrayna’nın Karadeniz’e kıyısı vardır. Turnuvanın sürpriz ve bomba takımları İsviçre ve Çekya ise denizle bağlantıları bulunmayan Orta Avrupa ülkeleridir.

Tüm bu verilere baktığımızda kupa diyorum Kuzey’e mi, Güney’e mi, yoksa Orta Avrupa’ya mı gidecek?

Grup karşılaşmalarında İtalya’nın futbolu ile “Ölüm Grubu”nun maçları futbolseverlerden büyük övgü aldı. 16 Turu’nda ise İsviçre-Fransa ve Hırvatistan-İspanya maçları hem skoru, hem geri dönüşleri hem de oynanan futbol ile belki de turnuvanın en iyi performansları olarak hafızalarda yer alacaktır.

Hatta sosyal medyada 28 Haziran’ın bundan böyle futbol günü olarak ve hatta hatta Copa America’da o gün Ekvador’un dünyanın en popüler takımı Brezilya ile berabere kalmasıyla “Dünya Futbol Günü” ilan edilmesi için futbolseverler ve de fenomenler yazılar paylaşmıştı.

İsviçre, Çekya, Danimarka ve Ukrayna’ya bakıyorum, kıskanıyorum, imreniyorum, gıpta ediyorum ve böyle güçlü turnuvalarda bu tarz futbol oynayan ülkeler oldukları için de seviniyorum. Dönüp bizim oynadığımız futbola bakıyorum, kadroyu inceliyorum yanlış olan ne akıl sır erdiremiyorum.

Diyeceksiniz ki, Şenol Hocanın demode oyun stili, yanlış oyuncu seçimi ve oyun içinde yanlış değişiklikleri sebepleridir. İyi de madem hal böyle, Samsunspor’dan da tanıdığımız Petkoviç İsviçre’ye önemli bir katkı mı sağlıyor? Bu sütunlarda da yazdığımı gibi İsviçre yıldız ve teknik isimleriyle, ferdi hareketlerle ve de kaptanının menthal davranışlarıyla turnuvaya damgasını vuruyor. Yine Frank De Boer, Hollanda’nın şu kadrosuna bir şey mi verdi? Tabii ki hayır! Öyle olsa grubu namağlup tamamlayan hocayı görevden alırlar mıydı? Turnuvanın en kötü performansı bizde, bizim hoca hâlâ görevde! Yani şunu demek istiyorum. Burak Yılmaz kaptan olarak saha içerisinde takımı toparlamalıydı. Eğer bunu yapamıyor isen takım kaptanlığı görevi ne işe yarar. Pazubenti saha içinde takımı toparlayan, ateşleyen ve gerekirse yanlışı sezip takıma doğrusunu yaptırarak galibiyete taşıyan isim takmalıdır. Merih Demiral bana göre en doğru isimdir.

Turnuva ile ilgili özet bir analiz yaptıktan sonra gelelim çeyrek final maçlarına…

Hemen şunu belirteyim ben şampiyona öncesi çapraz eşlemeler ve maçları oynatarak masa başında ve kâğıt üstünde İtalya-İngiltere finalini işaretlemiştim. Tabii gönül vatansever olarak İngiltere-Türkiye yarı finalini oynatmış ve hatta olur ya İtalya-Türkiye final oynar ise yine bu sütunlarda açılış maçı kapanışı da yapabilir diye yazmıştım. Biz gerçeklere dönelim. Bana göre ufukta İtalya-İngiltere finali görünüyor. Fakat bu turnuva şunu gösterdi ki masa başı, kâğıt üstü bir şey ifade etmiyor. Futbolu popüler yapan cilvesi yine öne çıkıyor. Son düdük çalmadıkça henüz her şey bitmiş değildir ve her an her şey olabilir. Beyaz çizgi içinde o gün takım oyununu doğru oynayan ve oynatan maçı kazanır. Takım veya ülke ismi fark etmez. Elenen isimlere bakıp net bir tahminde bulunmak zordur. Pandemi şartlarına rağmen keyifli maçlar ve güzel bir turnuva oluyor. Hepsi kupayı sonuna kadar hak ediyor.