BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

MEKKE, tarihte ilk kurulan şehir… Tevhit akidesinin merkezi… Kudüs, Mekke’den 40 yıl sonra kuruldu. Rabbimizin, “Etrafını mübarek kıldık” (İsra, 1) buyurduğu kutsal belde… İkisi de güzel şehirler.

Güzelin düşmanı çok oluyor. Kudüs defalarca göze geldi. Yabancı ellere geçti. Ömerler, Selahattinler özgürlüğüne kavuşturdu Kudüs’ü. Nice entrikalar sonucu Kudüs yine kan ağlıyor. 70 senedir özgürlüğüne kavuşmayı bekliyor.

Kudüs özgünlüğünü “ilk kıblemiz” oluşundan alır. Ümmetin ihtilafsız ortak davasıdır.  Müslümanların vahdetini sağlayacak bir dava. Ümmetin çeşitli coğrafyalardaki savrulmalarına çekidüzen verecek bir ölçü. İmanını azık yapmış yiğit direnişçilerin diyarı.

2. Abdülhamit Han Filistin bölgesini gözü gibi korudu. Oraya özel birlikler gönderdi. Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan 1969’dan itibaren Kudüs’ü dava edindi. Bu uğurda nice bedeller ödedi. Konuya duyarlı dünya liderleri, “Erbakan Kudüs davasında bize öncü oldu” diyorlar.

Ümmet, her yıl Ramazan ayının son cumasını “Dünya Kudüs Günü” olarak anıyor. Davasını unutmuyor. Mescid-i Aksa’nın aslı hüviyetini koruma mücadelesi veriyor. 25. 6. 2016’da AGD’nin Ankara’daki “Kudüs Günü” programına katılan İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammet İbrahim Fard bir hakkı teslim etti: “Erbakan vefalı bir Kudüs dostuydu. Balkanların, Bosna’nın kurtuluşu için yaptıklarının bizzat şahidiyim.”

Kudüs mücadelesi bitmeyecek. Çünkü Kudüs İslam’ındır; Müslümanların şehridir. Geçmişte görüldüğü gibi, İsrail orada kalıcı değildir. Ümmet bugün Ömerli, Selahattinli günlerini gözlemektedir.

TAVRIMIZ NET OLMALI

TÜRKİYE’DE 14 yıldır İsrail’e karşı tavrını netleştirememiş bir iktidar iş başında. TBMM’de geniş “İsrail Dostluk Grubu”nu oluşturdu; bunu saklamaya çalıştı. Halka karşı İsrail’i ver yansın etti; Şimon Peres’i TBMM’de konuşturdu. Yine Peres’e “One minute” dedi; lobiye iner inmez, “Benim tepkim moderatöreydi” demeye başladı. Halkın gazını almak için İsrail’e demediğini bırakmadı; İsrail’le ticaret hacmini en yüksek noktaya ulaştırdı. İsrail’e şartlar ileri sürdü; verdiği sözü unutup onlarla anlaştı. Lafla halkın; icraatıyla İsrail’in gönlünü yaptı.

2010’daki Mavi Marmara saldırısı Türkiye’yle İsrail’in arasını açtı. Son 1.5 yılda gerginlik arttı. İsrail, masum insanlara saldırdı; değerlerimizi çiğnedi. Mescid-i Aksa’ya postallarıyla girdi; altına tüneller kazarak yıkılmasını hedefledi.

Hükümet, normalleşme, yumuşama adına, son aylarda şartlarını İsrail’in belirlediği gizli anlaşma arayışına girdi.

Hükümet Mavi Marmara katliamı sonrası İsrail’e 3 şart koştuğunu kamuoyuna duyurmuştu: 1. Gazze ablukasının kaldırılması, 2. Mavi Marmara şehitlerinin yakınlarına tazminat ödenmesi, 3.Yapılanlardan özür dilenmesi.

Uygulamalarından Hükümet’in taviz vereceği anlaşıldı. Anlaşma öncesi nice uyarılar yapıldı. Saadet Partisi, “İsrailli katiller hesap vermeli, insanlık suçu olan Gazze ablukası kaldırılmalı” diyordu. İHH, “İsrail hiçbir sözünü tutmadı, anlaşma yapılmasın” görüşündeydi. AGD, “O masaya oturmayın” şeklinde uyardı. Milli Gazete hata yapılmaması için günlerce yol gösterici yayın yaptı.

İHANET ANLAŞMASI

DÜNYA Kudüs Günü’nden 5 gün önce yapılan anlaşma herkesi şoke etti. Hükümet, daha önce söz verdiği şartları askıya aldı; kamuoyunu ikna edecek ifadeler kullanmaya başladı.

Anlaşma sonrası yaşananlar düşündürücüydü. Her anlaşma sonunda 2 ülke yetkilileri basının karşısına geçer; resimler servis edilir; anlaşmanın içeriği kamuoyuyla paylaşılırdı. Bu sefer, 2 lider ayrı açıklamalar yaptı. İsrail’in Siyonist Başbakanı Binyamin Netanyahu anlaşmayı bayram coşkusu ve zafer şeklinde duyurdu. Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım konuşurken yüzü asık, endişeli ve suç işlemiş gibiydi. Sürece desteğinden dolayı Erdoğan’a teşekkürü unutmadı.

Anlaşmada “abluka” yerine “ambargo” ifadesine yer verilmiş; Gazze ablukasında İsrail’in eli güçlendirilmişti. “Tazminat” yerine “fon” ifadesi kullanılarak; hukuki ceza olması gereken konu, yardım havasına büründürülmüştü. Geçmişte İsrail Cumhurbaşkanı’nın Erdoğan’ı araması özür (!) sayılmıştı.    

Mavi Marmara şehidi Çetin Topçuoğlu’nun eşi Çiğdem Hanım’ın sözleri ortak endişeyi yansıttı: “Ölseydim de bu günü görmeseydim.”

Yandaş medyanın anlaşmayı zafer gibi yansıtıp vaziyeti kurtarmaya çalışmasına tepki gösteren İHH Başkanı Bülent Yıldırım, “Anlaşma zafer değil” açıklaması yaptı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak da anlaşmaya sert çıktı: “Bu anlaşma Türkiye halkına, İslam dünyasına, Mavi Marmara şehitlerine, Filistin davasına ihanettir.”

Anlaşma Siyonistleri sevindirdi. Tel Aviv’de bayram havası oluştu. ABD teşekkür etti. Batılı ülkeler memnun oldu. Fakat, Türkiye halkı endişeye kapıldı. Mirasımız Derneği anlaşmanın sonucunu özetledi: “Gazze İsrail’in insafına terk edildi.”