Bir düşünür, dünyevi özellikleri olan, insan zihninden çıkmış her sistem ve ideoloji, ne kadar güçlü olursa olsun, içinde barındırdığı arazlarla kendi sonunu kendi hazırlar diyordu. Bugün gizli veya aşikar şekilde, türlü şeytani stratejilerle dünyayı kontrol eden, Amerika nın hamiliğini üstlendiği Siyonizm ve kuduruk İsrail devleti de bir şekilde kendi sonunu hazırlamaya devam ediyor. Herkes biliyor ki, Amerika, "Teröre karşı topyekün Haçlı savaşı" narasıyla başlattığı ve temelinde dünya enerji piyasasını kontrol etmek amacını güttüğü Büyük Ortadoğu Projesi ne, İsrail devletinin güvenliğini sağlamak için start vermişti. Önce Afganistan, sonra Irak ın işgali ABD güdümlü medya organlarının müthiş propagandası ile o dönemde dünya üzerinde yaşayan tüm Müslümanlar "terörist" damgasıyla damgalanıyor, batılı toplumlar Müslümanları kelimenin tam anlamıyla izolasyona tabi tutuyordu. Siyaseti ve toplumsal yapısı batılı toplumlarca şekillendirilen Müslüman devletler, bu kargaşa içinde meramlarını anlatacak, bu izolasyonu kıracak hiçbir harekette bulunamıyordu. Müslüman kimlikli devletlerin birlik ve dirliğini sağlayacak bir lider ülkenin olmaması, Türkiye nin tarihten kaynaklanan liderlik vasfını uluslararası arenada heder etmesi sebebiyle, küresel eşkiyalar Ortadoğu da istedikleri gibi at oynatır hale gelmişlerdi.

Dünya giderek bir korku imparatorluğuna dönüşüyordu Amerika ve yalaka yandaşlarının ellerinde tuttukları silah teknolojisi, her ülkenin korkulu rüyası haline geliyordu. Ortadoğu daki Müslüman kimlikli ülkeler, her an "Amerika bize ne zaman bulaşacak" endişesiyle yaşarken, Amerika ve İsrail de zaman zaman etraflarına hırlamaya devam ediyorlardı. Ve korku imparatorluğunun çanı yüksek perdeden çalmaya başladı İsrail, iki askerini bahane ederek önce Filistin e, sonra Lübnan a bombalar yağdırmaya başladı Tatilimiz boyunca yüreğimiz hep yandı Tasmasız Siyonistlerin Filistin ve Lübnan topraklarına yağdırdıkları ölüm bombaları, yüreğimizin ta üzerine düştü. İsrail in Filistin ve Lübnan topraklarında estirdiği vahşet, "Hakkın değil, gücün söz sahibi olduğu dünya gerçeğini" bir kez daha anlamamıza vesile oldu. Ortadoğu cayır cayır yanarken, kendisini dünya jandarması olarak gören Amerika ve yalaka ülkelerden hiç birisinden, bu vahşete son verilmesi yönünde bir tepki gelmedi. Siyonistlerin güdümündeki Amerika, kuduruk İsrail in tasmalanması yönünde elini bile kımıldatmadı. Bizim dikkatimizi çeken şey, kuduruk İsrail, sağa sola bomba yağdırırken güdümlü medyamız ise bunu "Ortadoğu da Savaş" diye lanse etmeye çalışıyordu. Oysa yaşanan İsrail in düpedüz Uluslararası Antlaşmaları ihlal ederek etrafındaki ülkelere saldırması ve terör estirmesiydi.

Yazımızın başındaki "En güçlü sistemlerin bile kendi sonunu hazırlaması" konusuna geri dönelim Her şerde bir hayır olabilir hikmeti gereği, bize göre İsrail in Ortadoğu da estirdiği vahşet, uluslararası güçlerin şeytani stratejileriyle dağılmış, savrulmuş, birlik ve dirliği olmayan Müslüman ların toparlanmasına vesile olmuştur. Dünyayı kafalarının estiği gibi yöneteceklerini zanneden, ellerindeki güçle korku imparatorluğu kuran Siyonistler ve onların güdümündeki Amerika ya karşı, ruhumuzun derinliklerine ittiğimiz kin ve nefret, yaşadığımız son vahşetle su yüzüne çıkmıştır. Müslüman kimlikli devletler artık dünyanın başbelalarının kim olduğunu çok iyi görmüşlerdir İsrail in attığı her bomba, yetim bıraktığı her çocuk, gözü yaşlı her anne-baba, şehirleri harap eden her füze, Müslümanların kenetlenmesine ve lanet yumağının büyümesine sebep olmaktadır. Ellerindeki gücü yenilmez zannedenlerin, kurdukları eşkiyalık sisteminin sonsuza dek sürecek zannedenlerin yok olacakları nokta burasıdır.