“KOCAMAN zafer!” başlığına muadildi diğer gazetelerin de futbol sayfalarının girişine yazdıkları… İşte böyle, havasındaki yorumcuların hepsi çok memnundu 2-0’lık sonuçtan.
Bir önceki hafta nizami golü iptal edilerek Konyaspor’un elinden kurtarılan M.Başakşehir’I FB’nin 2-0 yenmesiydi destanlaştırılan… Üstelik maç Başakşehir sahasındaydı gibi bir kuvvetlendirici serum da takılmıştı yorumlara
Halbuki İstanbul’un orta yerindeki bir Başakşehir’i Fenerbahçe’ye deplasman saymak, övgücülerin bir kastı olmadan da rakiple eşitlemeye çalışarak küçültmeye çalışması olduğu her yerden görülebilirdi.
Bir İstanbul ilçesinin adını almasına rağmen, birleştirilerek ortadan kaldırılan eski mahallelerin ruhiyatına dahi yabancı kalan ve hayali olmayan Başakşehir, Barcelona’ya kadar para savursa ne olur? Avrupa’da olmaz, kupadan da silinir.
Gelişleri, siyasetimizdeki Demirel gelişlerini andıran Kocaman’ı muzaffer ilan edenlerin neden 6-0 değil hesabında olmamaları, FB’de görülen yükselişte tuzumuz olsun takıntısından kaynaklıdır ancak.
Maç öncesi günlerde bizim de sayfamızda dikkatlere sunmaktan kaçınmadığımız atanan hakem itirazlarına, tüm yorumcuların maç oynandıktan sonra cevap vermeye çalışmaları, tek tip yetiştirilme sayılmalarına delildir, kanıttır, ispattır.
Hakem iyi maç yönetti dediler. Sanki görevi bu değilmiş gibi.. Lütfetmiş gibi.. Daha da ileri giderek kimi, FB yöneticilerini kastederek “utandılar mı şimdi” sorusunu da sordular. Bu ayıplarına cevap çok kolaydır.
Neden o yorumcuların hiç biri maç öncesi o hakemin iyi yöneteceğini söyleyemedi? Neden maç sonunda savunduklarının yarısı kadar savunmamışlardı? Kim, kimdir bu ülkede iyi bilinir.
Sık kullandıkları “utanma” sıfatına önce hakemlerimiz sahip çıkmalıdır. Kamuoyunun, her maçlarını ve her kararlarını sürekli tartışması, futbolseverleri rahatsız ettiği kadar rahatsız etmeli onları da en azından.
Emekliliğinde bakan olmuş, parti de kurmuş bir Mülkiye hocasının, ilk dersinde talebelerine söylediği “Anayasa’yı onların yapması önemli değil. Zira yorumlayacak olan biziz!” sözünü duyduğumda irkilmiştim. Seni cinayet zanlıları gelmişti nedense aklıma. Şimdilerde ise, FİFA’nın kurallarını sahada uygulayanları köşelerinde yorumlayanları her okuduğumda tekrar hatırlıyorum.
Birkaç cümle de Konyaspor kalecisi Serkan Kırıntılı için yazalım. Hak ediyor!
Fanatik gazetesinden Safa Can Konuksever, “2014’den beri yükselen, parlayan, bağıran performansını Milli Takımla taçlandırmayanların bir kez daha yüzünü kızartan bir kaleci…” diye yazınca, hem adilliğinin farkedildiğini belirtmek, hem de küçük bir düzeltme yapmak ihtiyacı hissettik.
Milli Takım taçlandırıcıların, başarılı olmaları için kalecilerinin de başarılı bir kaleci olması gerekirdi, hükmünün içine gizlenen, niyetleri başarılı olmaktı kanaatinin külliyen yanlış bir hüküm olduğu bugün ayan beyan ortada iken… Genç yazar kardeşimizi uyaralım dedik.
Serkan Kırıntılı’nın demeç kalecisi olmadığını da vurgulayarak, kalemimizin ucuna gelenleri böyle yazmış olalım. Bir takıma yakıştırılacak fanatik, manatik, bankamatik hesaplarımız olmadığının bir kez daha ilanı sayılsın…