Hemen her gün medyaya köpek dehşeti(!) ile ilgili haberler yansıyor. Özetle sokaklardaki sahipli ya da sahipsiz köpeklerin insanlara saldırıları sadece çocuklara değil, büyüklerin de bir köpeğin saldırısına uğraması gerçek bir vahşettir. Ancak, haberlerde genellikle köpekler suçlanıyor ve böylece bu tür olayları önlemesi gereken makamlar sorumluluktan kurtarılmış oluyor. Aslında kurtarılması mümkün değil de, haberleri okuyanlar bu işte köpekleri sorumlu olarak görmeye yönlendiriliyor. Köpekler sorumlu ise sokakların sahipsiz köpeklerden kurtarılması gerekiyor. Bunun için geçen sene bazı kararlar alındı, uygulamaya konuldu, böylece sokakların sahipsiz hayvanlardan temizleneceği ileri sürüldü. Sokak havanlarına karşı uygulamaya konulan karar istenen sonucu vermedi. Çünkü olay enine boyuna araştırılarak uygulamaya geçilmemişti. Zaten ülkemizde genellikle ayaküstü alınan kararlardan istenen sonuçların alınması hiç mümkün olmuyor. Çünkü eğer sokakların sahipsiz hayvanlardan temizlenmesi isteniyorsa ilk şart var olanların toplanıp barınaklara yerleştirilmesi gerekiyordu. Bunun da ötesinde sahiplenilmiş köpeklerin birdenbire elden çıkartılması da gündeme geldi. Sokaklar sahipsizlerden temizlenecek iddiası ile harekete geçilmesine rağmen sokaklarda sahipsiz hayvanların sayısı kısa sürede arttı.

            Bu artışın çeşitli sebepleri olmakla birlikte öncelikli olarak yeteri kadar hayvan barınaklarının açılması gerekiyordu. Yani sokaktaki sahipsiz hayvanın sokaktan kurtarılması için ona kucak açacak yerlere ihtiyaç vardı. Çünkü özellikle hayvanlara çip takılması ile her hayvan bir kimliğe kavuşuyor ve sahiplenenin onu her ne sebeple olursa olsun sokağa atmasına sınırlama getirilmiş oluyordu. Yeteri kadar barınak oluşturulmadığı için hayvanlar sokaklarda yaşmaya devam ettiler. Buna bir de ev hayvanlarına bakımın giderek maddi bakımdan şartlarının ağırlaşması, geçim derdine düşen insanların bir kısmı ellerindeki hayvanları çip takılmadan sokaklara attılar. Böylece sokaklarda köpekler yok olacakken arttı. Aradan geçen süre içinde yeni doğumlarda devreye girince sokaklarda özellikle köpekler gruplar halinde dolaşmaya başladılar. Hâlbuki yeteri kadar barınak yapılmış ve çipleme ondan sonra başlatılmış olsaydı, hayvanlarını sokağa atmak yerine pek çok kişi götürür barınağa teslim ederdi. Böylece hem sokak hayvanları bir yuvaya kavuşmuş hem de sokaklarda sık sık haber olan köpek saldırıları meydana gelmezdi.

            İşin bu boyutunu ilgililer de biliyorlardır. Ne var ki iş ciddiye alınmıyor, alınan karar uygulanmadan uygulanıyormuş havası veriliyor. Bu arada kedi ve köpeklerin belli zamanlarda aşılanması gerekiyor. Aşı fiyatlarının ikiye, üçe katlaması da bir gerçek. Yani evde bir kedisi olanın hayvanı yavrulamış ise bir tane olan kedi 3-4 yavru yapınca aşı parası bile bin lirayı geçiyor. Kısırlaştırma operasyonunun ücreti bin liraya yaklaştığı eklenince evde hayvan sahibi olmanın bedeli ağırlaşıyor. Hâlbuki hayvan barınakları yeteri kadar devriye sokulmuş olsaydı bu işler çok daha ucuza halledilebilir, sahiplenen için de sorun olmazdı. Kısacası, hayvanların birer can oldukları, onların da ilgiye ihtiyaçları olduğunu unutmamak gerekiyor.

            Bu bakımdan sokakların kedi ve köpeklerden kurtarılması büyük bir mali külfet de getirmiyor. Ancak, işin ciddiye alınması, özellikle insanlara saldıran  hayvanların suçlu ilan edilmesi ile sorunun sorumluluğundan bir takım yöneticilerin kurtulmalarının mümkün olmadığını anlamaları gerekiyor. Her saldırı haberi bana bu işte insanların suçu ne orandadır sorusunu hatırlatıyor. Özellikle bazı insanlar özellikle sokak köpeklerinden çok korkuyorlar ve bu korkuları sebebiyle sokakta köpek gördüklerinde tepki veriyorlar, bu tepki de karşı tepkiye yol açıyor. Böyle olunca da tüm sokak hayvanlarının kökünü kazımak mümkün olmayacağına göre onların birer yuvaya kavuşturulması, ille de bir hayvan sahiplenmek isteyenlerin barınaklara giderek oralarda hayvan sevgilerini tatmin etmeleri gerekiyor. Böylece hem hayvanlar sıcak bir yuvaya kavuşmuş, hem de insanlar hayvan sevgilerini karşılamış olurlar.