Giriş
Devletin istatistikî verilerine ve yapılan akademik
çalışma sonuçlarına göre Türkiye de alkol, uyuşturucu kullanma ve fuhuş yaşı,
12 yaş civarındadır. Türkiye de `eşcinsellik (!) ve `Nikâhsız Birlikte
Yaşam (!) yaygınlaşmakta, `gayrı meşru çocuk sayısı artmaktadır. Toplumsal
değerlerdeki çözülmeye bağlı olarak aile yapısında çözülme hızlanmakta, rüşvet,
yolsuzluk, hırsızlık ve şiddet artmaktadır.
Medya/Sosyal Medya, internet, yabancı istihbarat
örgütleri, mafya, fuhuş ve eğlence sektörü, müzik sektörü, kozmetik ve moda
sektörü, bu millete yabancılaşmış Batı kültür ve medeniyetinin savunuculuğunu
yapan STK lar, ahlakı yozlaştırma hareketinin baş aktörleri olarak görev icra
etmekteler. AB fonları, ABD vakıf fonları ve dünya bankası kredileri bu amaçla
kullanılmaktadır.
Bu sebeplerden dolayı bugün Türkiye de değer eksenli,
kültür ve medeniyet eksenli, ümmet şuurlu, kadrolu, plan ve programlı,
stratejik düzlemde topyekûn ve sınırsız bir siyası mücadeleye ihtiyaç vardır.
Mevcut şartlarda bu mücadeleyi, Parlamento düzleminde yürütebilecek hareket,
Milli Görüş hareketidir. Böylesi tarihi bir dönemeçte yapılan Saadet Partisi
kongresi, çok hayatı önemde idi. Tek liste ile kongre yapma geleneği olan Milli
Görüş Hareketi, üç kez bu geleneğini koruyamamıştır. FP döneminde Gül, Saadet
döneminde Kurtulmuş ayrı listeler çıkararak hareket içerisinde gerilime ve
arkasından ayrışmaya neden olmuşlardır. Mayıs 2014 Saadet Partisi kongresinde
Fatih Erbakan, ayrı bir liste çıkararak kongreye katılmıştır. Bu noktada seçimi
kaybetmiş olan bir liste, farklı bir parti inşası veya farklı bir partiye
iltihak arayışına girmemeli ve Milli Görüş hareketi içerisinde çıbanbaşı
olmamalıdır. Bu iki sonucun olmaması için gerek Fatih Erbakan ın, gerek Oğuzhan
Asiltürk ağabeyin ve gerekse Mustafa Kamalak ın yerine getirmesi gereken
sorumlulukları vardır.
Burada bu bağlamda kardeşliğin tesisi konusu ele
alınacaktır.
Değer Eksenli Kardeşlik
Genel anlamda kan merkezli, süt merkezli ve değer
merkezli olmak üzere üç tür kardeşlik vardır. En genel anlamda inanç/iman
kardeşliği, belli ortak değerler etrafında toplanan insanların birbirlerine,
ötekilere nazaran, ayrı bir sevgi bağı ile bağlanmaları ve ayrı bir ilişki,
dayanışma içerisinde bulunmalarıdır.
Değer eksenli kardeşliğin en güzel örneklerinden birini,
Kur an da Rum Süresinin 1-4 ayetlerinin nazil olmasına sebep olan olayda
görebilmekteyiz. Süre, İran-Bizans arasında 613 de başlayıp 616 da Bizans ın
mağlubiyeti ile sona eren savaşın geleceği ile ilgilidir. Mekkeli müşrikler,
Kitap Ehli olan Bizans ın mağlubiyetine sevinerek, Müslümanlara meydan okurken
kardeş kelimesini kullanmaları dikkat çekicidir:
Siz ve Hıristiyanlar Ehl-i kitapsınız, biz ve İranlılar
ümmiyiz (kitap sahibi değiliz). Bizim kardeşlerimiz sizin kardeşlerinizi
tepelediler, biz de sizi tepeleyeceğiz (1)
Mekkeli Müşrikler, İran ın putperest olmuş olması
nedeniyle İranlıları kendilerine kardeş; Bizans ı da, Ehl-i Kitap olmasından
dolayı, Müslümanlara kardeş olarak görmekte, İran ın zaferinden dolayı
sevinmektedirler. Bunun karşısında Müminler de Ehl-i Kitap olan Bizans ın
Putperestler karşısında yenilmiş olmalarına üzülmektedir. İşte Rum 1-4
ayetleri, böyle bir psikolojik ortamda nazil olmuştur.
Mekkeli müşriklerle Müslümanlar arasında ortak payda
olarak kan bağı vardı, birbirlerinin akrabaları idiler. Böyle olmuş olmalarına
rağmen değil kardeş olma, arkadaş olmaları bile mümkün olamamıştır. Mekkeli
müşrikler görmedikleri, tanımadıkları, hiçbir kan bağı, akrabalık ilişkisi
olmayan putperest İranlıları, değerler sisteminin ortak oluşundan dolayı kardeş
olarak kabul etmişler ve kendi kan bağı ile bağlı oldukları insanları,
akrabalarını ret etmişlerdir. Aynı tutum, davranış ve anlayış Müslümanlar için
de geçerli olmuştur.
Tarihte bu güne kadar görülmüş en büyük değer, inanç,
eksenli bir kardeşlik örneği, Müslümanların Mekke den Medine ye hicretiyle
Medine de yaşanmıştır. Hz. Peygamber kendi akrabalarının zulmünden kaçarak
Mekke den Medine ye göç eden (muhacir) Müslümanları, kendileri ile kan bağı
olmayan Medine nin yerli Müslümanları (Ensar) ile birbirlerine varis olabilecek
bir hukukla (başlangıçta) bire bir kardeşleştirmiştir. Ensar malını, mülkünü
muhacirlerle paylaşmıştır (59 Haşır 9). Aynı değer sistemi mensupları,
birbirlerini kardeş olarak kabul ederken; farklı değer sistemi mensupları
birbirlerini kardeş kabul etmezler/edemezler. Müminler kendi içlerinde
müşrikler ve kâfirler de kendi içlerinde kardeştirler (7 Araf 202; 9 Tevbe
8-11; 59 Haşır 11).
Milli Görüş Hareketi içerisinde yaklaşık 30-40 yılını
geçirmiş ve bedel ödemiş dava adamlarının (Ak saçlılar) bugünkü tarihi
sorumluluğu, değer eksenli kardeşliğin gerektirdiği bir tavrı ortaya koymak,
kongre öncesi ve esnasında oluşmuş yaralar varsa, onları sarmak, kırgınlıkları
gidermektir. Bunun için ilk adımı atması gereken Yüksek İstişare Kurulu Başkanı
Oğuzhan Asiltürk Ağabey ile Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak tır.
Müminlerin Kardeşliği: Allah ın Emrettiği Şekilde
Kardeşler Olmak
Müminleri kardeş yapan bağ, Allah ın gönderdiği
Kur an dır ve Hz. Peygamberin Sünnetidir. Kur an-Sünnet merkezli bir dayanışma,
onları kardeş kılmış, her türlü ihtilafları onun hakemliğinde çözerek adaleti
tesis etmişler ve dağılıp parçalanmaktan kurtulmuşlardır. Kalpleri onun
sayesinde birbirlerine ısınmış, aradaki soğukluk sıcak bir sevgiye dönüşmüş,
böylelikle ateşe düşmekten helak olmaktan kurtulmuşlardır (3 Al-i İmran 103).
Ayet ve hadislerde iman edenlerin arasındaki ilişki, din
kardeşliği ile belirlenmekte, tüm tutum ve davranışları buna göre
şekillendirilmektedir. Tüm Müslümanların bu sorumluluk bilinci içerisinde
hareket etmesi istenmektedir. Kur an da müminlerin `Kardeş olduğunu söyleyen
ayete, aralarında çatışma/ihtilaf bulunan müminlerle ilgili arabuluculuk
görevinin diğer müminlere yüklenmesinden sonra yer verilmiş olması, Kur an ın
müminlerin kardeşliğine verdiği önemden dolayıdır:
Mü minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını
bulup-düzeltin. Şayet biri diğerine haksızlıkla-tecavüzde bulunacak olursa,
artık, haksızlıkla-tecavüzde bulunanla, Allah ın emrine dönünceye kadar
savaşın; eğer sonunda (Allah ın emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle
aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah, adil olanları
sever.
Mü minler ancak
kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah tan
korkup-sakınınız. (49 Hucurat 9-10)
Müminler kardeş oldukları için çatışan iki tarafın
arasını bulmaya çalışmak, diğermüminlerin aslî görevi olmaktadır. Bu görev, sadece arayı
bulmak için salt temaslar yapıp, uğraştık ama olmuyor diyerek ifa edilen bir
görev değildir. Tamamen çatışmayı durdurmaya dönük olup haksız olana karşı
tavır almayı, onu barışa zorlamayı öngören ve hatta kuvvet kullanmaya kadar
uzanan bir yaptırım tarzıdır.
Hz. Peygamber, Müminler arasındaki kardeşlik
sorumluluğunu, ana yasal bir sorumluluk olarak Medine anayasasına
koydurmuştur(2):
Madde 13- Takva sahibi mü minler, kendi aralarında
mütecavize veya haksız bir fiil ika ını tasarlayan, yahut bir cürüm yahut bir
hakka tecavüz veyahut da mü minler arasında bir karışıklık çıkarma kasdını
taşıyan kimseye karşı olacaklar ve bu kimse onlardan birinin evladı bile olsa,
hepsinin elleri onun aleyhine kalkacaktır.
İşte Milli Görüşçüler, böyle bir kardeşliğin tesisi için
seferber olmak ve üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmek
zorundadırlar.
İslam ın istediği değer merkezli bir kardeşlik, kalbin
derunundan gelip dilden dışarıya rahmet, bereket, sevgi, şefkat ve merhamet
yayan Allah ın emrettiği şekilde Kardeş olabilmektir :
Selamı yaygınlaştırın, yemek yedirin, Allah Teâla
hazretlerinin size emrettiği şekilde kardeşler olun! (3).
Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en
yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekabet etmeyin, hasedleşmeyin,
birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, ey Allah ın kulları,
Allah ın emrettiği şekilde kardeş olun. Müslüman Müslüman ın kardeşidir. Ona
(ihânet etmez), zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkîr etmez. Kişiye şer
olarak, Müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her Müslüman ın malı, kanı
ve ırzı diğer Müslüman a haramdır.
Allah sizin suretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz, fakat
kalplerinize ve amellerinize bakar. Takva şuradadır- takvâ şuradadır, takvâ
şuradadır, (eliyle göğsünü işaret etti). Sakın ha! Birinizin satışı üzerine
satış yapmayın. Ey Allah ın kulları kardeş olun. Bir Müslüman ın kardeşine üç
günden fazla küsmesi helâl olmaz. Pazarlığa girip yalandan fiyat
yükseltmeyin . Bölünüp dağılmayın . Birbirinize küsmeyin (4).
Burada `Allah ın emrettiği şekilde kardeş olabilmek için
Müslümanların dikkat etmesi gereken hususlar açıklanmaktadır. Bunlara dikkat
edilmezse toplumsal bünye tahrip olacak, birlik, beraberlik, dirlik ve
dayanışma yok olacaktır. Çünkü müminler, Hz. Peygamber in tabiriyle, bir
bedenin organları, bir bütünün parçaları gibidir/olmak zorundadır:
Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette,
birbirlerine şefkatte mü minlerin misali, bir bedenin misalidir. Ondan bir uzuv
rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler. (5)
Böyle bir şuurun meydana gelebilmesi için müminler, sıdk
ve Birr ehli olmalıdırlar (6). Hz. Peygamberin bir vasiyeti olan Veda
Hutbesi nde, Müslümanların kardeş olduğunu vurgularken kardeşliği bozacak
davranışlardan kaçınılması üzerinde özenle durmuştur (7). Unutulmasın ki Veda
Hutbesi, Allah ın Resulü nün bize bir vasiyetidir. Öyleyse bünyeyi tahrip eden,
etmeye yeltenen ve bunda ısrarcı olanlara karşı yekvücut olma zamanıdır.
Oğuzhan Asiltürk Ağabey ve Mustafa Kamalak Hz. Yusuf Gibi
Davranmak Zorundalar
Kur an-ı Kerim olumlu ve olumsuz davranış sergileyen kan
merkezli kardeşleri bizlere örnek olarak vermektedir:
Habil-Kabil (5 Maide 27-31)
Hz. Yusuf ve Kardeşleri (12 Yusuf 1-100)
Hz. Musa ve Kardeşi Harun (10 Yunus108; 20Taha 30-32; 25
Furkan 35; 28 Kasas 34,35)
Hz. Davud a gelen İki Davalı Kardeş (38 Sad 23)
Kabil kardeşi Habil i öldürür. Hz. Davud a gelen iki
davalı kardeşten zengin olan fakir olan kardeşinin bir tane olan koyununu
elinden almaya kalkar. Hz. Musa ise kardeşi Hz. Harun u kendi yerine vekil,
yardımcı seçer.
Hz. Yusuf un kardeşleri, babaları Hz. Yakub un Hz.
Yusuf u çok sevmiş olmasından dolayı onu kıskanırlar ve öldürmeye karar
verirler. Bu amaçla onu kuyuya atarlar. Hz. Yusuf, ticaret kervanı tarafından
kurtarılıp esir pazarında bir vezire köle olarak satılır. Hz. Yusuf ergenlik
dönemine girdiği bir zamanda, vezirin karısının isteklerini ret ettiğinden
dolayı kendisine tuzak kurulur ve hapse attırılır. Yedi yıl hapiste yatar ve
sonra vezir olarak iktidara gelir. Sonra babasını ve kardeşlerini yanına
aldırır. Hz. Yusuf kendisini ölüme terk eden kardeşleri, Hz. Yusuf un
karşısında suçluluğun derin ezilmişliğini yaşarken; 0, «Bugün size karşı
sorgulama-kınama yoktur. Sizi Allah bağışlasın. O, merhametlilerin (en)
merhametlisidir.» (12 Yusuf 92) diyerek kardeşlerini bağışlar ve geçmişe bir
perde çeker.
Başta Oğuzhan Asiltürk Ağabey ve Mustafa Kamalak olmak
üzere kongreyi kazanmış olan tüm kardeşlerimizin, kongreyi kaybetmiş tüm
kardeşlerimize söyleyecekleri söz; Bugün size karşı sorgulama-kınama yoktur.
Olmalıdır, olmak zorundadır. Çünkü Müminler dilde değil özde kardeştir.
Fatih Erbakan ın Yapması Gereken: Nisa 58-59. Ayetlerin
Gereğini Yapmak
Fatih Erbakan bir yarışa girmiş ve bu yarışta umduğunu
bulamamıştır. Milli Görüş ün delegeleri, emaneti ehil gördükleri bir
kardeşlerine tevdi etmişlerdir. Bunu saygıyla karşılamak, kabullenmek, içine
sindirmek ve seçilmiş yönetime destek ve yardımcı olmak, Fatih Erbakan ın
yapması gereken, en asıl bir görevdir. Ayrı bir baş çekmek/hizip başı olmak,
ikili yapı gibi davranmak, genel merkezi dışarıda, medyanın önünde eleştirmek,
karalamak, moral bozmak ve güç dağılımına sebep olmak Erbakan soyadına
yakışmaz; Erbakan soyadı yıpratılmamalıdır. Tüm tartışmalar, meşru yapılar,
yönetimler ve zeminlerde yapılmalıdır. Dedikodu, gıybet ve laf getirip götürme
olmamalıdır (49 Hucurat 11-13).
Unutulmasın ki böyle dönemlerde şeytanı vesvese veren çok
olur. Gene unutulmasın ki Türkiye, partiler mezarlığıdır.
Sonuç: İman Edenlere Karşı Kalbimizdeki Kini Söküp Atmak
Böyle zamanlarda takınılması gereken tavırla ilgili ölçü,
Nisa 58-59 ayetleri tarafından ortaya konulmaktadır. Konunun muhatabı olan
herkes, buna uymak zorundadır:
Hiç şüphe yok Allah, size emanetleri ehline
(sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle
hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor! Doğrusu
Allah, işitendir, görendir.
Ey iman edenler, Allah a itaat edin; peygambere itaat
edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa
düşerseniz, artık onu Allah a ve Resulüne döndürün. Şayet Allah a ve ahiret
gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (4
Nisa 58-59)
Bugün her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliği
muhtacız. Ayrıntılarda
boğulup bütünü gözden kaçırmamalıyız. Allah ın emrettiği
şekilde kardeşler olabilmek için kalplerimizdeki kin ve nefreti bir tarafa
bırakmalıyız:
Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: «Rabbimiz,
bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde
iman etmiş olanlara karşı bir kin bırakma. (59 Haşr10)
Ancak böyle bir kalbi yönelme ile Allah, kalplerimizi
birbirine ısındıracak, kardeşlik duygularımızı pekiştirecektir (3 Al-i İmran
103). Aksi bir durum hüsrandır:
Allah a ve Resulüne itaat edin ve çekişip birbirinize
düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah,
sabredenlerle beraberdir. (8 Enfal 46).
Unutulmaması gereken en önemli nokta, öldükten sonra
dirilecek, bu dünyada yaptıklarımızın hesabını, hesap gününde mutlaka verecek
ve şahit olarak da kendi organlarımızın dinleneceğidir:
Sonunda oraya geldikleri zaman, onların işitme, görme
(duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.
«Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz
aleyhinizde şahitlik eder diye sakınıp-korunmuyordunuz. Aksine, yapmakta
olduklarınızın birçoğunu Allah ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.» (41 Fussilet
20-21).
Kaynaklar
1- (734)- Tirmizî, Tefsir, Rum (3190).
2- Hamidullah M., İslam Peygamberi, İrfan Yayinevi,
İstanbul,1972
3- Kütübü Sitte, 3252, 6955 Nolu Hadisler
4- (3312)- Buharî, Nikâh 45, Edeb 57, 58, Ferâiz 2;
Müslim, Birr 28-34, (2563-2564); Ebu Dâvud, Edeb 40, 56, (4882, 4917); Tirmizî,
Birr 18, (1928).
5- (3336)- Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66, (2586).
6- Kütübü Sitte 3849, 7152 Nolu Hadisler.
7- Tirmizî, Fiten 2, (2610); Tefsir 2, (3087); Müslim,
Hacc, 194, (1218).