Türkiye de dünden bugüne tartışılan müzmin iki mesele
var: biri din, diğeri eğitim.
İki mesele de bilen bilmeyen herkesin yüksek perdeden
görüş beyan ettiği, aslında kimsenin kimseyi dinlemediği bir zemin üzerinde
duruyor.
Her ne kadar iki ayrı mesele gibi görünse de din ve
eğitim sorunu tek başlığa irca edilebilecek niteliktedir. Yani meselenin özü
din eğitimi dir.
Bu iki meseleyi birbirinden ayırdığımız içindir ki bir
arpa boyu mesafe kat edemedik.
Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı nın geçtiğimiz
günlerde Antalya da Türkiye Özel Okullar Birliği nin eğitim sempozyumunda
itiraf ettiği gibi Eğitim dünyası yazboz tahtası haline gelmiştir.
Bakan haklı, ülkemizde okulların tahtaları bile değişiyor
(akıllı tahtaya geçtik) ama yaz-boz tahtası değişmiyor. Acaba neden
Zarfla uğraşmaktan mazrufa sıra gelmediği için galiba.
Gençlik yıkıcı cereyanlarla savrulup gidiyor, biz hâlâ
eğitim adına zevahiri kurtarmaya çalışıyoruz da ondan.
O kadar büyük laflar etmenize gerek yok, sempozyum, şûra
gibi oturumları nasıl olsa yaparsınız.
Öncelikle kendinizden uzaklaşmayın yeter.
Mesela merhum Nurettin Topçu nun Maarif Davamız
kitabını baştan sona okuyup sindirin.
Bu kitap sizlere çok şeyler ilham edecektir.
Diriliş mimarı üstat Sezai Karakoç un kaleme aldığı
düşünceler-kavramlar ve kurumlar kitaplarında ortaya koyduğu fikirlere
özellikle eğitim-öğretimle ilgili bölümlere- kulak vermeli ve hayata
geçirmelisiniz.
Din ile eğitimi birbirinden ayırdığımız için çatallanan
iki problemle birden karşılaşıyoruz. Bedeni ruhtan ayırmasak sadece insan
sorununa dikkat kesilecektik. Ama şimdi iki meseleyle birlikte başa çıkmaya
çalışıyoruz: Beden meselesi ve ruh meselesi.
Problem evde kaybettiğimizi dışarıda aramamızdadır.
Değişen dünya endeksli bir eğitim anlayışı geliştirmek
neredeyse değişmez yaklaşım haline gelmiş.
Dünya değişiyor o halde . diye başlayıp devam eden
cümlelerin artık nereye çıkacağını kestirebiliyoruz. Oysa eğitim değişen bir
dünyada değişmemesi gerekenleri kalplerde sabitleme işidir.
Şayet gelişen dünyadan geride kalmamak adına değişen
dünyaya uyum sağlamayı düstur haline getirmişsek öğretim ile eğitim arasındaki
uyuşmazlığı da sineye çekmemiz gerekir.
Kem âlatla kemâlat olmayacağı kesin.
Sadece ayaklarımızı örtmeyi dert edinmişsek kafamız
açıkta kalacaktır elbet.
Bir şeyi ikide bir bozuyor değişim adına yeniden yapmaya
kalkıyorsanız sistem oluşturmakta bir sorununuz olduğu açıktır.
Antalya daki eğitim sempozyumunda Prof. Dr Üstün
Dökmen in yaptığı özeleştiri tam da bu ikilemi yüzümüze vuracak cinsten. Prof.
Dökmen soruyu herkesin hissesini alacağı biçimde soruyor: Ülkemde ya bilgide
ya da ölçme değerlendirmede hata var. Herkesin din dersi 5 tir. Ama bunca
hırsız uğursuz nereden çıkıyor Örneğin Van depreminde din ve ahlak dersinden
herkes 5 aldı. Ama kolonları kesen hırsızlar da 5 aldı
Sorunun cevabı gayet açık. Ülkemizdeki eğitim insan
yetiştirmeye yönelik değil eleman ihtiyacını karşılayacak nitelikte.
Bilmek hiçbir zaman hakikati bulmaya ya da zihinsel
olgunlaşmaya hizmet etmiyor, sadece sınavları geçmeye yarıyor.
Mesele yediğimizin yaramaması gibi bir şey.
Din ve ahlak dersinden tam puan alıyoruz, ama doğruluk ve
dürüstlükten millet olarak sınıfta kalıyoruz.
Beden eğitimi dersinden herkes pekiyi , ama gel gör ki
beden eğitiminden 100 alanların çoğu göbekli. Resim dersinden herkes üst
seviyede sınıf geçiyor, lakin hiç kimsenin düşünsel perspektifi vasatın üstünde
değil. Türkçe, edebiyat ve dil anlatımından aldığımız yüksek puanlar Türkçe ile
derdimizi anlatmaya yetmiyor.
Hülasa eğitim biçimimiz dini ve ahlaki yaşantımıza en
ufak şekilde tesir etmediği gibi dini ve ahlaki yapımız eğitsel, pedagojik
esasları hesaba katmıyor.
Eğitim sorunumuzun özü budur. Gerisi teferruattır. Sayın
Bakan Nabi Avcı nın Eğitim dünyası yazboz tahtası haline gelmiştir ifadesinin
altında bu sorunun üç beş yıllık bir sorun olmadığı on yıllar öncesine ait
köklü bir sorun olduğu gerçeği yatmaktadır.
Ne okul, ne öğretmen, ne öğrenci bunların hiçbiri eğitim
sorununun birinci aktörleri değildir. Daha başa dönmek, köklere inmek bir
eğitim felsefemiz var mı , yetiştirmek istediğimiz insan idealine dair
fikrimiz nedir , Öğrenmek ne işe yarar Bütün bunları vuzuha kavuşturarak
ancak diğer meselelerin üstesinden gelebiliriz.