Bir evvelki yazıyı Ahmet Kurucan ın " gerek klasik gerekse modern dönemlerde kaleme alınmış fıkıh müdevvenatında, İslam a göre meşru boşanma sebepleri arasında müstakil olarak koca dayağını görmeniz mümkün değildir. Eğer bu cümleyi çok iddialı bulduysanız şöyle düzeltebilirim; en azından ben, şu ana kadar yaptığım fıkıh okumalarında koca dayağını müstakil meşru boşanma sebebi sayan içtihadî bir yaklaşıma hiç rastlamadım" şeklindeki ifadeleriyle bitirmiştik.

Görünüşe göre Kurucan, gerek geçmiş ulemanın eserlerinde, gerekse modern zamanlarda kaleme alınmış çalışmalarda İslam a göre meşru boşanma sebepleri arasında "koca dayağı"nın yer almadığı konusunda yakinî bilgi sahibidir. Ancak bunu dile getirme tarzını fazla abartılı bulabilecekler için tenezzülen, kendisinin "fıkıh okumaları"nda böyle bir hükme rastlamadığını söyleyebileceğini belirtiyor.

Haydi Kurucan ın "klasik" dediği dönemin devasa birikimini bir kenara bırakalım; zira bunun altından ne kendisi hem de böyle bir "okuma"yla! kalkabilir, ne de modern zamanların diğer ictihad havarileri Böyle iddialı cümleler kurmadan önce hiç olmazsa modern dönemlerde kaleme alınmış ilgili çalışmalara şöyle bir göz atmak gerekmez mi

Bu nasıl bir "okuma"dır ki, konuyla yüzeysel olarak ilgilenenlerin bile aklına öncelikle gelmesi gereken birkaç çalışmayı, söz gelimi Abdülkerim Zeydân ın el-Mufassal fî Ahkâmi l-Mer e sini ya da el-Mevsû atu l-Fıkhiyye yi atlar ! "Bunlara göz atmadıysanız neyi okudunuz " demezler mi adama ..

Adını verdiğim her iki eserde de karı koca arasında geçimsizlik meselesi detaylarıyla ele alınmıştır. Zeydân ın el-Mufassal ında (1) kocasından gelen söze, fiile ya da terke dayalı her türlü zarar mukabilinde boşanma talebinde bulunabileceği açıkça ifade edilmiş ve bahse konu üç husus (söz, fiil ve terk) detaylı bir şekilde açıklanmıştır. (Yerden tasarruf için bunları detaylı olarak zikretmiyorum.) Yine bu eserde belirtildiğine göre Malikî mezhebinde, eşlerden birinin diğerinden gördüğü zarar dolayısıyla boşanma talebinde bulunabilmesi için, söz konusu zararın sürekliliği şart değildir; bir kere meydana gelmiş olması yeterlidir. Buna göre Malikî mezhebi, kocasından bir kere dahi dayak yiyen kadının boşanma talebinde bulunabileceği konusunda oldukça sarihtir.

Keza el-Mevsû atu l-Fıkhiyye de de (2) mesele, eşler arasındaki geçimsizlik (şikak) noktasından ele alınmış, ayette (3) belirtilen "iki hakem tayini"nin nasıl yerine getirileceği izah edilmiş.

Her iki eserde de kadının, geçimsizlik sebebiyle hakime başvurarak boşanma talep edebileceği görüşü öncelikle Malikîler e dayandırılmaktadır. el-Mevsû atu l-Fıkhiyye de buna ilaveten, ayette belirtilen hakemlerin eşleri ayırma yetkisini haiz bulunduğu görüşü Şafiî ve Hanbelî mezheplerinde de iki görüşten birisi olarak tesbit edilmiş. Yine aynı eserde belirtildiğine göre, Hanefî mezhebinde eğer hakemlere, aralarını bulamamaları durumunda karı-koca tarafından boşama kararı alma yetkisi verilmişse, evliliğin devamından ümit kesen hakemlerin eşleri ayırabileceği hükmü mevcuttur.

Esasen tefsir kitaplarında, işaret ettiğim ayetin tefsiri esnasında ve fıkıh kitaplarında, Talak bahsinde eşlerin hakemler marifetiyle ayrılması meselesi üzerinde durulurken hakemlerin yetkisi ele alınmakta ve bu meseleye de şu veya bu şekilde/miktarda temas edilmektedir.

Bütün bunlara rağmen Hocaefendi nin hem de Ezher in ilgili fetvasından sonra zikrettiği hükmü bize "eşi menendi yok" şeklinde takdim eden Kurucan ın niçin bu kadar heyecanlandığı sorusunun ilgi çekici bir cevabı olmalı

Hasılı, eğer Hocaefendi, nüşuz tavrı söz konusu olmayan kadınların kocalarından sürekli veya bir kere zarar verici tarzda dayak yemesini Malikî mezhebinin içtihadına uygun tarzda" boşanma sebebi saymış ise, Kurucan ın meseleyi takdim tarzı arızalıdır. Yok eğer Hocaefendi, Kur an ın naşize kadınlar hakkında açıkça zikrettiği hükme rağmen "bir tokada iki tokat" içtihadında bulunmuşsa, o zaman da bunun Kur an a ve Sünnet e aykırılığı sebebiyle merdut bir hüküm olduğunu söylemek zorundayız.

Son bir not: Bu yazdıklarımdan, toplumda yaygın olarak görülen ve bir zulüm mekanizması olarak işleyen "koca dayağı" hadisesine cevaz verdiğim şeklinde bir sonuç çıkarmak en azından benim niyetimle bağdaşmadığı için yanlıştır. Benim bir tek amacım var: Ahkâm-ı İslamiyye nin en azından zihinlerde muhafazası.

1) VIII, 437 vd.

2) XXIX, 6-7, 53 vd.

3) 4/en-Nisâ, 35.