AVRUPA Parlamentosu nun açıklanan son ilerleme raporu

yine Türkiye ne yaparsa yapsın AB nin beğenisini kazanamadığını gösteriyor.

Aslında böyle bir raporun açıklanmasının şaşırtıcı hiçbir yanı yok. Uzun

yıllardan beri Türkiye ye karşı sergilenen dışlayıcı ama kapıdan uzaklaşmasının

da istenmediğini gösteren bir rapordan ibaret. Raporda yer alan hususlar belki

AB açsından normal kabul edilebilir. Çünkü kendi anlayışlarını ve Türkiye yi

nasıl görmek istediklerini yansıtıyor, Türkiye ille de AB ye girmek istiyorsa

kimliğini bir kenara bırakarak yeni bir kimliğe kavuşması isteniyor. Bir başka

ifade ile Türkiye nin Türkiye olmaktan çıkması, AB nin emrine amade bir tavır

sergilemesi arzu ediliyor. Kısacası farklı bir medeniyetin temsilcisi olarak

insanımızın böyle bir raporu anlaması ve kabul etmesi çok zor. Böyle olunca

koalisyon temaslarının başladığı bir noktada parti liderlerinin yaptıkları

açıklamalar üzerinde durmakta yarar var. Parti sözcüleri açıklamalarında hangi

parti ile kesinlikle birlikte olunamayacağının yanında birde kımızı çizgilerini

hatırlatıyorlar. Böyle olunca aslında daha işin başında bazı koalisyon

alternatiflerinin zayıfladığın söylemek mümkün. Ancak,böylesine kesin

açıklamaların bazılarının sadece pazarlık gücünü artırmaya yönelik olduğunu

düşünmek,olumsuz havayı biraz olsun dağıtıyor.Bir koalisyon hükümeti kurulsa

bile yıllardır uygulanmakta olan ülkemizi sürüklediği olumsuzlukların özellikle

dış politika konusunda ciddi bir değişiklik olmayacağı görülüyor.Söz gelimi

AB nin ülkemize yönelik oyalama politikasına değinen ve kırmızı çizgi olarak

sunulan bir açıklama yok.ABD ile ilişkilerde de belli ki CHP,MHP ve HDP nin

itirazı bulunmuyor. Kısacası, Meclis e giren partilerin uygulanmakta olan

sisteme bir itirazı yok. Ya da en azından şimdilik dile getirilmiyor. Böyle bir

durum ise Türkiye üzerinde bir takım hesapları olan dış güçlerin elini kuvvetlendirmez

mi

O zaman, 4 partinin de sisteme ciddi bir itirazı yok, o

zaman niçin bir takım kırmızıçizgiler ileri sürülüyor Hatta bir adım daha

ileri gidilerek mademki iç ve dış konularda esas olarak farkınız yok o zaman

niçin ayrı ayrı seçime girdiniz soruları akla geliyor

Hemen belirteyim ki, koalisyon arayışı içindeki 4

partinin de AB den yana olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yine ABD ile

ilişkilerde birbirlerine ters bir görüşleri ve istekleri bulunuyor mu

İtirazları sadece Suriye ve Irak taki gelişmeler üzerine sınırlarımıza yığılan

sığınmacıların kabul edilip edilmemesi noktasında toplanıyor. Ya da AB ilerleme

raporunda olduğu gibi IŞİD ile mücadelede AB raporunda olduğu gibi yeterli

tavrın sergilenip sergilenmediği hususunda farklılık ortaya çıkıyor. Hâlbuki bu

hususlar bölgemizi bu hale getiren ABD ve ortaklarının tavırlarının sonucudur.

Bölgeyi karıştıranlardan şikâyette bulunmayıp, karşı tepki geliştirmeden iç

politikada tamamen psikolojik bir taktım kırmızıçizgiler ileri sürmek

inandırıcı olur mu

Ülkemizde uzun yıllardan beri uygulanan dış politika ve

kabul edilen stratejik müttefikler konusunda bir tavır ortaya koymayanların ne

söylediklerinin bir anlamı kalır mı Bu ülkede kim ya da kimler iktidar olursa

olsun stratejik ortaklarımızda bir değişiklik olmayacak, yine tüm dışlamalara

rağmen AB kapısında boynumuzu büküp beklemeye devam edeceksek -ki öyle

görünüyor- hükümeti kimin kurduğunun önemi kalır mı Çünkü bütün yollar, ABD ve

AB, kısacası küresel güçlere çıkıyor.