İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Kandil bahara varamayacak” diye yeni açıkladı ama... Dört beş ay öncesinden terör örgütünün tepe isimleri kendi haber sitelerinde, “Devlet Kandil’i kuşatacak!” diye yazıyorlardı.
Dikkatinizi çekti mi bilmem! Son zamanlarda dağlarda, karakollarda asker ve polislerimize saldırılar azaldı. Yerini ise bir iki eleman ile dağda ve şehirlerde bombalı araçlar, canlı bombalar ile şehirlerde kitlesel tedhiş-terör eylemleri aldı. Bu terör konseptinin adı kışın İRA’cılık, yazın MAO’culuk!
Özellikle bu kış; yürüyüş, gösteri, bildiri, sokak çatışmaları yaptırılmıyor. Böylece gözaltı, tutuklamalar ile “Kayıp verilmeyip” Kandil operasyonuna eleman depolanıyor.
Cumhurbaşkanı, boşuna, “Asimetrik bir savaşla karşı karşıyayız. Piyon terör örgütleri PKK, DEAŞ, FETÖ’nün eylemleri, 15 Temmuz’da kaçırılan fırsatların telafisi durumundadır” demedi! İRA şehirde asimetrik savaş yapardı, MAO dağda, kırda! Anlayacağınız komünisti de, kapitalisti de, ağababaları Siyonisti de topyekûn Türkiye’nin karşısında. Allah, devletimizin, milletimizin gücünü artırsın!
Duygusal katılım, bilinçli katılım!
Başbakan dedi ki; son üç ayda dağa çıkan eleman sayısı 3! Örgüte iki çeşit katılım oluyor. Birincisi;
DUYGUSAL KATILIM! (Yaşadığı kötü olaylara kızarak katılan, çatışmalarda öne ilk öne sürülen, feda edilenler.)
BİLİNÇLİ KATILIM! Yani ideolojik. Sözde Diyarbakır Siyaset Akademisi’nde iki ay eğitim alıp dağa çıkınca da APOLLO’da eğitim alanlar!
İsrail elçisi, muhabirimizi neden takibe aldı?
Mavi Marmara katliamı ve sürecini Millî Gazete için “Hassasiyetle” başından beri yakından takip… Türkiye-İsrail anlaşmasının içeriği… Altı yıl aradan sonra Türkiye’ye atanan İsrail’in Ankara Büyükelçi Eitan Naeh’le ilgili bilinmeyen detaylar... O elçinin ilişkilerine dair İngiltere’de “Eski MİT’çinin Evinde Veda Yemeği…”
***
Bütün bu önemli haberlere imza atan Ankara Büro’daki istihbarat şefi arkadaşımız Ahmet Açıkay’ı dikkat çeken bir isim Twitter’dan takibe aldı. Ancak takip çok uzaklardan, İsrail’in Güney Afrika Büyükelçisi Arthur Lenk’ten geldi! Neden 12 bin km öteden geldi, niçin takibe alındı, pek anlayamadık!
Geçenlerde de, bir sivil toplum örgütünün davetli 100 kişisinden sadece Ankara Haber Müdürü, yazarımız Saadettin İnan’a İsrail vize vermemişti. Vermesinler, takip etsinler bakalım! Kırılır da dişliler bir gün, biz de Bağımsız Büyük Filistin’in başkenti Kudüs’e gideriz inşallah!
Hikâyeden hayatlar!
Yılbaşı yaklaşıyor, piyango çılgınlığı teşvike devam ediliyor maalesef!
Oysa Cumhurbaşkanımız bir süre önce “Dinsiz imansız dolara” karşı, “TL seferberliği” başlatmıştı hani! TOBB, TÜSİAD, MÜSİAD, TİSK üyeleri gibi kallavi işadamlarımızı bilmem ama… Vatanperver dolarcılarımız da, döviz bürolarında kuyruğa girdi! İşte size aynıyla vaki başka bir olay:
***
Vatandaşın biri döviz bürosuna girer. 100 dolar bozdurup bir makbuz alır! Ardından ayrıca 300 dolar verip ikinci makbuzu! 500 ve 1000 doları da ayrı ayrı bozdurur. Makbuzları alıp özenle cebine koyar!
Daha o bürodan çıkmadan da, bozdurduğu Türk Lirası’nın tamamıyla tekrar dolar alır! 40-50 lira da zararı olur tabii! Büfeci dayanamayıp sorunca, der ki “uyanık fedakâr!”
“Bu makbuzla yemek yiyeceğim, bununla tıraş, öteki ile bir kasa muz, diğeri ile bedava tatil vs...” Öyle ki döviz makbuzu ile mezar taşını bile bedavaya getirecektir vatandaş!
Nice on yıllardır, bu kadar bedavacılığa, loto, toto, iddia, piyangoya alıştırırsan milleti, olacağı budur! Şu hale bak. Adam dolar bozarak, “Hem vatanperver oluyor, hem menfaatperver!” Konjonktür siyasetçisi, işadamı, din adamı, cemaati, yazarı, çizeri gibi bir şey… Hikâyeden hayatlar yani!
Araba değil, arama motoru!
Arama motorları ile insanlar ve toplumların eğilimleri, yönelimleri, kişiliklerinin profili çıkarılıyor. Adeta global bir casus gibi! 15 Temmuz’da çaktılar o ayrı! Biz 1956’dan beri ARABA MOTORU deyip durduk. Yapan yaptı! Oysa elin oğlu ARAMA MOTORU’na geçmişti! Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan da, “Yerli bir arama motorunu geliştirmenin çalışmalarını yapıyoruz.” diye açıkladı. Türkiye’deki veri ve dataları ülkede depolamak dâhil! İnsanımızı Batılı ağlardan korumak için alternatif şart.
Üç ihtimalli maç!
Avrupa, Amerika, İsrail… Hemen yanı başımızda Halep, Suriye, Irak, İran… Gemi azıya alan Batı’nın içerideki kitlesel terörü… Çıkış mı? Önümüzde üç ihtimal görünüyordu! TÜRKİYE; ya ABD ve AB ile yeniden barışıp 2004-2005’lerdeki düzene geri dönecekti!
TÜRKİYE; ya ABD ve Siyonizm’in iki taraflı körüklemesiyle İRAN ile SAVAŞACAKtı!
TÜRKİYE; ya da Rusya aracılığıyla İRAN ile arayı ısıtıp Suriye meselesine çözüm bulacak!
Rus elçi cinayeti, üçüncü şıkkı güçlendirdi!
Dünyanın binbir türlü hali var!
TBMM Anayasa Komisyonu, tartışmalar arasında Başkanlık Sistemi esaslı paketi görüşüyor. Üç saati aşan konuşmalar, tartışmalar, şişe fırlatmalarla tansiyon yükselebiliyor. CHP-HDP bir safta, AK Parti, MHP diğer safta! Bu gidişle nisana yetişmesi zor! Beştepe’de ise acele edilsin, iş bitirilsin isteniyor: “Madem bu sistem değişikliği Türkiye için bu kadar elzem, o halde acele edilmeli. Dünyanın bin bir türlü hali var!” Karda kışta da sandığa gidilebilir yani! Yaklaşım böyle.
Faruk Çelik kime mesaj veriyor!
Bu aralar en ilginç twitleri Tarım Bakanı Faruk Çelik atıyor. İşte onlardan bir iki örnek:
“Duydum ki gıybetimi yapmışsın. Yüzüme söylemekten kaçınmışsın. Benim gibi bir acizden korkmuş ama Allah’tan korkmamışsın!”
“Mum olmak kolay değildir, ışık saçmak için önce yanmak gerek!”
Kabiliyetsiz olmak kusur değil, karaktersiz olmak çok büyük kusurdur!”
Merakımız şu: Acaba bu paylaşımlar doğrudan adrese teslim mi, yoksa bize ufuk açsın diye mi?