Bir çiftçi sürekli olarak, kış mevsiminin habersiz geldiğinden şikâyet edip dururmuş. Yazdan kalan işlerini bitirmeden karların yağıp her şeyin üzerini kapattığını düşünürmüş hep. Düşünmekle kalsa iyi dışarı çıkıp da karları görünce çok kızar ve şöyle dermiş. "Ey zalim kara kış! Sen mevsimlerin en çirkinisin! Habersizce gelip işlerimi yarım bıraktırıyorsun. Biraz daha geç gelsen de, şu işlerimi bitirsem iyi olmaz mı? Bari hiç olmazsa geleceğini haber ver."
Oysa çiftçi bu düşüncelerinde pek de haklı değilmiş. Çünkü sürekli olarak "Nasıl olsa havalar henüz sıcak" diyerek işlerini ağırdan alırmış. Bir gün çiftçi yine her zamanki gibi kışa sövüp sayıyormuş. Birden bir söz duyup irkilmiş. "Yeter artık" diyormuş ses. "Ben senin her gün söz saydığın kış mevsimiyim"
Çiftçi sağa sola baktığı halde sesin geldiği yönü bulamamış. Birisinin kendine saka yaptığını zannetmiş önce. Sonra tekrar ses kula kaptırmış : "Bak arkadaş! Bıktım senin şikâyetlerinden, tembelliğin sebebiyle işlerini yetiştiremiyor, sonra da beni suçluyorsun. Hiç iyimser bir insan değilsin. Beni rahatsız ettiğin yetmiyormuş gibi kendini ve çevreni de mutsuz ediyorsun. Her son bahar mevsiminde bir kaç haberci yollayıp, geleceğim zamanı bildiriyorum. Ama senin bunları gördüğün mü var? Önümüzdeki sonbahar yine haberciler yollayıp geleceğim zamanı bildireceğim. Onları görmeye ve duymaya alış! Sonra da fazla konuşma tamam mı?" Çiftçi donup kalmış ama bir yandan da sevinmiş bu duruma. Kış mevsimine artık habersiz yakalanmayacağını için içi rahatmış.
İlkbahar bitmiş sonra da yaz gelip geçmiş. Sonbahara girince, çiftçi kış mevsiminin habercilerini beklemeye başlamış. Ancak beklediği haberciler bir türlü gelmiyormuş. Bir sabah kalktığında, her tarafın karlarla kaplı olduğunu gören çiftçi bağırıp çağırmaya başlamış. Kış mevsimi için söylemediğini bırakmıyor mu "Hani" diyormuş "Sen gelmeden önce habercilerin gelecekti? Sözünde durmayan birisin sen"
Çiftçi daha sözlerini bitirmeden kış mevsimi gürlemiş "Şimdi beni iyi dinle! Söz verdiğim gibi, gelmeden habercilerimi gönderdim, ama sen anlamadın. Dört hafta kadar önce karşıdaki dağın zirvesine yağan kar aslında haberciydi. Aklını kullansaydın gelmekte olduğumu anlar tedbirini alırdın. Sonra dağın zirvesine daha fazla kar yağdı ve dağı kaplamaya başladı. Karlar dağı yavaş yavaş beyazlatırken tedbirini almalıydın. Ayrıca hava her gün biraz soğudu. Bu işaretler her gün sana habercilik yaptılar. Çiftçi sonunda nerede yanlış yaptığını anlamış işlerini ertelemeden, biriktirmeden yaparak her an kışa hazır olmuş.
Lütfen! Evimize, ailemize, eşimize ve çocuklarımızın üzerine karlar yağmadan, seller gitmeden ve fırtına gelmeden onlara yapmamız gerekenleri biran evvel yapalım. Tedbirimizi alalım inşallah. Sonra pişman oluruz da iş işten geçer, Rabbim muhafaza buyursun. İş işten geçmeden eyvah demeden bir an evvel ailemizle, eşimizle ve çocuklarımızla en güzel şekilde ilgilenelim ve onlara gereken sevgiyi, sabrı, saygıyı, ilgiyi verelim.
Pulsuz dilekçe
Sevgili anneciğim, babacığım! Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:
Devamlı bir büyüme ve gelişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanıyıp anlamaya çalışın. Denemeyle öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve diğer meşguliyetlerimde özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim halledeyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bu nu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra... Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmadığınızda size güvenim azalıyor.
Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak hiç kısıtlanmayınca da ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan faydalanmadan edemiyorum.
Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize olan saygı ve sevginin azaldığını görmek beni yaralar ve devamlı tedirgin eder. Çok konuşup bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha çok iz bırakır. "Ben senin yaşındayken..." diye başlayan konuşmaları hep kulak ardı ederim. Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı verin. Beni korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak usandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun.
Beni kabiliyetlerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin, hiç değilse gayretimi övün. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın, yoksa umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın, bana süre tanıyın. Yüzde yüz davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın, yoksa yalana sığınmak zorunda kalırım.
Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı göre bilirim ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dilemeniz, size olan sevgimi azaltmaz. Tersine, beni size daha çok yaklaştırır. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çalışmayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum ara sıra sizi üzüyor; belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında benden istedikleriniz de çok olmadığını biliyorum. Yukarıya sıraladığım istekler size fazla geldiyse birçoğundan vazgeçebilirim. Yeter ki beni ben olarak seveceğinize inancım sarsılmasın.
Benden "örnek çocuk" olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.
Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi; fakat seçme hakkım bulunsaydı sizden başkasının çocuğu olmak istemezdim.
Sevgiler... Çocuğunuz.
İyi bir anne-baba
* Daima çocuklarında iyi şeyleri görür.
* Eleştirileri acımasız değil, yapıcı, yol göstericidir.
* Tavır ve tutumları tutarlıdır.
* Çocuklarının ihtiyaç ve isteklerini anlar.
* Ev ortamını eğlenceli hale getirmeye çalışır.
* Dinlemek ve duyma için zaman ayırır.
* Her zaman geribildirim verir.
* Çocuklarının kişilik gelişimini besler.
* Yeni ve heyecan verici aktiviteler geliştirir.
* Çocukların karar verme sürecini dâhil eder.
* Küçük başarıları fark eder ve takdir eder.
* Çocukların doğru yaptıkları şeyleri söyler.
* Çocuklarını tanır, onlardan yetenekleri ölçüsünde şeyler bekler ve bunları alır.
* Çocuklarının önemli ve özel olduğunu hissettirir.
* Alışageldiği yöntemlerin dışında, ebeveynlik yöntemini zenginleştirmek için sürekli öğrenme ve gelişme çabası içindedir.





