Şüphesiz her alanda, her meslekte sorunlu karakterler mevcuttur. Bunu bir kenara not edelim. Son yılların en popüler mesleği “fırsatçılık”…

İlk önce soğan lobisi ile kol kola işe koyuldular.

Bu dönemden bahsetmiyoruz. Hatırlarsınız, 2019 yılında “Tanzim Satış Çadırları” ile tanışmıştık.

Tam da o günlerde soğan depoları baskınları başlamıştı.

Aslında bilenler bilir tarımsal ürünlerde olmazsa olmazdır “Lisanslı Depoculuk” ürünlerin muhafazası için. Birçok ürün depolanmak zorundadır.

Bu günlerde ise can yakan kiralar ortak şikayet noktamız.

Barınma en önemli iki ihtiyaçtan biri. Durum böyle olunca da cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde vaatlerin en başına yazılmış durumda. Gündem yüksek kira fiyatları…

 Peki; ülkemizde kiralar pahalı da çadırlar ucuz mu?

Karavan fiyatlarını hiç karıştırmayalım.

Ya da arsa fiyatlarından haberimiz var mı?

Hadi babamızdan arsa kaldı diyelim, son aylarda bir torba çimento alanımız oldu mu acaba?

Çimento alacak gücümüz var diyelim, işçilik maliyetleri hangi noktada hiç hesap yaptık mı?

Kağıt/kürek işleri ise işin cabası…

Evi olmayan kaç kişi ev hayali kurabilecek cesarete sahip?

 Peki; kiralar pahalı da kırmızı et ucuz mu?

Tamam, kırmızı et yemeyelim de tavuk fiyatlarıyla dana eti arasında ne kadar fark var biliyor musunuz?

Sordum da biliyorum pastırma 700 lira, salam da ona yakın…

Sakatat desek; eskiden çöpe atılacak organlar diye bakılan kelle ve işkembe ciğer kadar olmasa da lüks sınıfına gireli epey oldu.

 Peki; kira pahalı da akaryakıt ucuz mu?

Tamam, enerjiyi dışarıdan ithal ediyoruz da içme suyuna ne demeli!

Tarihe not düşelim

5 litresi 10 lira.

 Peki; kiralar pahalı da süt fiyatları ne alemde?

Süt pahalı da inek ucuz mu?

Yem ne alemde?

İthalat kalemlerimizin arasında saman da var biliyorsunuz.

Süt pahalı ama hayvancı niçin zarar ediyor, sektör nasıl bir kısır döngünün içine girdi farkında mıyız?

“Ekmek bulamazsanız pasta yiyin” sözü de siyaset tarihimiz de yerini alalı yıllar oldu.

Pastaya hiç niyet etmeyin derim, ekmek alabilen haline şükretsin.

Ekmeğimiz küçüldü, fiyatı büyüdükçe büyüdü.

Büyük şehirlerin yeni manzarası halk ekmek kuyruğu…

Kuyruktakilerin tamamına yakını da kiracı ve emekli gibi derdi büyük insanlar…

Peki; kira pahalı da simit ucuz mu?

Garibanlığın şanındandı çay ve simit yemek.

İstanbul’da Ramazan öncesi 7,5 liraydı bir simit.

Simitçiler de şikayetçi ama yapacakları bir şey yok.

Geçen gün gördüm zaman zaman simit aldığım mekan da kapanmış.

Son günlerdeki halinden belliydi bu durum aslında.

Tamam, kahvaltıyı evde yapalım da ulaşım maliyetleri ne ulaşılmıyor artık.

Arabayı satıp toplu taşıma araçlarını kullanayım desen maliyetler kafa kafaya geldi.

Bir de sattığın arabayı tekrar yerine koymak ham hayal oldu.

Bayramda seyranda memleketime gideyim desen, sene içerisinde para biriktirmiş olman gerekir.

Çay simit hesabı yaparken bahsetmedik kiralar pahalı da çay ve şeker fiyatları ne alemde?

 Peki; kira pahalı da deterjan, peçete, tuvalet kağıdı ucuz mu?

Çocukluğumuzda plastik leğenlerde rahmetlik anacığım sabunla yıkardı bizleri. Şampuan bilmezdi bizim nesil.

Bu günlerde de şampuan bizlerden epey uzaklaştı.

Kiralar pahalı da; ilaçlar için ne kadar fiyat farkı ödeniyor farkında mıyız?

Sıradan bir çocuk ağrı kesici şurubu 50 lirayı aşmış durumda.

Doktora yazdırayım desen özel hastane fiyatları 600 lirayı geçti, devlet hastanesinde yazdırsan da reçete parası vs. aynı kapıya çıkıyor.

Listenin kalan kısmını siz tamamlayın. Liste üzerinden uzun yerimiz kısa.

VELHASIL ÜLKEMİZDE “HAYAT” ÇOK UCUZ!!

SANAYİ DEVRİMİ YAPMAK İÇİN SOĞAN MI YEMEK LAZIM?

Özellikle iktidar destekçisi gazeteci arkadaşların bir argümanı var. Son olarak da anket şirketi sahibi bir ekran yüzü dile getirmiş dayandıkları bu dalı.

Halkımız gerekirse soğan ekmek yermiş ama siha/iha ve inşaat yatırımları için iktidarı desteklemeye devam edermiş.

Anlaşılmayan nokta ise halkımız, bir taraftan bal/kaymak yese de akabinde de siyasi tercihini yapsa.

Sanayi devrimi yapmak için soğan ekmek yemek şart mı!??

ÜÇ DÖNEM KURALI “KULLANIŞLI MAYMUNCUK”

 Partilerin vekil listelerine bakınca AKP ve CHP’de önemli değişiklikler göze batıyor.

Özellikle Binali Yıldırım ve Meclis Başkanı Mustafa Şentop gibi isimlere ilave olarak parti yönetiminde de isimlerin dahil olduğu çok sayıda vekil listeye konmadı.

Hatta Binali beyin Tayyip beyin uyarısını dinlemeyip vekillik için başvuru yaptığı da çokça konuşuldu. Nihayetinde çok sayıda isim aday gösterilmedi. Gerekçe ise hepinizin bildiği gibi “3 dönem kuralı”…

3 dönem kuralı, iktidar açısından kullanışlı bir maymuncuğa dönüştü. İstenildiği gibi yorumlanıp, gerekli görülen kişilere uygulanıyor.

Uygulanmak istenmeyen kişilere de bir gerekçe uydurulabiliyor.

Oysa bize ilk günlerde, yani parti kurulduğu günlerde anlatılan kurala göre bir isim en fazla 3 dönem siyaset sahnesinde olabilecekti.

Bu kuralı da kuruluş aşamasında en önemli vaatlerden bir olarak bizlere sunmuşlardı.

Geride kalan sürede her şeyi gördük ama 3 dönem kuralının hakkıyla uygulandığını hiç görmedik.

 

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ, HAYALİ CAN YAKAR!

Bunlar dünyayı tehdit eden iki diktatördü! Saddam ipe çekilip, Kaddafi de dövülerek öldürülünce tek sorun Suriye kalmıştı... Suriye de parçalanınca derdimiz tasamız kalmadı. Her sabah güne daha mutlu ve güvende uyanıyoruz…