Dünyaca ünlü bir ekonomist diyor ki, "Bir ülkenin para politikalarını bana verin, kanunları kimin çıkardığı umrumda bile değil" Dünya konjonktüründe artık, tankla, topla, tüfekle birbirine saldırma zihniyeti, elindeki silah ve teknoloji gücüyle bir başka ülkeyi işgal eden bir anlayışın yeri yok. Küresel işgalciler, öncelikle ülkelerin yönetimlerini belirlemenin ve kaynaklarını sömürmenin hesabını yapıyorlar. Eğer, küresel eşkiyaların menfaatlerini gözeten, onlarla işbirliği yapan yönetimler olmazsa, türlü diplomatik sıkıştırmaların ardından güç kullanma stratejisi uygulanabiliyor. Dünya jandarması Amerika, kendisiyle işbirliği yapan, menfaatlerini arkalayan hiçbir ülkeye dişlerini göstermez. 11 Eylül terörist saldırılarından sonra Afganistan ve ardından Irak a yapılan işgal operasyonlarının temelinde, Uzakdoğu ve Ortadoğu daki menfaat yapılanmasının Amerika nın sömürge stratejilerine uydurulması niyeti vardır. Amerika nın Suriye yi, İran ı hizaya getirmeye yönelik diplomatik manevraları da, Ortadoğu daki enerji koridorunun ele geçirilmesi bağlamında değerlendirilmelidir.

Küresel eşkiyaların ellerindeki silah ve teknoloji gücüyle ülkeleri işgal ettiği, kukla yönetimleri işbaşına getirdiği, zenginlikleri ve kaynakları fütursuzca sömürdüğü dünyamızda, bizim bulunduğumuz konum nedir Türkiye, pusulasını batıya ayarlamış, Avrupa Birliği hülyasıyla yatıp kalkan, medeniyet perspektifini batının rotasına uydurmaya çalışan bir ülke görüntüsü çizmekte Ekonomik politikalarımızda ise tam olarak bağımsız olduğumuzu söylememiz mümkün değil. Çünkü, Yamasol Hükümeti nin duvara vurduğu ekonomi kayığını düze çıkarması için IMF den transfer edilen Kemal Derviş in metazori olarak uygulamaya koyduğu her şey, aradan geçen dört sene içinde hala önemsenerek uygulanmaya devam ediliyor. Reel sektöre, üreticiye, sanayiciye, vatandaşa yönelik hiç bir iyileşme tedbiri alınmadığı gibi, IMF, yapılacak her düzenlemeye şiddetle karşı çıkıyor Borçlarının tahsilatını düşünmekten başka bir amacı olmayan IMF, ülkemizdeki açlığın, fukaralığın giderilmesi noktasında atılacak her adımı engelliyor. İşin tuhaf yönü, ekonomideki bu manzarayı, elimizi verip kolumuzu kaptırdığımız bu çarkı, millete gerçekleri anlatması gereken medyamız da vargücüyle desteklemeye, olup bitenleri pembe tablolarla halka yansıtmaya çabalıyor.Geçtiğimiz hafta içinde, dövizin dalgalanması dolayısıyla Türk lirası, dolar ve euro karşısında neredeyse yüzde 12 ye varan bir ölçüde değer kaybına uğradı. Daha da kötüsü, faizlerin yükselmesinden dolayı, iç ve dış borç ödemelerinde hazinenin sırtına binen faiz yükü, bir anda beş puan fırladı. Türkiye nin bu dalgalanmadan kaynaklanan zararı, neredeyse 5 milyar doları buldu. Ortalık yangın yerine dönmüşken, sorumluluk makamında oturanlar ise, "Telaşa gerek yok Herşey yolunda gidiyor" diye masallar anlatmaya devam ediyorlar. Nedir yolunda giden Birkaç milyar dolar borç alabilmek için IMF nin kapısında takla atarken, bir dalgalanmayla kaybettiğimiz 5 milyar doların hesabını kim verecek Türkiye bu kadar zengin mi Bu kadar büyük bir meblağı, ülkenin yatırımına, reel sektörün canlandırılmasına, ülkedeki gelir adaletsizliğinin giderilmesine, işsizlere istihdam alanları oluşturulmasına aktaramaz mıydık Bağımsızlık naraları atıyoruz ama, küresel para babaları ekonomimizi istediği gibi yönlendiriyor Bağımsızlık nutukları atıyoruz ama, cebimizde kimin elinin olduğunu bilmiyoruz Paramızı çalıyorlar, kültürümüzü çalıyorlar, kimliğimizi ve ruhumuzu çalıyorlar.