Demirel in "Başörtülüler okumak istiyorlarsa Suudi Arabistan a gitsinler " sözleri ile başlayan tartışma, "Sen git" şeklinde bir tartışmaya dönüştü. Yine bu ülkede yıllardır süren bir Horoz Döğüşü yeniden sahneleniyor. Maksat ise ülkenin çözülmesi gereken asli problemlerinin bir takım polemikler arasında kaybolmasını sağlamak. Bu arada Başbakan Erdoğan ın cevap olarak sarfettiği, "Sen kim oluyorsun Bu yetkiyi nereden aldın Bu yetkiyi kim verdi sana " sözlerinin birer kahramanlık ifadesi gibi algılanması ve takdim edilmesi ile tartışma tamamen içi boşaltılmış sokak kavgasına dönüştürüldü. Bu memlekette birilerinin konuşması için birilerinde yetki alması mı gerekiyor
İşin başına dönecek olursak hemen belirteyim ki, Demirel in bu sözleri beni hiç şaşırtmadı. Sürpriz olmadı. Bu kişi bu sözü nasıl söylemiş gibi bir şaşkınlığa kesinlikle uğramadım. Bana göre kendine en uygun düşen sözleri sarfetti. Belki siyaseten bu sözlerin söylenmesi yanlış olabilir. Ama geçmişteki açıklamalarında 28 Şubat postmodern darbesini tasvip ettiği anlamına gelen sözler sarfeden, derin devletin varlığını ve sivil siyasate müdahale etmesini normal bulduğunu söyleyen bir Demirel in bugün "Okumak isteyen başörtülüler Suudi Arabistan a gitsin" demesinin yadırgancak bir yanı yok. Kısacası, Demirel in mantığı ve yaklaşımı bizim için meçhul değil. Bu bakımdan ne deyip demediğinden çok şu günlerde Demirel i yeniden pazarlayabilmek için Anadolu yollarına düşmüş olan bazı cemaat lider ve yandaşlarının sergilediği tavırdır. Hâlâ Demirel i ülkemizde özgürlüklerin gelişmesini sağlayan çizginin bir halkasını oluşturduğu iddialarıdır. Ve hâlâ bazılarının ittihadı önleyen tarafgirlik mikrobu diyerek tüm müslümanları Demirel etrafında toplanmaya doğrudan ya da dolaylı bir şekilde çağırmalarıdır. Bir başka ifade ile ittihadın sadece ve sadece Demirel etrafında sağlanabileceği gibi bir düşünceyi ısrarla sürdürmeleridir. Yoksa Demirel in söylediklerinin fazlaca yadırganacak bir yanı yoktur.
Geçmişte Demirel in kurduğu bir hükümetin ardından kendisini tebrike giden bir cemaatin mensupları tebrikin ardından kabinede kendi gruplarından kimsenin bulunmayışına üzüldüklerini söylediklerinde, "İşte ben varım ya..." dediğini yıllarca anlatarak milleti Demirel etrafında toplamaya çalışanların bu açıklamaların ardından ne düşündüklerini açıkça ifade etmediklerini şahsen Demirel in sözlerinden çok merak ediyorum.
Niçin birileri çıkıp, "Kimse bir yere gitmesin... İnsanlar ne ABD de ne Avusturya da ne de Suudi Arabistan da okumak zorunda kalmasınlar... Şu ya da bu sebepten ortaya çıkmış bu gayri insani ve gayri medeni durumu ortadan kaldırmak için işbirliği yapalım" demiyor da, sadece işin polemiği ile ilgileniliyor ve toplum bu polemik etrafında odaklanarak uyutulmaya çalışılıyor...
Niçin kendini aydın kabul edenler Demirel in bu sözlerinin AKP ye yarar sağlayıp sağlamadığına kafa yoruyor da, önemli olanın mevcut haksızlığın giderilmesi için nelerin yapılması gerektiğine kafa yormuyor. Bu ülkede inançlı kızların okumasının onünu kesmek için bir ittifak oluştu da herkes bu ittifakta kendisine düşeni mi yapıyor.
Niçin hâlâ her cemaat ve grup ittihadın sadece kendilerinde olmasında ısrar ediyor ve bunun için de kendilerinden ayrı gördüklerine bir takım iftiraları mübah görüyor, kendi yanlışlarını savunmak ve doğru göstermek adına binlerce takla atma zahmetine katlanıyorlar
Bunun yerine hak olanı tüm farklılıklara rağmen birlikte savunmaya çalışılsa farklılıklara rağmen ittifak sağlanamaz mı
Anadolu yollarında sırf kendi halkalarını sağlam tutabilmek adına bir başka harekete iftiralar atmaktan çekinmeyenlerin ittihaddan söz etmelerini anlamakta insan zorluk çekiyor. İnanın, Demirel i anlamak bunları anlamaktan daha kolay. Belli ki Demirel bağlantılı olduğu çevreler ve gruplar adına konuşuyor. Ya diğerleri...