Yer; Antalya…

Yıl; 2024…

4’ncü Milli Eğitim Şurası…

Bundan 12 sene önce Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlardan bazıları şöyle idi;

* Anaokullarında verilecek “değerler eğitimi” kapsamında, 36-72 aylık çocuklara okulda, “Allah kavramı ve Allah sevgisi” anlatılacak, “cennet ve cehennem kavramları” öğretilecek.

* İlkokul 4. sınıfta başlayan zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi 1., 2. ve 3. sınıflara da getirilecek. MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün karşı bir önerge ile 1. sınıfta din dersine itiraz etmesine rağmen, karar genel kuruldan geçti.

* 4+4+4 sistemi ile hafız olmak isteyen ortaokul öğrencilerine tanınan okuldan 1 yıl muafiyet hakkı da 2 yıla çıkıyor.

* Fen ve sosyal dersleri ilkokul 4. sınıftan itibaren programa eşit şekilde dağıtılacak.

* Anadolu otelcilik ve turizm meslek liselerindeki derslerde ve stajlarda alkollü içki yapımı ve servisi de yasaklanıyor.

* Osmanlıca, tüm liselerde seçmeli, Anadolu imam hatip liselerinde ise zorunlu ders olacak.

Hatta o günlerde “Basında Güven” sloganıyla yayın yapan bir günlük gazete bu kararları, “Milli Eğitime Yeni Format” manşeti ile vermişti…

NEREDE HATA YAPTIK?

Alınan bu kararlar olumlu kararlar elbette! Ama ve de ancak;

* Bir yerlerde hata/lar yaptık ki; okullarımızda verilen eğitimden memnun değiliz!

* Bir yerlerde hata/lar yaptık ki; veliler, öğretmenler, eğitimciler, idareciler gelinen durumdan memnun değiller!

* Bir yerlerde hata/lar yaptık ki; bir öğrenci eline silah alarak çocukları katledebiliyor…

* Bir yerlerde hata/lar yaptık ki; bir öğrenci alınan tüm önlemlere karşın okula pompalı tüfek getirebiliyor…

* Bir yerlerde hata/lar yaptık ki; son olarak Osmaniye’de Farabi Anadolu Lisesi’nde görev yapan Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, okul bahçesinde silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. İlk bilgilere göre Bilgili, yeğeni A.E.B. tarafından vuruldu….

GÖNÜLLERE DOKUNMAK…

Şu soruyu sık sık sormakta yarar görüyoruz;

* Tamam, Milli Eğitim Bakanlığı eğitimle alakalı çalışmalar yapıyor, faaliyetlerde bulunuyor ama acaba öğrencilerin gerçek manada gönüllerine dokunulabiliyor mu?

Bu çerçevede Şuurlu Öğretmenler Derneği ÖĞDER Genel Başkanı Numan Gökmen’in bazı hatırlatmalarını bilgilerinize sunuyoruz;

Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) Genel Başkanı Numan Gökmen diyor ki;

- “Zorunlu eğitimde ezber bozulmalı, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) 5+3+3 modelini uygulamalı…”

- “Eğitimin ilk 5 yılı zorunlu, sonraki 6 yılı ise isteğe bağlı olmalı…”

- “5 yıllık zorunlu eğitimin ardından öğrenciler kabiliyetleri doğrultusunda mesleki alanlara yönlendirilmeli… Tarım, hayvancılık, sanayi ve teknoloji gibi alanlarda ihtiyaç duyulan ara eleman sorunu çözülmeli. Gençlerin daha erken yaşlarda meslek edinmelerine ve üretime katılmalarına imkân sağlanmalı…”

- “Eğitimde akademik başarının yanı sıra ahlak, sorumluluk, kişilik ve medeniyet değerlerinin de gözetilmesi gerekir.”

- “Okullarımızın eğitim başlamadan önce hijyen açısından hazır olması gerekiyor. Okullarımızda temizlik personeli yeterli sayıda olmalı ve sürekli istihdam edilmeli…”

- “Tüm öğretmenlere ve okul çalışanlarına en az bir maaş tutarında eğitim ödeneği verilmeli…”

- “Ücretli ve kadrolu öğretmen ayrımı son bulmalı.”

- “Öğrencilerin kırtasiye ve okul kıyafeti ihtiyaçları desteklenmeli.”

- “Öğretmen açığı bulunan alanlar belirlenmeli, norm kadro planlaması gerçekçi yapılmalı ve atamalar eğitim-öğretim yılının ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirilmeli… Atama bekleyen öğretmenlerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlar da göz ardı edilmemelidir!”

- “Uyuşturucu, şiddet, madde bağımlılığı, akran zorbalığı ve okul çevresindeki güvenlik risklerine karşı daha etkin tedbirler alınmalı… Okulların güvenlik görevlisi ihtiyacı karşılanmalı. Öğretmenler, güvenlik görevlisi, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı gibi farklı görevlerin yükünü taşımamalı…”

- “Önlük kullanımı teşvik edilebilir ancak mecburi tutulmamalı! Öğretmenlerin mesleğin itibarına, ahlaki değerlere ve toplumun örf, âdet ve geleneklerine uygun şekilde giyinmelerine imkân sağlayacak düzenlemeler yapılmalı…”

- “Başörtüsü serbestliği, kanuni güvence altına alınmalıdır.”

- “Önce ahlak ve maneviyat” anlayışıyla öğrencileri yalnızca sınavlara değil, hayata, mesleğe ve topluma hazırlayan bir eğitim sistemi istiyoruz…”

Muhabir: Rıza Yayladangel