Ülkenin gündemine düşen/düşmesi beklenen kapatma davası sayın Başsavcı tarafından açıldı. Zeki, akıllı ve ahlâklı hukukçularımız iddianameyi ve sürecini tartışadursunlar, ülkemin diğer insanları gibi benim de üzülmekten başka tek yapabildiğim, bizi bu günlere getirenleri iyi hatırlamamaktır. Yani hesap gününde sorulmamışsa ve üstelik sorgulanacaklar mevkii ve makam sahibi yapılmış ve hatta itibarlı kişi diye ünlendirilmişlerse, yaşadığımız bugünlere şaşırmamamız gerek. Birileri hep vazifelerini unutmadan yaparken biz hep azarlanan sınıfında bırakıldık.

Kartel medyasının gizli tetikçiliğine soyunmuş biri diyor ki: Başsavcı haklıdır!

Adını anmak istemediğim Demirel in adamı bu zata şu soru hiç sorulmadı: Menderes asılırken niçin yanında değildin Ki sen Menderes in avukatı şişirmesini kullanarak bu ülkenin Meclis Başkanı dahi oldun!

Bugün sorulacak yanlış da şu: Menderes e karşı yapılan ihtilal günlerinde dahi hukuku savunduğunu söyleyen biri, bugün ne oluyor da veya nasıl oluyor da hukuksuzluğu savunabiliyor

Kartele gizli tetikçi olmuş, Demirel in adamının ikbal günlerinde onlardan bu ülke için hayır beklememiş bu ülkenin bir çocuğu olarak diyorum ki: Acilen geçmişimizle hesaplaşma yapmak durumundayız!

Bu ülkenin insanları, 1973 yılında "Kanunsuz Süleyman" diye karikatürleri yapılanları, "Süleymanname" adlı şahane hicviye yazılmasına sebep olanları ve hatta meydanlarda ancak "Gözlerimin içine bakın; ne demek istediğimi anlarsınız" diyebilen korkmuş/korkutulmuş siyasetçilerin hangi koltuklarında ne yaptıkları ve bugün nerelerde olduklarını bilmek zorunda değil mi

Ki bugün Meclisimizde "Sizi ben bile kurtaramam!" diyerek, olacakların korkunçluğunu kabul ettiğini, izin verdiğini ve normal karşıladığını ilan eden İsmet Paşa yoksa da, el ovuşturan bir Baykal ve ona bütün ailesiyle ve hatta "cin" taifesiyle destek veren Demirel in olmasını, "hesaplaşmadığımızı" kabul edersek, anlayabiliriz.

Yassıada günlerinden kalan bir espriyi bugün hatırlamak, ne demek istediğimizi biraz olsun anlatabilir mi, bilemem

Savcı Egesel in o gün suçladığı kişi, yanlış hatırlamıyorsam Bitlis Milletvekili "İnan" olsa gerek. "Siz bakmayın buna peyk dendiğine... Ben bunların kafasının içini bilirim. Eğer kendisi o gün Avrupa da tedavide değil de Meclis te olsaydı, arkadaşları gibi "Evet" diyecekti o yasaya. Dolayısıyla suçludur ve cezalandırılmalıdır."

O günkü medyanın "Düşükler" dediği DP milletvekili suçlanan kişi kendisine söz verildiğinde kalkar, derki: "Şeyh benim. Benim kafamın içini bilen ise savcı bey. Yani şeyhlik bende, keramet sayın Savcı da."

Herhalde ilk defa o gün gülmüş olmalılar ki dinleyici sıralarında oturanlar, mahkeme başkanı Başol, gülmeyi de yasaklayıverir hemen o an.

Değişmek, gömlek meselesi mi