Tekel sömürü sermayesi dünyayı tek sermaye devletine götürmek istemekte veya götürmektedir. Bunu başarması için önce yeryüzündeki tüm ekonomik ve sosyal insanlık faaliyetlerine izin verir, onların gelişmesini teşvik eder ve destekler. Ancak belli bir büyüklüğe ulaşınca da onlara darbe vurur. Vurmak için kullandığı yöntemler vardır.
Ekonomik ve sosyal gelişmeler meşru yollara dayanılarak değil de, kayıtdışı veya gayrimeşru yollar üzerinden oluşturulur. Sömürü sermayesinin kayıtdışı faaliyetleri doğru dürüst tahkik edilmediğinden, kimse onlara bir şey yapmaz. Zalim ekonomik düzende en meşru hareket eden kuruluşlar bile mutlaka kayıtdışı kalmak durumundadır.
O halde ne yapılıyor
Zalim ekonomik sistemdeki bu kayıtdışılığın oluşması zannedilmesin ki kendiliğinden olmaktadır. Tamamen sömürü sermayesinin yönlendirmesiyle ülkelerde öylesine mevzuatlar oluşturulmaktadır ki, ayakta kalabilmek için kayıtdışında kalma zorunlu hâle gelmektedir. Enflasyonu kazanç kabul edip vergilendiren, sonra da yüzde yüzlere varan enflasyonu uygulayan zalim bir düzende kim kayıtlı ekonomi içinde yaşayabilir ki !.
Örnek bir olayı anlatalım. Biz Akevler Kooperatifi olarak kayıtdışı bir iş yapmamaya karar verdik ve 1967 den beri buna göre faaliyet gösterdik. Millî Görüş hareketini destekliyoruz diye, tekel sermaye teftiş kararı verdirdi ve o zamanki yönetim üzerimize saldırdı. Bakanlığın dört müfettişi geldi ve dört ay bizi teftiş etti. Dört ay her gün geldiler. Biri yani başları sadece bir gün uğradı, ondan sonra gelmedi. Dört ay sonra bir rapor tanzim ettiler ve bizde hiçbir kayıt dışılık veya yolsuzluk bulamadılar. Sadece 13 bin liralık gider olamayacak bir kaydı buldular ve onun yöneticiler tarafından ödenmesini istediler. Biz bunu memnuniyetle ödedik, çünkü kendi kooperatifimize ödüyorduk. Müfettişler Ankara ya gittiler ve raporu değiştirdiler; konu dışına çıktığımızı iddia ederek mahkemeye verdiler! Rapordaki değişiklikler sırıtıyordu, çünkü her tarafı değiştirememişlerdi. İzmir Ticaret Mahkemesi bilirkişiyi kendisi atamadı, Ankara Ticaret Mahkemesi atadı. Türkiye de en çok tanınmış üç bilirkişi atandı. Biz sadece izah ettik. Bilirkişiler ittifakla bizim konu dışına çıkmadığımıza dair rapor tanzim ettiler. İzmir de altı üyeli ticaret mahkemesi de ittifakla konunun dışına çıkmadığımıza karar verdi. Yargıtay 11 inci Dairesi ise bu kararı bozdu! Sebep: Bunlar konu dışına çıkmış, bir kooperatif bu kadar işlerle uğraşmaz! dediler! İşte bu hakimler Anayasayı çiğnemişlerdir. Kim onlara kooperatif bu kadar işlerle uğraşmaz demiş Bunun belgesi olarak da sadece yığın yığın dosyaları yani kayıtdışı olmayan kayıtlarımızı gösterdiler! Mahkeme de Yargıtay ın bozma kararına uydu ve kooperatifin feshine karar verdi! Ancak biz önceden gerekli tedbirleri almıştık. Sonunda kooperatif başka adla da olsa hâlâ devam ediyor...
Hatırlayalım, Anadolu holdinglerine de aynen böyle saldırmadılar mı
Peki, bu oyunlara karşı neler yapabiliriz Onu da yarın görüşelim.