Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması, ardından İsrail’in işgali atındaki GolanTepeleri’ni babasının malı imiş gibi İsrail’e bağışlamasından, hatta İsrail kurulmadan önce de Siyonistlerin ana hedefi Türkiye’nin de bir kısmını içine alan topraklarda, kısacası Nil ile Fırat arasında Büyük İsrail’i kurmaktı. Siyonistlerin bu hedefi hiç değişmedi. Bunun için de İsrail, Büyük İsrail’in kuruluşuna giden yolda bir sıçrama tahtası olarak kuruldu. Bu hedefe ulaşmak için önümüzdeki günlerde İsrail işgalindeki Batı Şeria’nın ilhakı gündeme gelirse şaşmamak gerekiyor. Daha sonraki adım Filistin devletine son vermek, Filistinleri kendi yönetimleri atında yaşamaya mecbur etmek olarak gelecektir.

Bu gerçeği ilk defa biz dile getiriyor değiliz. Konu ile biraz ilgilenen, okuma merakı olan, biraz kitap karıştıran herkesin bildiği, zaman zaman dile getirilen bir husustur. Büyük İsrail’in kurulmasını inançlarının gereği olarak gören Siyonistler bunun için vaat edilmiş topraklardan bahsederler. Yani, tahrif edilmiş kitaplarında Nil ile Fırat arasındaki topraklarının kendilerine tanrı tarafından vaat edildiğine inanıyorlar. Bu bakımdan dünyanın özellikle de İslam dünyasının İsrail ile eninde sonunda bir hesaplaşması olacaktır. Trump’ın aldığı kararın hukuken geçersiz olduğunu söylemek fazla bir anlam ifade etmiyor. Kaldı ki, milyonlarca Filistinli topraklarından göçe zorlanarak orada bir İsrail devletinin kurulmasının geçerliliği var mıydı? Yoktu ama Haçlı ittifakı bu konuda Siyonistlere destek verdi. Başını İngiltere’nin çektiği bu Siyonist yandaşı Haçlı ittifakı öncelikli olarak dar bir alanda olsa bir İsrail Devleti’nin kurulmasını sağladı. Hem de hiçbir hukuki dayanağı olmadığı halde bu durum gerçekleşti. Daha sonra kısa süre içinde İsrail başlangıçta elinde tuttuğu toprakları alabildiğince büyüttü. Bu arada fırsat buldukça işgallere başladı. Bu işgallerin hepsi de batı dünyası tarafından hep geçersiz ilan edildi, hiçbir ülkenin toprağına işgal edilerek el konamayacağı ileri sürüldü. Sonunda işgalleri İsrail kalıcı hale getirdi. Bu kalıcı hale gelmiş duruma daha sonra hukuki bir zemin oluşturulmaya başlandı. Filistinlilerin yaşadıkları yerlerde dünyanın çeşitli köşelerinden göç ettirilen Yahudiler için yerleşim yerleri oluşturuldu, hâlâ da oluşturuluyor. Kısacası, Filistinlilere kendi topraklarına yer bırakmıyorlar.

Bu bakımdan bugün gelinen noktada tam olarak kontrolleri altına aldıkları Trump vasıtasıyla önce Kudüs başkent ilan edildi, ardından işgal altındaki GolanTepeleri’nin İsrail’e ait olduğu ilan edildi. Netice olarak Trump’ın imzaladığı kararın geçersiz olduğunu söylemek belki bir tepkidir ama neticesi olmayan bir tepkidir. Önemli olan İsrail’i işgal ettiği topraklardan söküp atmak, Trump’ın imzaladığı kararları sözle değil fili olarak geçersiz, kılmak gerekiyor. Bu yapılmadığı takdirde İsrail Haçlı ittifakından da aldığı destek sayesinde Büyük İsrail’e giden yolda genişlemesini sürdürecektir.

 İsrail kınamadan falan anlayacak bir devlet değildir. Bu arada elbette başta Trump olmak üzere Siyonizm’in hedefine ulaşması için destek veren Haçlı liderlerinin de laf ile yola getirilmesi mümkün değildir. Ve tabii ki, İsrail’in durdurulmasını Haçlılardan beklemek de bu büyümeye destek vermek anlamına gelir. Çünkü Kudüs’ün ve Filistin’in korunması Hıristiyanlar içinde görev olsa da bu görev tarih boyunca olduğu gibi Müslümanlara düşüyor. Çünkü geldiğimiz noktada Haçlı-Siyonist ittifakı Müslümanlara karşı birleşmiş durumda. Öyle ki İslam ülkelerinde sürekli karışıklıklar çıkartarak onları kendi sorunları ile uğramaya mecbur ediyorlar. Öbür yandan İsrail saldırı ve işgallerini sürdürerek genişlemeye devam ediyor. Öncelikli olarak İslam dünyasına yönelik Haçlı-Siyonist ittifakının hedefinin tam olarak tespit edilmesi ve ona göre İslam dünyasının yeni bir pozisyon alması gerekiyor. Yoksa bir takım alınan kararların ve işgallerin geçersiz olduğunu söylemek fiili durumu sona erdirmiyor.