Günlerce propagandasını yaptılar. Türkiye sınırını ihlal ettiği için düşürülen Su-24 tipi Rus savaş uçağının kara kutusu (parametrik kaydedici) açıldığında Hanya yı Konya yı göreceksiniz dediler. Gördüğümüz sadece keyifsiz iki yüz oldu. Özellikle de Rusya Devlet Başkanı Putin in solunda dikilmiş olan zatın yüz ifadesi görmeye değerdi. Bu ifade aslında çok söze yer bırakmıyordu.

O zat da kim mi Savunma Bakanı Sergey Şoygu dan başkası değil elbette. Hayatının en zor dönemlerinden birini yaşayan ve kara kutu ile birlikte ikinci defa vurulan Rusya Federasyonu nun en talihsiz bakanı.

***

Oysa 18 Aralık ta bir tek balyozun kullanılmadığı kara kutuyu açma işlemi sonrası yapılan açıklamada, özel laboratuarda yapılacak incelemelerden elde edilecek verilerin 21 Aralık ta açıklanacağı ilan edilmişti. Ruslara göre, önemli verilere ulaşılmıştı ve Türkiye için kum saati işlemeye başlamıştı.

Nitekim Rusya Hava ve Uzay Birlikleri Komutan Yardımcısı Sergey Drogov 11 Aralık ta, yani kara kutu açılırken yaptığı konuşmada aynen şu ifadeyi kullanmıştı: Elimizde vurulan uçağımızın Türk hava sahasını ihlal etmediğini kanıtlayan somut veriler var. Yani Ruslar kendilerinden bu kadar emindiler.

***

Sonrası mı Tam bir komedi. Milyarlarca insanın gözleri önünde yaşanan bir kara kutu fiyaskosu. Türkiye milyar dolarlar harcasa Rusya nın imajını yıkmaya yönelik böylesi bir yıkıcı psikolojik operasyon yapamazdı. Ama Rusya bunu tek başına başardı.

İçinden civ civ çıkacak, kuş çıkacak diye kendi ve uluslararası kamuoyunu kandırmaya çalışan Ruslar kara kutudan bir şey çıkmayınca suçu yine Türkiye ye attılar. Türkiye uçağı kuyruğundan vurduğu için böyle olmuşmuş. Bu gerekçe, daha önceki iddialı konuşmalarıyla bire bir ters düşüyor...

***

O zaman ortada garip bir durum var. Özellikle de Rusya Hava ve Uzay Birlikleri Güvenlik Bölümü Komutan Yardımcısı Sergey Baynetov un, Geriye kalan 15 bellek içindeki bilgilere ulaşmak için yapılacak denemelere ancak uzman enstitüler düzeyinde devam edilecek. Ancak kesin bir netice alınıp alınamayacağı şu anda belli değil açıklaması sonrası.

Baynetov un bu temkinli cümlesi, kara kutudan umduklarını bulamadıklarını gösteriyor. 18-21 Aralık ta özel laboratuarda kara kutudan nasıl, ne tür görüntüler ortaya çıktıysa Rusya geri adım atmak zorunda kaldı. Yoksa Moskova yönetimi büyük bir zevkle tüm dünyaya o görüntüleri sunardı. Ama anlaşılan o ki, bu görüntüler hiç bir zaman yayınlanmayacak. Burada, Baynetov un kesin bir netice alınıp alınamayacağı ifadesi buna işaret ediyor. Tüm dünyayı bu olasılığa hazırlıyorlar...

***

Açıkçası Rusya açısından çok zor bir durum. Çünkü var da diyemiyorlar, yok da diyemiyorlar. Oysa Putin vurulan kara kutuyu Şoygu dan teslim alırken: İçinden ne bilgi çıkarsa çıksın, Türkiye yönetimine karşı tavrımız değişmeyecek açıklamasında bulunmuştu.

Anlaşılan o ki, Rusya kara kutudan çıkan bilgilerden rahatsız ve bunu tüm dünya ile paylaşmak istemiyor. Aksi takdirde, kara kutuya çekiçle, balyozla dalmazlardı.

***

Kara kutu hadisesi, Rusya nın muhataplarını, özellikle de Türkiye yi çok küçümsememesi gerçeğini bir kez daha ortaya koyması itibarıyla önemli. Sonuçta, Türkiye en başından itibaren ortaya koyduğu verilerin arkasında durabilirken ve bunları sunarken, Rusya halen bunu yapabilmiş değil.

Açıkçası, Rusya nın bu kara kutu fiyaskosu sonrası bir süre kendine gelebilmesi mümkün değil. Bunun intikamını artık Türk domateslerinden, salatalıklarından alırlar. Daha da olmazsa, Türk müteahhitlerin inşa ettikleri evlerde, işyerlerinde, kamu binalarında oturmazlar.

***

Bu son tablo, son dönem Rusya gerçeği ile bir kez daha bire bir örtüşüyor. Hangi gerçek mi Rusya nın herhangi bir dış gücün kendi ülkesine müdahale etmesine gerek kalmaksızın, kendi kendine harakiri yapması gerçeği. Bu harakirinin diğer adı ise, işgaller. Çünkü Rusya nın attığı her işgalci adım birer Afganistan a gebe.

Rasyonaliteyi kaybetmiş, Deli Dumrul gibi sağa sola saldıran Rusya artık bir küresel tehdit olmaya başlamış durumda. Bu ise, Rusya nın Balkanizasyon süreci ile eşdeğer bir sonuca yol açabilir. O yüzden, Rusya da rasyonel aklın bir kez daha sürece hâkim olması kaçınılmaz görünüyor. En azından Türkiye nin beklentisi bu.