Devlet kurumlarına tarihin değerli şahsiyetlerinin isimlerini vermek kolay. Ama bir devlet kurumu tarihi bir ismi gerektiği gibi üzerinde taşıyabiliyor mu Önemli olan isim değil önemli olan içeriktir. Kanuni Sultan Süleyman ismini verip kanunsuzluk yapmak o kurumu yüceltir mi, tabi ki yüceltmez. Bunun tipik bir örneği İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’dir.

Bilindiği üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından şatafatlı bir şekilde açılışı yapılmış olan İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kanunsuz işleyişle insanlara şifa verme yerine insanlara zulmediliyor. Sağlık Bakanlığı’na bu hastaneyle ilgili binlerce şikâyet ulaşmasına rağmen hastane yönetim ve çalışanları hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmıyor. Yapılsaydı hastanede işleyiş düzelirdi.

Türkiye’de sağlık konusu bakanların yapboz tahtası oldu. Recep Akdağ döneminde biraz düzelir gibi olan sağlık sistemi Mehmet Müezzinoğlu ile doksanlı yıllara tekrar dönüş yaptı. Özel hastanelerde muayene ücreti fahiş bir şekilde artırılırken artık Aile Sağlık Merkezleri bile ücretli hale getirildi. Son garabet ise avuç içi damar sistemi. Nüfus cüzdanlarındaki TC kimlik numarası sanki kimliklere süs olsun diye konuldu. Bürokratik oligarşiyi artırmak için elinden gelen düzenlemeyi ardına koymuyor Sağlık Bakanı Müezzinoğlu. Kendisinin özel hastanesi olduğu için özel hastanelerle ilgili bol paralı düzenlemeler yapıyor. Böyle bir Bakan’a bağlı olan kanunsuz Kanuni Hastanesi’nden fazla bir şey beklememek gerek belki ama hastanede yapılan hukuksuzluklar yetmiyormuş gibi üstüne üstlük hastalara yapılan işkenceler çekilmez hale geldiği için zulümleri dile getirmek kaçınılmaz oldu. Ki bu bir değil bin değil; o hastaneye giden herkese zulmediliyor.

Hastanede muayene olmak için Merkezi Randevu Sistemi’nden (MRS) randevu alınıyor. İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne randevu aldınız. Randevunuz diyelim saat 14’te. Randevu sisteminde randevu saatinden 15 dakika önce hastaneye varmanız yazıyor. Randevu saatinizde hastaneye vardınız. İlk karşılaştığınız hukuksuzluk, sizin randevu saatinizde randevu sırası ekranında başka bir hasta ismi yazıyor olmasıdır. Yani saat 10’a randevu almışsanız size ancak öğleden sonra sıra geliyor. Hasta öğleden sonra muayene olacaksa niye sabah saat 10’a randevu alıyor Niye o saate randevu verilmiyor Sabah saat 10 randevunuza gittiniz öğleden sonraya kadar beklediniz ya, öğleden sonra bir girdiniz ki sizin randevunuzda yazan doktor yok. Kim var, başka bir doktor. Sizin doktor nerde Kimse söylemiyor. Diyelim randevu saatiniz sabah saat 10 ya, saat 10’da girseniz yine aynı durumla karşılaşıyorsunuz; sizin doktorunuz yok yerine başka doktor bakıyor. Peki hasta, randevu sisteminden niye hekim seçiyor madem başka doktor bakacak da. Böyle saçmalık olur mu, kanunsuz Kanuni’de her türlü saçmalıklar oluyor.

Bayan doğum doktoruna randevu alıyorsunuz ama sizin randevu günü ve saatinde bayan doktor yok. Bay doktor var. Ulan ben erkek doktora gidecek olsam erkek doktordan randevu alırdım deyip lahavle çekiyorsunuz. Hastanız ayakta zor duruyor ama sıra bekleme yerine dahi hasta yanında kimse alınmıyor. Diyelim bir başka gün bir başka hastanıza röntgen çektireceksiniz. İki tane röntgen çekilen yer var. Röntgen 1’de 3 personel çalışırken Röntgen 2’de 1 personel çalışıyor. Ama röntgene fiş kesen memur bir Röntgen 1’e, bir Röntgen 2’ye kesiyor. Röntgen 1’e gelen girip çıkarken Röntgen 2’nin önü kalabalıktan geçilmiyor. Hasta ve hasta yakınları gergin bir şekilde saatlerce orada sıra bekliyor. Fiş kesene gidiyorsunuz kardeşim bu adalet mi orada üç kişi çalışıyor burada bir kişi, sen ise ikisine de eşit fiş kesiyorsun şimdi bu eşitlik mi diyorsunuz, memur emir böyle diyor. Bu saçmalığa son ver diyorsunuz, ben emri yerine getiriyorum kafama göre fiş kesmiyorum böyle yapmam söylendi böyle yapıyorum diyor, bu sistemi böyle saçma bir şekilde kim düzenledi diyorsunuz, sorumlu kişinin adını ve yerini soruyorsunuz, söylüyor ama sorumlunun odasına gidiyorsunuz kapı kilitli, Allah belasını versin odasında olacak olsa bu saçma sapan sistemin uygulanmasını sağlamazdı diyor beklemeye devam ediyorsunuz. Düşünebiliyor musunuz hastanedeki doğum doktoru bile o hastanede doğum yapmanızı önermiyor. Gerisini siz düşünün. Hastanız 4 aylık hamile, çocuğun cinsiyeti normalde belli ama doktor cinsiyetini söylemiyor, niye diye soruyorsunuz cevap yok. Aynı hastaneden başka bir doğum doktoruna soruyorsunuz Bakanlıktan genelge var; çocuğun cinsiyetini söylemeyin diye diyor. Niye diyorsunuz, kız bekleyenin erkek, erkek bekleyenin kız olursa aldırıyorlarmış güya, onun içinmiş. Salakça bir uygulama. Biz kıza da erkeğe de razıyız, Allah ne verdiyse o kabulümüz diyorsunuz ama yine de söylemiyorlar. Niye Genelge! Tayyip korkusu!

İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde doktorlar ve hemşireler hastalara o kadar kötü davranıyorlar ki, orası bir hastane mi işkence hane mi şaşırıyorsunuz. Doktorlar, hemşireler ve hastane memurları hastalara ve hasta yakınlarına sanki hastane kendilerinin babalarının çiftliğiymiş gibi davranıyorlar. Hasta ve hasta yakınlarına bağırıp çağırmak şöyle dursun hakaretin bini bir para. Bütün bu davranışlar, eğer hastanede kamera sistemi varsa kameradan tespit edilebilir. Tabi kameradan o bölüm açılıp silinmemişse! Ya da belki orada zaten kamera yoktur ki öyle serbestçe bağırıp çağırıp hakaret edebiliyor doktor, hemşire ve hastane memurları. Hasta ve hasta yakınları yüzde bin iki yüz haklı olduğu bir konuda azıcık sesini yükseltse hemen güvenlikçi ya da polis çağırıyorlar. Doktor, hemşire ve hastane memurlarını güvenlikçi ve polis koruyor, peki hasta ve hasta yakınlarını doktor, hemşire ve hastane memurlarından kim koruyacak Halkı kim koruyacak Halkın Allah’tan başka kimsesi yok orada!

Hastanelerde doktor ve hemşirelere saldırılıyor ya, Kanuni’ye gidin saldıranların ne kadar haklı olduğunu bizzat göreceksiniz! Doktora saldırılar hastane kamerasından tespit edilip televizyonlarda günlerce haber olarak yayımlanıyor, peki halka saldıran doktor ve hemşirelerin saldırısı niye yayımlanmıyor

Kısacası, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde orman kanunları geçerlidir. Bu yüzden bütün birimlerin önü kalabalık. Halk gergin bir şekilde şifa bekliyor. İnsan sağlamsa hasta oluyor bu hastanede. Bütün devlet hastanelerinde olduğu gibi.