Yalnız olmak bir güçtür. Yanına kimseyi yaklaştırmama değil, kimsenin kalabalığına dâhil olmaya kalkmamaktır o. Emek mahsulü bir şeydir yalnızlık. Hesap kitap yapmayan insanlara özgü bir direniş biçimidir. Başkalarının içinde kendini kaybetmemek gibi bir savunma geliştirir yalnız kişi. Yalınlığı barındırır içinde. İçi dışından geniştir. Olduğu an ile öldüğü an arasında ayırt edilmez bir benzerlik vardır. Hiç yalnız olmayanlar bunu nereden bilsin ki? Yalnız kalmayan demedim, yalnız olmayan dedim. Çünkü yalnızlık bir olma yani olgunluk biçimidir. Yalnız kalmaya gelince, kalabalıklar yanınızdan çekilince sizin içine düştüğünüz durumdur ki bu bir marifet istemez. Çünkü yapacağınız bir şey yoktur. Giden gitmiş, olan olmuştur. Bedensel varlığınız dara düşmüştür. Oysa yalnız olan kişi duygu, düşünce ve çaresizliği ile de yalnızlıktan müşteki değildir hiçbir zaman.

Yalnızlaşmak bir tür kemalat sürecidir. Unuttuklarını hatırlatır insana, kaybettiklerini buldurur. Gurbetinde olduklarını kendine yakın kılar. Allah’a secde anı gibidir. Göz dünyevi görünürler dünyasına kapanmıştır. Secde bir mavera oluşturur bu yalnızlıktan. Yalnız gelir insan bu dünyaya, yalnız gider. Yanında bir tek kendisi vardır. Bir de dünyanın geçer akçesi olmayan amelleri götürebilir yanında. Onlar da piyasa değerleri karşısında hep yalnız bir yerde konumlanmıştır.

Bazıları için yalnız olmakla yalnız kalmak arasında bir fark yoktur. Bunu göze alamazlar. Zira böyle bir gözleri yoktur. Güçlü ve de haklı olduklarına kendilerini ancak böyle inandırabilirler. Herkes onları alkışlamaktadır ve tribünlerde yerleşik amigoları vardır. Her müsabakadan galip çıkarlar; ne de olsa muvazzaf adamlar böyle zamanlarda skor tabelasını değiştirmekle memurdurlar. Onlar istemedikçe hakem son düdüğü çalmaz.

Aldous Huxsley, “Vücut bulmuş her ruh yalnızlığa mahkûmdur” demiş. Ne zaman ki film biter, sahne kapanır o vakit tamamlanır insanın serüveni. Belli ki ruh bedende yalnızdır. Belki de tam tersidir, beden ruhun aşkın varlığı karşısında kendini tutsak hissetmektedir. Kapı önünden biraz açılmak istese ruh bedeni evine dönmeye zorlamaktadır. Bedenle ruhun bu ikircimli didişmesi nevzuhur bir mesele olsa da bedenin ruha karşı görünür olmayı hep bir avantaj olarak kullanmıştır. Ruha gelince, o öteden beri kendi görünmezliğini bir üstünlük olarak bedene kabul ettirmeye çalışır. “Sen bu görünmezlik özelliğini ancak saklambaç oyunlarında yaşayabilirsin” diyerek bedene üsttenci bir bakışla ayar vermeye çalışır.

Yalnızlık uzayıp giden çoğaldıkça çoğalan bir şey olmalı. Yanına biri gelip oturduğunda dünyanı bir ekmeği ikiye böler gibi ortasından ayırıyorsun. Yarısı onun yarısı senin. Üçüncü bir kişiyle beraber artık size bu dünyada rahat yok gibi bir şeydir. Önce karşılar duvardan bir tablonun kayıp düşmesi gibi yok olup gider. Sonra kuşlar, kelebekler çekilir hayal ülkelerine. Dünya diye yaşadığınız alan bir apartman boşluğudur artık. Kent hayatı böyledir; durmadan pusu kurar modern insanın yalnızlığına, bakışını daraltır. Kalabalıkta konuştuğunuz kelimeler bile ödünç ve ısmarlamadır. Bir sözcük bir kelimeyle kafa kafaya çarpışır. Olan kelimeye olur; sözcük ne de olsa yeni model ve kaskoludur. Olup bitenin zamana uygun bir adı da vardır: İletişim kazası!

Siz hiç yalnız insanın iletişim kazasına şahit oldunuz mu? Ben olmadım. Muntazam bir edebi metin gibidir yalnızlık. En sevdiğiniz insanın yanınızda uyuduğunu farz edin, işte odur! Bir de Cemal Süreya’ya kulak verin: “Yalnızlığı soruyorlar; yalnızlık / bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.”

İnsanın geriye sardığı, başa döndüğü yerdir yalnızlığın adresi. Yürüdükçe sayılar fazlalaşır, oranlar artar. Geriye gittikçe bidayete, erkeğin Adem kadının Havva olduğu güne varırsınız. Tam orada in cin top oynamaktadır ve bu maçın seyircisi yoktur. Kim bilir belki de bilmem kaç maç seyircisiz oynanma cezası verilmiştir bu maçın takımlarına. Bu yüzden tribünler boştur. Yasak ağaçtan yeme cezası. İn-s-ler yani insanlar ve onların güçlü rakibi cinler deyimin haber verdiğine göre yalnızlık cezasını tatmak üzere top oynamaktadırlar. Kim bunu göze alıp performans gösterirse kupayı o alacaktır.

Bir daha düşünün yalnızlık mı yoksa kendinizle bir ömür boyu oda hapsi mi, yoksa hepsi mi?