Geçen hafta Star TV ekranlarında, milyonlarca dolarlık bütçesi ve bir o kadar gişesi olan Truva filmi vardı. Filmi izlerken, bir kez daha hayıflandık, kara kara düşünmeden edemedik. Türk sinemasının neden kendisine ait bir dili yok Türk sineması, neden Truva gibi, Cesur Yürek gibi bir filmi çekebilmekten aciz Türk filmi, küçük bütçeli filmlerle, aşk-meşk konularıyla ve insanı bayıltan senaryolarla daha ne kadar yalnızlar kulvarında tek başına koşmaya devam edecek Kendisiyle röportaj yaptığımız Arabesk müziğin tartışmasız kralı Orhan baba bile, o günlerde tarih okuduğunu söyleyip, "Çağ açıp çağ kapattığımız İstanbul un fethini bile sinemaya aktarmaktan aciziz" şeklinde bir değerlendirme yapmıştı. Doğruya doğru!

Senaryo sıkıntınız yok Tarihin her dönemine ait, her birisi kırılma noktası olan nice zaferlerimiz var. Anadolu nun her karış toprağında bize ait medeniyet halkaları var. Ama biz, yıllardır Holywood un karikatürü bile olamayacak mevzularda, kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz. Mesela, beynelmilel arenada kendimizi birlikte asla değerlendirmeyeceğimiz, çağdaş ve aydın geçinenlerin burun kıvırıp küçümsedikleri İran ın bile, uluslar arası sinema platformunda kendisine ait bir dili var. İzlediğinizde, "Bu yapım, İran sinemasının bir örneğidir" diyebiliyorsunuz. Hiçbir albenisi olmayan, başrol oyuncularının biteviye dans edip şarkı söyledikleri Hindistan sinemasının bile kendisine ait bir dili var Hatta, Bolywood olarak nam salmışlar. Oysa, medeniyetlerin kesişme noktası, her karış toprağı tarih kokan Türklerin ise yedinci sanat sinemada esameleri bile okunmaz. İyi de, son dönemde bir çok filmimize uluslar arası arenada ödüller verildi diyebilirsiniz. Bizim, derdimiz adı sanı duyulmamış sinema localarından, ya da kalitesi tartışılmaz sinema jürilerinden aldığımız ya da alacağımız ödüller değil. Bizim meramımız, bizler neden kendimize ait bir sinema dili geliştiremiyoruz Uluslar arası alanda hangi yapımımız olursa olsun, en meraksız bir izleyici kitlesiyle bile karşılaşsın, ortaya konulan filmimize, herkes "Bu bir Türk yapımıdır" diyemiyor

Yani, neden kendimiz olamıyoruz Başkalaşarak, başkasına ait argümanları veya doneleri kullanarak kendinizi ne kadar ifade edebilirsiniz Sinemanın elbette kendisine ait klasik bir dili vardır. Ama, bu dili geliştirmek için bizim yönetmenlerimiz ne yapıyorlar Sinema salonlarında Türk filmleri gişe rekorları kırıyormuş Recep İvedik i 5 milyon kişi izlemiş Türk insanının kalitesini ve beğeni çıtasını işte böyle düşürüyoruz. "Ben eğlencelik bir yapım ortaya koydum" İyi de, 5 milyon izleyiciye ulaşacak kalitede, sinema dili olan, senaryosu sağlam, görüntü kalitesi yüksek, örgüsü mükemmel başka bir yapım ortaya koyamaz mıydınız   Dostumuz stand upçı Recep Demirkaynak ın güzel bir tesbiti vardı: "Derdi olmayan sanatçı olamaz" diyordu. Yaptığınız iş ve aldığınız netice önemli değil Önemli olan derdinizin ne olduğu Cem Yılmaz GORA dan sonra AROG yapıyormuş Ötekisi şunu yapıyormuş, berikisi şunu yapıyormuş. Kalitesizliği alkışladığınız ve sinema dilimize hiçbir katkısı olmayan yapımlara prim verdiğiniz sürece, kendinize ait bir değer ortaya koyamazsınız. Durum budur!