Günler kalıntıdır geçmişi getiren haritalarımızda. Uzak

zamanlardaki yaşantımızda. Günler gelip geçiyor yanımızdan. Geçiyor dur

duraksız durmadan. Günlerin ortasına uzanıyor kaldırımlar uzanıyor içimizdeki

parklardan. Geceyi gündüze sürüklediğinde. Gündüzü güneşe getirmiş koymuş

aralarında kaç saat, kaç dakika, kaç salise geçtiğini hesap ederek. Hesap

ederek gündüzün gürültüsünü. Süsünü günlerin. Güzel geçmiş güzelce geçmiş

günlerin. Güzellerden geçmiş günlerin. İyi bilgilerden örneğin. İyi günlerdir

günler kaldırımlarda. İyi gecelerdir karanlığın etekleri yavaş yavaş indiğinde.

Sesinde sessizlik gezdirdiğinde. Gezdirdiğinde kaldırımları günlerin ortasına

doğru. Doğruyu bulduğunda bulutlanmış sesinde. Sesinde sessizlik gezindiğinde.

İkindiler yanımızdan gelip geçiyor. El etsek geçiyor,

geçiyor el etmesek de. İkindiler kaldırımlardan geçiyor. Dur desek dururlar mı

Durmazlar mı beklesek o dumanlı yağmurları. Huyları bu mu, sahi bu mu huyları.

Ufka birikmiş güzel avlu mu huyları. Uykuları biriktiren gecelerde. Gündüzlere

el pençe divan. İkindilerin belki de işi acele. Acele gel diyor kaldırımlar.

Kaldırımlardan kaldırımlara kardeşliklerden kardeşliğe. Türkülerden türkülere

uzanıyor kaldırımlar. Kaldırımlardan kaldırımlara uzanıyor türküler. Uzanıyor

içimizde milyon ton hüzünler ve sevinçler. Durup durup geçmişe baktığımızda.

Akşamlar yanımızdan gelip geçiyor. İyi akşamlara iyi

akşamlar geçiyor. Merhabaya merhabalar. Tanıştığımıza memnun oldum merhabalar.

Daha önce görüşmüş müydük merhabalar. Sizi bir yerden tanıyorum merhabalar. O

yeri bana lütfen söyleyiniz merhabalar. Çok güzelsiniz merhabalar. Çok iyisiniz

merhabalar. Teşekkür ederim merhabalar. Beni hatırladınız mı merhabalar. Ah

evet merhabalar.

Karanlık kaldırımlara yavaş yavaş yayılıyor. Karanlık

kaldırımlara yayılır biliyorsunuz. Ucun ucun yayılır, gıdım gıdım. Milim milim

yayılıyor karanlık kaldırımlara. Gençliğimize yayılıyor kaldırımlar biteviye.

Karanlığa dilekçe veriyorum kaldırımlara gelsin diye. Gelsin diye dostluklar

dostlara. Dostlarla gelsin diye kaldırımlar. Kaldırımlar uzanıyor içimizdeki

sonsuz parklara. Hadi şimdi parklara. Buyurun o güzel parklara. Masmavi

parklara. Aydınlık parklara. Aydınlığın içindeki parklara. Parkların içindeki

aydınlıklara. Hoşsohbet aydınlıklara. Sonsuz aydınlıklara.

Bölüşülmüş ne çok vakitler vardır gece yarılarına.

Sabahlara kadar sabahlanmış çaylara. Demli çaylarla demlenmiş vakitlere.

Demlenmiş vakitlerle sonsuz muhabbetlere. Gece bir iki üçlerden dörtlere.

Güzelliklerden güzelliklere. Deliliklerden deliliklere. Bağıra bağıra türkü

söylemeye. Bağıra bağıra şiir okumaya. Okumaya hayatın üst ovalarını. Kollarını

açıyor kaldırımlar. Kollarını açıyor bize kollarını. Geceye uzanıyor

kaldırımlar. Kaldırımlarda ne anılar var. Ne anılar var gençlikte. Gençlik

geçmiyor içimizde. İçimizde duruyor gençlik. Genç bir hevesle. Parklara doğru.

Kaldırımlara doğru. Parklar ruhumuzun dinmeyen yağmuru. Dinmeyen vapuru engin

denizlerin. İç kıyılarımızda birikmiş sessizliklerin.

Sözlerin sükûtu sert bir kalıntıdır içimizdeki

kaldırımlarda. Kaldırım taşlarını sayardık gecenin ikinci yarısında. Şehrin en

işlek caddesinde, bir uçtan bir uca, sayardık tek tek kaldırım taşlarını.

Gecelerden gecelere rapor ederdik içimizdeki sonsuz park kamaşmasını.

Kaldırımlar parklara parklar kaldırımlara ruhumuzda kamaşırdı sonsuz

kahkahalarla. Sigaralarla kamaşırdı ruhumuza dolan geceler aydınlığın ağır

arazisinde. Geceler bizimdi gündüzler de. Kaldırımlar bizimdi parklar da. Hayat

derin derin deveran tadında. Ruha dolan tadında. İnsanın ilkbaharında. Sonsuz

kanatlarla sonsuzluklara. Sonsuz kanatlarla sonsuz aydınlıklara. Dağılan

geçmişimizdir aydınlıklara. Geleceğimizdir aydınlıklara.

Kaldırımlardan

parklara merhaba, merhaba sonsuz zamanlara