Çin, 6. nesil savaş uçağı teknolojilerinde uçuş kontrolünü yalnızca uçağı yöneten bir sistem olmaktan çıkarıp savaş yönetiminin merkezine taşımayı hedefleyen yeni bir mimari üzerinde çalışıyor. Shenyang Uçak Tasarım ve Araştırma Enstitüsü, diğer adıyla 601 Enstitüsü, yapay zekâ, otonom uçuş, uydu sinyali olmadan navigasyon ve insanlı-insansız uçak koordinasyonunu aynı yapıda birleştiren yaklaşımını ortaya koydu. Pilotun uçağı kontrol edemediği durumlarda sistemin devreye girmesi ve insansız kanat arkadaşlarının görevlerini savaş sırasında değiştirebilmesi öngörülüyor. Ancak araştırmada anlatılan teknolojilerin doğrudan J-50 veya J-36 üzerinde kullanılacağı kesinleşmiş değil.
Çin 6. Nesil Savaş Uçaklarında Yeni Bir Kontrol Mimarisi Üzerinde Çalışıyor
Geleceğin hava savaşlarında üstünlüğü yalnızca hız, manevra kabiliyeti veya düşük radar görünürlüğünün belirlemesi beklenmiyor.
Çinli araştırmacıların üzerinde çalıştığı yeni yaklaşımda uçuş kontrolü, sensörler, yapay zekâ, otonom sistemler ve diğer hava araçları arasında çok daha güçlü bir bağlantı kurulması amaçlanıyor.
Çalışmanın başında Shenyang Uçak Tasarım ve Araştırma Enstitüsü'nün baş uçuş kontrol tasarımcısı Zhang Dong bulunuyor.
601 Enstitüsü olarak da bilinen merkez, Çin'in yeni nesil savaş uçağı çalışmalarıyla ilişkilendiriliyor. Kamuoyunda J-50 adıyla anılan uçak da bu programların dikkat çeken platformları arasında gösteriliyor.
J-50 ve J-36 Neden 6. Nesil Savaş Uçağı Olarak Görülüyor?
J-50 ilk kez Aralık 2024'te uçuş testleriyle ilişkilendirilen görüntüler üzerinden dikkat çekmişti.
Çin'in Shenyang J-50 ve Chengdu J-36 olarak anılan yeni nesil uçakları, ABD'nin yeni hava üstünlüğü programlarıyla aynı teknolojik dönemin temsilcileri olarak değerlendiriliyor.
ABD tarafında ise Boeing tarafından geliştirilen F-47 programı öne çıkıyor.
Ancak 601 Enstitüsü'nün yeni araştırmasında anlatılan bütün teknolojilerin doğrudan J-50'ye entegre edileceğine ilişkin kesin bir bilgi bulunmuyor. Çalışma daha geniş anlamda geleceğin hava muharebesi mimarisini ele alıyor.
Hava Savaşında “Bilişsel Manevra” Dönemi Hedefleniyor
Araştırmacılar hava muharebesinin gelişimini farklı teknolojik aşamalar üzerinden değerlendiriyor.
İlk dönemlerde yakın mesafeli hava savaşlarında uçağın manevra yeteneği kritik önem taşırken radar, hassas güdümlü silahlar ve düşük görünürlük teknolojilerinin gelişmesiyle bilgi üstünlüğü ön plana çıktı.
F-22 ve J-20 gibi beşinci nesil savaş uçaklarında kullanılan dijital fly-by-wire sistemleri de uçuş kontrolünü motor ve silah sistemleriyle daha sıkı şekilde bütünleştirdi.
Yeni aşama ise “bilişsel manevra” olarak tanımlanıyor. Bu sistemde yapay zekâ, dağıtık ağlar ve otonom platformların birlikte hareket etmesi hedefleniyor.
Pilot Emri Verecek, Savaş Uçağı Manevrayı Hesaplayacak
Yeni sistem pilotun kokpitteki görevini de önemli ölçüde değiştirebilir.
Mevcut sistemlerde pilotun verdiği kararları sürekli kumanda hareketlerine dönüştürmesi gerekirken önerilen mimaride pilot daha üst seviyeli taktik komutlar verebilecek.
Pilot ne yapılacağını belirlerken sistem bunun nasıl gerçekleştirileceğini hesaplayacak.
Uçuş kontrol sistemi, verilen komutu uçağın fiziksel kapasitesi ve güvenli uçuş sınırları içerisinde uygun manevraya dönüştürebilecek.
Böylece pilotun sürekli düşük seviyeli uçuş kontrolüyle ilgilenmesi yerine savaş alanına, tehditlere ve taktik kararlara daha fazla odaklanması amaçlanıyor.
Savaş Uçağı Kendi Manevra Kapasitesini Hesaplayabilecek
Önerilen sistem, uçağın mevcut durumunu farklı veri kaynaklarından sürekli takip edecek.
Ataletsel navigasyon, hava hızı, kumanda yüzeylerinin konumu ve motor performansı gibi bilgiler aynı anda değerlendirilecek.
Böylece uçak yalnızca nerede olduğunu değil, mevcut koşullarda ne kadar manevra kapasitesinin kaldığını da hesaplayabilecek.
Sistemin olası teknik sorunları kritik seviyeye ulaşmadan tespit etmesi ve gerektiğinde uçuş kontrol ayarlarını otomatik değiştirmesi de hedefleniyor.
Pilot Kontrolü Kaybederse Sistem Uçağı Devralabilecek
Çalışmanın en dikkat çekici noktalarından biri insan ile otonom sistem arasındaki kontrol paylaşımı.
Pilotun iş yükünün kritik seviyeye yükselmesi veya uçağı kontrol edemeyecek hale gelmesi durumunda sistemin uçuş kontrolünü devralabilmesi planlanıyor.
Buradaki amaç yalnızca uçağın düşmesini engellemek değil.
Otonom sistem, güvenliği önceliklendirirken daha önce belirlenen taktik görevi şartların izin verdiği ölçüde sürdürmeye çalışabilecek.
Bu yaklaşım pilotu tamamen ortadan kaldırmak yerine pilotun görevini düşük seviyeli uçuş kontrolünden savaş yönetimine doğru kaydırmayı hedefliyor.
Çin’in 6. Nesil Savaş Uçağı GPS Olmadan Uçabilecek Mi?
Yeni mimarinin önemli bölümlerinden biri de uydu sinyallerinden bağımsız navigasyon teknolojileri.
Modern çatışmalarda GPS ve benzeri uydu navigasyon sinyallerinin elektronik harp yoluyla karıştırılması veya tamamen kesilmesi ciddi bir risk oluşturuyor.
Çinli araştırmacılar buna karşı kuantum ataletsel navigasyon, görsel navigasyon, jeomanyetik navigasyon ve arazi eşleştirme gibi farklı teknolojilerin birlikte kullanılmasını değerlendiriyor.
Amaç GPS'in yerine yalnızca tek bir alternatif sistem koymak değil. Birden fazla sensör ve yöntemin birlikte çalışmasıyla uçağın dışarıdan uydu sinyali almadan konumunu belirleyebilmesi hedefleniyor.
Elektronik Harp Ortamında Birden Fazla Navigasyon Sistemi Kullanılacak
Birden fazla navigasyon yönteminin kullanılmasının temel nedenlerinden biri sistemin dayanıklılığını artırmak.
Yoğun elektromanyetik karıştırma altında tek bir navigasyon sensörünün hata vermesi uçağın görevini tehlikeye atabilir.
Farklı kaynaklardan gelen bilgilerin birlikte işlenmesi durumunda ise bir sistemdeki hata diğer sistemlerden gelen verilerle dengelenebilir.
Bu yaklaşım özellikle uydu bağlantılarının güvenilir olmadığı yüksek yoğunluklu savaş ortamlarında yeni nesil savaş uçaklarının hareket kabiliyetini korumayı amaçlıyor.
İnsanlı Savaş Uçakları İnsansız Kanat Arkadaşlarını Yönetebilecek
Çinli araştırmacıların üzerinde durduğu diğer önemli alan insanlı ve insansız savaş uçaklarının birlikte çalışması.
Gelecekte insanlı savaş uçaklarının bir çeşit hareketli komuta merkezi gibi görev yapması öngörülüyor.
İnsansız kanat arkadaşları ise keşif, koruma veya saldırı gibi farklı görevler üstlenebilecek.
Sistem yalnızca uçakların rotalarını belirlemekle sınırlı olmayacak. Elektromanyetik spektrum kullanımı ve görevlerin hangi zaman aralıklarında yürütüleceği gibi unsurların da ortak biçimde koordine edilmesi planlanıyor.
İnsansız Uçakların Görevi Savaş Sırasında Değiştirilebilecek
Yeni yapının en önemli özelliklerinden biri görev dağılımının sabit olmaması.
Örneğin başlangıçta keşif için görevlendirilen bir insansız uçak, savaş alanındaki koşullar değiştiğinde farklı bir göreve yönlendirilebilecek.
Görevler platformların durumu, tehdit seviyesi ve operasyonun ihtiyaçlarına göre anlık olarak yeniden dağıtılabilecek.
Bu sistem, insanlı ve insansız hava araçlarının önceden belirlenmiş sabit roller yerine değişen savaş koşullarına göre birlikte hareket etmesini amaçlıyor.
Bir Savaş Uçağı Düşerse Diğerleri Görevlerini Paylaşabilecek
Çalışmadaki sistem klasik lider-kanat uçağı formasyonundan da farklılaşıyor.
Bir uçağın arızalanması veya savaş dışı kalması halinde bütün operasyonun aksaması yerine kalan platformların otomatik olarak yeniden organize olması hedefleniyor.
Devre dışı kalan platformun görevleri diğer uçaklar arasında yeniden dağıtılabilecek.
Araştırmacılar bunun için “sanal lider” olarak tanımlanan dinamik bir mekanizma öneriyor. Böylece bütün operasyonun tek bir lider uçağın çalışmasına bağımlı kalmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
J-20, Y-20 ve H-20 Aynı Muharebe Ağına Bağlanabilir
Araştırmanın kapsamı yalnızca gelecekte geliştirilecek 6. nesil savaş uçaklarıyla sınırlı değil.
J-20 savaş uçağı, Y-20 nakliye uçağı ve geliştirilmekte olduğu belirtilen H-20 stratejik bombardıman uçağı gibi farklı platformların aynı savaş ağının parçaları haline gelmesi de değerlendiriliyor.
Böyle bir sistemde farklı görevlerdeki uçaklar kendi sensörlerinden topladıkları bilgileri diğer platformlarla paylaşabilecek.
Görevlerin bir platformdan diğerine aktarılması ve eksik kalan kabiliyetlerin ağdaki başka uçaklarla tamamlanması da gelecekteki sistemler savaşının temel unsurlarından biri olabilir.
Yapay Zekâya Savaş Uçağının Tam Kontrolü Verilecek Mi?
Çalışma yüksek seviyeli otonomiye odaklansa da yapay zekâya sınırsız kontrol verilmesi planlanmıyor.
Araştırmacılar veri odaklı yapay zekâ algoritmalarının aldığı kararların her durumda açıklanmasının ve sonuçlarının önceden doğrulanmasının kolay olmadığına dikkat çekiyor.
Bu nedenle uçağın dengede tutulması, kumanda yüzeylerinin kontrol edilmesi ve güvenli uçuş sınırlarının korunması gibi kritik işlevlerin yüksek güvenilirlikli geleneksel sistemlerde kalması öngörülüyor.
Yapay zekânın ise taktik karar desteği, rota optimizasyonu, platformlar arası koordinasyon ve değişen koşullara göre görev dağılımı gibi daha üst seviyeli alanlarda kullanılması planlanıyor.





