Çok karmaşık bir durum. Taraflar Müslüman. Özellikle tabanın kahir ekseriyeti böyle. Böyle olmasına karşın Müslümanlar büyük parçalar halinde ya da küçüklerini de bir hesaba katalım, kıyasıya bir çatışma içindedirler. Kimin hangi hesap peşinde olduğu tam olarak anlaşılamıyor. İşin üzücü yanı gerek sosyal ve gerekse basılı medya üzerinden birbirilerine amansız bir savaş açmış bulunuyor olmalarıdır. Dahası tam bir bataklık. Hepsi birbirine çamur atıp duruyor ve tam bir bulamaca dönüşmüş durumda.
Bütün bunlar İslâm ve Müslümanlar adına yapılıyor.
Bu karmaşada taraf olmadığınızda da töhmet altında tutuluyorsunuz. Sanki taraf olmak zorundaymışsınız gibi. Müslümanlar kendilerini haklı görürken birbirlerini en kaba en çirkin suçlamalarla karalıyorlar. Bunlar artık iftiranın da ötesine geçiyor. Müslümanlar birbirlerinin kirlerini, kusurlarını, eksiklerini ortaya çıkarmanın çabası içinde. İyiliklerini ve güzelliklerini kimse sayıp dökmüyor. Üstün gelmenin ve hesaplaşmanın ötesinde bir durum.
Bir zamanlar birlikte hareket edenler bir olay ve durumdan ötürü hasım hâle gelebiliyorlar.
Ergenekon olayında belgeler bavullarla ortaya saçılıp dökülürken herkes bayram ededuruyordu. Bu bir övünce dönüşmüştü. Ergenekon davası sürecinde birbirine omuz verenler, birbirlerini gönendirenler durum tersine dönünce kanlı bıçaklı hâle geliverdiler. O zaman kimi insanlara yapılan haksızlıklar ve aşırılıklar bile görmezlikten geliyordu. Müslümanların mutlak surette âdil olmalarını gerektiğini söyleyemeye çalıştığımız o günlerde biz ulusalcıların veya Ergenekoncuların yanında olmakla itham ediliyorduk. Oysa göz göre göre ortada bir haksızlık vardı. Dün bu belgeler ortaya dökülürken tepki vermeyenler bugün neden bu kadar tepki veriyorlar Eğer bu yöntem bir haksızlık ise dün de öyle olması gerekmez miydi
Meydana atılan silahşorlar ortalığı toza dumana katıyorlar. Olan da Müslümanlara oluyor.
Müslümanlar yarın birbirlerinin yüzene bakamayacak kadar neden ortamı bu kadar geriyorlar Sonuçta etkilenen milyonlarca insan var. Bu keskinleşmelerin getirdiği sonuçları kimse hesaba katmıyor.
Gezi Parkı olaylarından sonra veya önce sürekli tırmandırılan gerilimlerin ardından; laik, seküler, sağcı, solcu, işsiz, mezhep geriliminden taraf olanlar 10 Kasım’da milyonu bulan bir kemikleşmeyle bir kabir etrafında tapınma duygusuyla tavaf yapılmasına ne denmeli Bunlar basit olarak geçiştirilebilinir mi
Askerin bir kanadı ve bir bölümü darbeye teşebbüsten ötürü yargılanırken 28 Şubat’ta fiili darbe yapanlar üç beş kişi ile sınırlandırılmış bulunuyor. Oysa benzer durum üst kademede yer alanlar, hemen her kesim için uygulanamaz mıydı Bunun ötesinde darbeyi yaptırtanlar ve egemen güçler hesaba katılmadan varılan sonuçlar sağlıklı mıdır
Gezi Parkı olayı bu kadar gerilime girilmeden savuşturabilinirdi, yapılmadı. Tarafların kemikleşmesi için gerilime öfke taşındı duruldu.
AB sürecinde kol kola olanlara karşı durduk. Gerekçelerimiz o zaman da haklıydı bugün de. Ne yazık ki koskoca 11 yıl içinde bir arpa boyu yol alınmış bile değil ama dayatmalar sonucunda çıkarılan kimi yasalar bizi iyice bozdu ve çığırından çıkardı. Aynı kesimler Arap Baharı’nda karşı karşıya geldiler. Suriye konusunda işbirliği içinde oldular. Mezhep geriliminin tırmandırılmasında birbirlerinden geri kalmadılar.
Artık nedenleri üzerinde duracak değiliz. Bunları bir yana bırakıyoruz. Sonuçları düşünmek durumundayız. Asıl bizi ilgilendiren de bu. Bundan sonra ne olacak Bir düzlemde buluşamayacakları gün gibi ortada. Bu ateşin ve gerilimin düşmesi gerekiyor. Bu hareketlerin önünde yer alanların atacağı adımlar önemli. Kitleler sadece sürükleniyorlar. Doğrusu ne yazılı medya ne de görsel medyayı izlemek istiyoruz. Çünkü çok kirli bir ortam var ve biz buna bulaşmak istemiyoruz. İstemiyoruz ama sonuçta Müslüman’ız ve bizi ilgilendiren bir durum yaşanıyor. Bu kadar kusur, yanlış şey saçılıp döküldükten sonra herkes kendi kusurlarını gidermenin yoluna bakmalı ve iyilikler, güzellikler ve hayırlı olanlarda buluşulmalı. Başka bir seçeneği yok bunun.