Seçim atmosferi her geçen gün başka bir hâl alıyor. İnsanlar zihinlerinde uydurdukları yanılsamaları ilke olarak kabul edip her süreci bu yanılsamalar üzerinden değerlendirme garabetine giriyor. İlke; her yerde ve her zaman doğru olan demektir. Ayrıca ferlerin yani siyaset söz konusu olduğunda hamle ve söylemlerin belirlendiği asıllara ilke denir. İlkelerin yanılsama olması yahut geçici olması bir yana ilkede zamanı aşma ve tutarlı olma şartı vardır. Bu yüzden cümlenin başında ifade etmek gerekirse Türk siyasi hayatının en ilkesiz (hiç ilkesiz demiyorum) yapısı AK Parti’dir. Bu tespitin gerekçeleri aşağıda açıklığa kavuşturulacaktır.  Bu yazıda son günlerin meşhur konuları olan ittifak, iltihak ve ittihat meselelerini enine boyuna değerlendirmeye çalışacağız.

“İttifak” kelime anlamı olarak anlaşma, bağlaşma, uyuşma demektir. İki yapının bir biri ile bağlaşması yahut bazı noktalarda birbiri ile uyuşması, son olarak ise iki yapının birbiri ile bazı konular üzerinde anlaşması manaları ittifak kavramının içini doldurur. “İltihak” ise; katılma manasınadır ki bu durumda yapılardan biri kimliğini kaybeder yahut fesih eder ve diğer yapıya katılır. “İttihat” söz konusu olduğunda her iki yapının da kendi olmayı bir yana bırakarak ikiliğin hiçbir evrede oluşmadığı bir birliğin vücuda gelmesidir. Yani ittihat da mutlak manda birlik ve birliktelik vardır.

Mesele siyasi partilerin bir biri ile görüşmeleri olduğunda yukarıda ki kavramlar yakın geçmişte olması hasebi ile şu örneklerle açıklana bilir. Cumhur İttifakı ittifakında AK Parti ve MHP’nin durumu tam bir ittifaktır. Bu ittifaka BBP katılması ise ittifakın dışında bir mana ifade eder ki bu bir manada iltihak anlamını taşır. Ancak iltihaka en güzel örnek HAS Parti’nin kendi varlığını ortadan kaldırıp AK Parti’ye katılmasıdır. Yakın siyasi tarihimizde ittihat ile ilgili bir örnek oluşmamıştır.

Bütün bu tanımlamalar etrafında Saadet Partisi için oluşacak herhangi bir durumun anlamlarını sorgulamamız gerekiyor. Saadet Partisi ülke ve kendi menfaatini gördüğü herhangi bir ittifakta bulunabilir. Bunun savunulacak bir mesele olmadığını evvel emirde bilmek gerekir. Mesele ittifakı aşıp iltihak yahut ittihat sürecine girdiğinde ise bu sürece herkesin itiraz edeceği aşikârdır ki bunun vuku bulması imkânsızıdır. Herhangi bir parti ile ittifak yapmaya karşı olmak başka bir şeydir Saadet Partisi’nin ittifak yaptığı parti ya da partiler üzerinden eleştiri getirmek başka bir şeydir. Bil hassa Ak Parti saflarında saf saf bekleyen kişilerin Saadet Partisi’ni pervasızca eleştirmeleri altında yatan temel yaklaşım bizleri hala “iltihak” edememeleridir. Biz köküz, ağacın kökünden kopup giden gövdesi ne kadar büyük olursa olsun kökün sökülüp toprakla irtibatı koparılıp gövdeye iltihak edildiği nerde görülmüştür. Kopan ve başka diyarlara başka besin alanlarına, başka nehirlere düşen ve son 15 yıldır savrulan ve başkalaşan, koparken başkalaşma niyeti ile kopan gövde önce başka diyarlardan aldığı dalları, besinleri terk edecek, gelecek köke birleşmek için izin isteyecektir. Aksi mümkün değil. Efendim ben gövdeyim sen köksün, ben güçlüyüm ben büyüğüm diyenlere cevabım unutmayın kök yeni gövdeler verir ancak köksüzlük gövdeyi kurutur yahut oduna çevirir.

Saadet Partisi’nin herhangi bir parti ile yapacağı görüşmeler birkaç açıdan değerlendirilebilir. Bu açılar süreç içerisine karşı karşıya kalacağımız eleştiri yaklaşımlarını ifade etmektedir.

 

1.Dini Yaklaşım

Biz Müslüman’ız. Dolayısı ile yapacağımız herhangi bir hamle İslam’a aykırı olamaz. Bu yüzden biz esnafa faizli krediyi hamd olsun diyerek ilan edemeyiz. Yahut ülkemizde açtığımız içki fabrikaları ile övünemeyiz. Biz sözde değil fiilde de Müslüman’ız. İslam’a bakışımız ve İslam’ı idrak edişimiz bizim içi paranteze alınamayacak kadar önemli ve paranteze sığmayacak kadar büyüktür.

Yapılacak herhangi bir görüşme ilkesel olarak dini bir problem değildir. Dinde ve dahi dini büyüklerin uygulamalarında yapılacak bir siyasal ittifakın her türlü meşru zemini vardır. Dini açıdan konu edilebilecek olan şey ittifak değil iltihak yahut ittihat meselesidir. Şu an için bu iki kavram tartışma dışıdır. Ayıca herhangi bir görüşmenin caiz olmadığı fikrini işleyen kişilerden bir zahmet dini uygulamaları bir kez daha okumasını rica ediyorum.

“Din düşmanı olarak tarif edilen bir yapı ile ittifak kurmak yanlıştır.” cümlesinde yanlış olan bir yapının din düşmanı olduğunu fikridir. Yapı din düşmanı olmaz din düşmanı yapıyı yönlendiren zihinlerdir. Ayrıca birileri herhangi bir partinin geçmişte yaptığı uygulamalardan hareketle eleştiri getirecek ise bu kişiler ANASOL-M hükümetinin yapmış olduğu uygulamaların faturasını MHP’ye çıkarmaya davet edilmelidir. 28 Şubat sonrası oluşan bu hükümetin yaptığı icraatlar ortadadır. Bu icraatlardan bütün ortakların nasibini alması gerekir. Yani lafı uzatmayayım azizler; bu siyasal düzlemde din düşmanlığı kavramı tutacak bir kavram değil. “Efendim, öyle diyorsunuz ama halk öyle anlamıyor” O zaman aziz halkımızı AHABER izlememeye ve biraz olsun düşünmeye davet ediyoruz. Bu ülkede artık din düşmanlığı yapabilecek bir babayiğit kalmamıştır. Geçmiş geçmiştir yeni şeyler söylemek lazım.  Ayrıca ittifak yani anlaşma yapılamayacak hiçbir oluşumun olduğu kanaatinde değilim. Neticede ittifak bir iltihak yahut ittihat değildir.

 

2.Usulî Yaklaşım

Her hangi bir partinin yapacağı görüşmeler de önemli sorun parti içerisinde bir kliğin yahut bizzat başkanın partinin karar alma mekanizmalarını çalıştırmaksızın doğru yada yanlış bir karar alması yahut almaya kalkmasıdır. Bu durum varılan yer doğru olsa bile usul açısından kabul edilemez. Ancak Saadet Partisi olarak böyle bir süreç olmadığı herkesçe bilinmektedir. Bir ittifakın olası görüşme yetkisi bütün yetkili kurullarda görüşülmüş yüksek istişarelerde bulunulmuş ve böylece Genel Başkan yetkilendirilmiştir. Bundan sonraki süreçte bu yetki Genel Başkan’dan alınmadığı sürece bütün yapının bu yetkiye dayanılarak alınılacak kararlara ittibası elzemdir. “Efendim, ben bu kararı da bu yetkiye de bu karı veren aklı da kabul etmiyorum” bu noktada sorun yok zaten bu cümleyi kuran kişi doğal olarak Milli Görüş hareketinin dışına çıkmış demektir. Başka mecralarda başka, başka maceralarda bulunulabilir. Örneğin Numan Kurtulmuş’un beyin olumlu yahut olumsuz hiçbir görüşü hareket için bir anlam ifade etmemektedir. Neden? Zira o yapıyı kendi istek ve arzusu ile terk edip müzelerden sorumlu bakan olmuştur. Allah müzelerine zeval vermesin der geçeriz. Dolayısı ile Ankara’dan gelen her hangi bir karar usul açısında bir sorun doğurmamaktadır.

 

3.Siyasi Yaklaşım

Bir görüşmenin anlamlı olabilmesi için belirli bir siyasi hedefe matuf olması beklenir. Bu hedeflerden birincisi ülke menfaatidir. İkincisi ise hareketin menfaatidir. Şimdi Saadet Partisi’nin yapacağı herhangi bir görüşme ülke menfaatine midir? Bila şek. Neden? Diye soranlara yakın tarihte, Ergenekon, Suriye, Rusya, Fetö gibi meselelerde Saadet Partisi’nin almış olduğu kararları ve vermiş olduğu tavsiyeleri incelemeye davet ediyorum. Bu hareketin âlemet-i farikası basirettir. Basiret ise lütuftur. Peki, kimle ittifak yapması ülkenin menfaatinedir? Bu satırların yazarı olarak bunu bilmiyorum ancak kimle yapmaması gerektiğine eminin ki bu AK Parti’dir.

Siyasi Yaklaşım söz konusu olduğunda yapılacak herhangi bir görüşmede hareketin menfaati söz konusu mudur? Hareketin düşüncelerini daha iyi ve daha etkin anlatabilmesi için mecliste olması şarttır. Bu şart üzerinde tartışmak dahi abestir. Yeni sitemde var olabilmenin tek yolu mecliste grup kurabilmektir. Aksi durumda hareketin siyasi hayatı riske girer.  Dolayısı ile mecliste bulunabileceğimiz en yüksek temsille bulunmak için ittifak şartsa bu ittifak meşrudur.

 

4.Hatabi Yaklaşım

Son zamanlarda hükümetin tutarsızlıklarını anlatmaktan bizler yorulduk. Aklınıza gelen herhangi bir meselede hangi laflarını yutmadılar, hangi sözlerini çiğnemediler. Düşük profilli kişilerle uğraşacak vaktimiz yok. Hocanın kemiklerini sızlattınız diye çemkiren kemiksizlerle muhatap olmak ise bizler için züldür. Sadece hatırlatma babında ilkeli tutarlı, çaplı çapsız, profili yüksek profili düşük kişilerin yaptıklarını biraz özetleyerek yazıya son vermek istiyorum.

Erken seçim ihanetti ilan ettiler ama onlar değil biz hain olduk.

Erbakan hocaya sağlığında ihanet ettiler, tekerlekli sandalyede hala itibar makam peşinde diye hakaret ettiler, ev hapsi onların döneminde aldı Erbakan ancak onlar Milli Görüşçü oldular biz olamadık.

Suriye konusunda baştan aşağıya yanıldılar. Beşar’la görüşmeye başladılar ancak onlar Baascı olmadılar biz Baascı olduk.

Soros’la yapılan toplantı fotoları ortalıkta geziyor. Ama onlar değil biz Soros’cuyuz.

Irak’ı 8 milyar dolara at pazarlığı ile sattılar. Gel gör ki biz Amerikancı olduk onlar hala milli.

Hollanda da tarihimizin en rezil durumu ile karşı karşıya kaldık. Gel gör ki onlar Hollanda fatihi oldular biz Hollandacı olduk.

Seçim ekonomisi yapan haindir dediler, bir arada dolar alan haindir demişlerdi. Seçim ekonomisinin dibine vurdular onlar hala milli gel gör ki biz hain olduk.

İstanbul’a ihanet ettiklerini söylediler, binalara kızdılar sahipleri ile görüşmediler, sonra imar affı çıkardılar gel gör ki biz hain onlar vatandaş sever oldu.

Başörtüsü yasağını santim, santim uygulayan kendilerine sin kaf küfreden MHP ile ittifak kurdular. Gel gör ki onların ittifakı makbul oldu bizim ki merdud.

Bir bakan emeklilere bayram ikramiyesi verirse başka partiye üye olacağı sözü verdi. Ancak emekliler ikramiye aldı bakan hala bakan olarak kaldı, o sözüne sadık oldu biz ise hain olduk.

Evet, itiraf etmenin vakti geldi Saadet Partisi olarak olası bir ittifakı kabul ederek yahut bir ittifak görüşmelerinde bulunarak yapılabilecek en ağır suçu biz işledik. He süreç dönünce cenazeyi yine biz kaldıracağız. Bu sefer biz nebbaş olacağız siz ahbap biliyorum ama olsun biz sadece Allah’a kul olarak öleceğiz.