Cumhurbaşkanı Erdoğan yaşanan son olayları değerlendirirken “istihbarat zaafı var” diyor! Doğru söylüyor ortada apaçık bir istihbarat zaafı var!
Hiç istihbarat zaafı olmasa Cumhurbaşkanı Erdoğan darbe teşebbüsünü “eniştesinden öğrenmek” gibi bir durumla karşı karşıya kalır mıydı?
Devletin ilgili kurumları saatler öncesinden durumu öğreniyor ama Cumhurbaşkanı ve Başbakan darbe teşebbüsüyle ilgili olarak bilgilendirilmiyor!
Neden bilgilendirilmedikleri yolundaki sorulara verilen cevaplarda “Teyit endişesinden” söz ediliyor!
Yani “teyit etmediğimiz bir teşebbüs konusunda Cumhurbaşkanı ve Başbakanı boş yere telaşlandırmayalım” mantığı karşımıza çıkıyor!
Milli İstihbarat biliyor, bildiklerini Genelkurmay ile paylaşıyor ama Cumhurbaşkanı ve Başbakan “Teyit endişesi” ile haberdar edilmiyor!
Bu konuda yapılan açıklamalar insanların kafalarında oluşan soru işaretlerini tatmin etmiyor! Sanırız ilk günlerin telaşı atlatıldıktan sonra iktidarın üzerinde en çok duracağı konu bu olacaktır!
Ancak istihbarat zaafı iktidar açısından yeni bir şey değil!
Belki de iktidarın en çok açık verdiği yer burası! Hep bu istihbarat zaafı yüzünden “kandırıldık, saflığımıza geldi” türünden açıklamalar yapma zorunda kalmadılar mı? Doğrusunu söylemek gerekirse istihbarat zaafının önüne nasıl geçilir onu da doğru dürüst bilmiyoruz!
Netice itibarıyla elinizdeki malzeme insan ve o insanlara bir şekilde güvenme mecburiyeti var! Ona güvenme, buna güvenme nasıl yaşanır! Ama her şeye rağmen bu işin ilmini yapmış insanlar mutlaka vardır ve onlardan alınacak yardımla istihbarat zaafı aşılabilir diye düşünüyoruz! Böylesine büyük istihbarat zaafların yaşandığı günümüzde açığa alınan devlet memurların yerine yapılacak atamalarda da aynı zaafın etkisi ile yanlışlar yapılmasından duyduğumuz kaygı büyük!
Evet, iktidarın atacağı ilk adım bu zaafı ortadan kaldıracak adım olmalıdır!
Bu zaaf giderilemezse!
İstihbarat zaafı sürer giderse!
Korkarız ki iktidar nefes almakta zorlanır hale gelir!
Bizim aklımıza gelen ilk şey güvenilir eski dostlar oluyor!
Şuradan buradan “devşirme isimlerle” yola devam etmek yerine eski dostlara kucak açmak çok daha sağlıklı olmaz mı?
Eski dostların zaman zaman kendilerini acımasız biçimde eleştirmiş olmaları da kuşkusuz “Dost acı söyler” ilkesinden kaynaklanmıştır! Unutulmamalıdır ki eski dosttan düşman olmaz!