Geride bıraktığımız Ramazan ayını Fransa da geçirdim. Paris ve çevresinde Türkiye kökenli gurbetçi kardeşlerimizle beraber oldum. Birlikte iftar ve sahur yemekleri yedik. Teravih namazları kıldık. Sohbetler ettik, dertleştik, unutulmaz hatıralarımız oldu. Yozgatlı Bahaddin, Bayburtlu  Ercan, Erzurumlu Ahmet, Karamanlı Mehmet, Kayserili Salih, Ordulu Yüksel, Trabzonlu Baki, Konyalı Mustafa, Seydişehirli Hidayet, Karslı Veysel, Afyonlu İsmet ve daha pek çok kardeşimle muhabbet ettik. Aynı dine mensup olmanın, aynı davada yürümenin derin hazzını tattık. İyi, güzel, doğru ve faydalı olan şeyleri birlikte yaşamak ne kadar güzel

Bu ziyaretlerim sırasında, Paris e 100 km. kadar mesafedeki Montangy  şehrine de uğradım. Sular üzerine yapılmış binalardan oluşan bir şehir Vatikan ı andırıyor. Bu şehre bitişik durumda Chalette adlı bir yerleşim yeri var. Burada, Türkiye kökenli 10 bin kadar insanın yaşadığı söyleniyor. Bu beldeyi gezerken sanki kendinizi Türkiye de hissediyorsunuz. Samimi ve muhabbet ehli çok insanın bulunduğu bir yer...

Chalette de ancak iki gün kalmama rağmen, zengin ve yoğun yaşadığım hatıralarım oldu. Hepsini anlatmayacağım. Bunlar arasında, ilginç bulduğum ve İslam ın, insanın yapısıyla (fıtrat) ne kadar bütünleştiğini ortaya koyan bir ihtida olayından söz edeceğim:

Ramazan Bektaş, Fransa da doğmuş Trabzonlu bir ailenin çocuğu Fransa da yetişmesine rağmen iyi bir aile eğitimi almış. Dini bilgileri de daha çok anne babasından öğenmiş. Türkiyemizin sahip olduğu değerleri yaşatmak konusunda oldukça hassas... Evlilik yaşına geldiğinde,Türkiye de iyi eğitim almış hafize bir bacımızla evlenmiş. Oradaki hanımların yetişmesi konusunda bu bacımızın büyük gayreti var. Eşi Ramazan bey, Marmara 2000 adıyla bir Restorant işletiyor. Bu beldedeki Fatih Camii merkezli cemiyet çalışmalarında aktif. Cemiyet başkanı olan ağabeyinin en büyük destekçisi

Olay, Ramazan beyin Restorant ında yaşanıyor. Anne tarafından Fransız, baba tarafından Polonyalı olan Fabien isimli 35 yaşlarındaki bir Fransız vatandaşı bu Restoran a takılır. Zaman zaman fikir alış-verişi yaparlar. İslam dininden söz açıldıkça "Ben kesinlikle İslam a girmem." diyen bir tavır ortaya koyar.Fakat, Ramazan beyin iş yerine gelip gitmeyi de bırakamaz.

Fabien günün birinde, Ramazan beyin iş yerine 7 yaşındaki oğlu Leo ile birlikte gelir. O sırada Restorant ta çalışan garson, namaz için müsade isteyip yan taraftaki odaya geçer. Bu durum Leo nun dikkatini çeker. "Baba o amca orada ne yapıyor " diye sorar."Namaz kılıyor." cevabını alınca merakı daha da artar ve "Ben de görmek istiyorum." diye ısrar eder. Bu ısrara dayanamayan Ramazan bey, kapıyı hafifçe aralar ve küçük Leo nun namazı izlemesine izin verir. Bu durum çocuk üzerinde  derin izler bırakır. Başka namaz kılanları da görmek istediğini söyler. Camiye gider ve namaz kılanları seyreder. Sonunda "Ben de namaz  kılmak istiyorum." der ve namaz kılmaya özenir. Çocuğun bu ilginç tavrı babası Fabien i de etkiler. İslamiyet hakkında bilgi edinmeye başlar. Öğrendikçe İslam a olan ilgisi artar, bu dini sevmeye başlar ve sonunda müslüman olur.

Fabien Selman, ismini alır, Leo ise Mahmut ismini Bu gelişmelerden Leo nun 8 yaşındaki kız kardeşi Chloe de çok etkilenir. O da Beyza ismini alır. Şimdi Mahmut takke kullanıyor, Beyza ise başörtüsü Baba Selman da sakal bırakmış. Onu bir Türkiyeli müslümandan ayırt etmek oldukça zor.

Selman bey bir fabrikada çalışıyor. Yıllık iznini Ramazan ayına denk getirmiş. Fatih Camii nde bir ay teravih namazı kılmış. Sabah ve ikindi namazları öncesi okunan mukabelelere  katılmış.

Selman bey Türkiye  kökenli müslümanlarla beraber olduğu süre içinde bir miktar Türkçe de öğrenmiş. Vaazları hiç kaçırmıyor. İslam dini hakkında yeni bilgiler öğrenmeye çalışıyor.

Mahmut ve Beyza, İslami hassasiyetleri sebebiyle annelerinin hazırladığı yemekleri bile ihtiyatla yaklaşıyorlar. Bu üçlünün tavırları görülmeye değer.

İslami hayata çok kısa sürede alışan Selman, Mahmut ve Beyza nın tavırları İslam ın insan fıtratıyla ne kadar uyumlu olduğunu da ortaya koyuyor. Dünya İslam a muhtaç Keşke müslümanlar dinlerinde var olan iyilik ve güzellikleri insanlığa anlatabilseler