Suriye’de muhaliflerin Halep’i ele geçirmek için yeni bir savaş başlattığı haberleri ile IŞİD’e karşı mücadelede ABD’nin İncirlik ve Diyarbakır’daki üslerinin operasyona açılması için talepte bulunduğu, bu hususta iki ülke arasında müzakerelerin sürdüğü haberleri birlikte medyaya yansıdı. Şimdiye kadar ABD, Kuveyt’te bulunan üslerini kullanarak Irak ve Suriye’ye yönelik hava operasyonları yürütüyordu. Ne v ar ki, bu hava operasyonları kara ile birleşmediği takdirde terör örgütüne yönelik sonuç alınması mümkün olmadığı gibi, sivil halkın can kaybına yol açtığı biliniyor. Bu arada ABD’nin İncirlik ve Diyarbakır üslerinin IŞİD’e yönelik operasyonlara açılması talebine karşılık Türkiye’de Cerablus’u kimin kontrol edeceğinin belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Elbette, üsler konusunda ABD ile yürütülen müzakerelerde tek konu Ceraplus’un kimin kontrolünde olacağı değil. İncirlik ve Diyarbakır üsleri operasyonlara açıldığı takdirde ABD’nin Türkiye’ye sığınmış olan mülteciler konusunda da yardımcı olabileceği bilgisi de medyaya yansıyan konular arasında. Türkiye’ye sığınmış mültecilere yapılacak insani yardım ile İncirlik ve Diyarbakır üslerinin operasyonlara açılması arasında ne gibi bir irtibat olduğunu sormaya gerek yok. Belli ki, ABD’nin insani duygularla fazla bir alakası yok. Onları sadece hayata geçirmek için harekete geçtikleri projelerinin istedikleri sonuca ulaşması önemli. Kaldı ki, üslerin kullanıma açılması ile insani yardımın birlikte telaffuz edilmesi başlı başına çirkin bir yaklaşım. Çünkü böyle bir yaklaşım rüşvet teklifinden farksızdır.
Bu pazarlıklar ile muhaliflerin Halep’i ele geçirmek için harekete geçtikleri haberlerinin aynı zamana denk gelmesi de üzerinde düşünülmesi gereken bir husus. İncirlik ve Diyarbakır üsleri kullanıma açıldığında buralardan kalkan uçaklar Suriyeli muhaliflere destek mi olacak yoksa sadece IŞİD’e yönelik şimdiye kadar olduğu bir takım sonuçsuz saldırılardan mı ibaret kalacak
Bu arada TSK’nın sınıra birlik kaydırması, her an bir karşı hücuma hazır hale gelmiş olması ile ABD’nin İncirlik ve Diyarbakır üslerinin kullanıma açılmasını istemesi arasında da bir bağlantı olabilir. Çünkü şimdiye kadar böyle bir talep söz konusu değildi ya da vardı da kamuoyunun haberi yoktu.
Bir başka hususa daha temas etmek istiyorum. İsrail ile Türkiye arasında Roma’da Mavi Marmara’ya yönelik saldırı hususunda temasların olduğu haberini ilk önce gazetemiz vermişti ve bugüne kadar da haberimiz yalanlanmamıştı. Şimdi iktidar yanlısı bir gazetede, ”Roma Zirvesinden uzlaşma çıktı” başlığı atında yer alan habere göre Türkiye ile İsrail’in Roma’daki sürpriz zirvesinden İsrail’in Mavi Marmara kurbanlarına ödeyeceği tazminat tutarı ve Gazze’ye uygulanan ambargonun kaldırılması konusunda uzlaşılmış. Hemen belirteyim ki Mavi Marmara’ya yönelik açık denizlerde İsrail saldırısı neticesinde hayatını kaybeden insanların canı hiçbir maddi karşılık ile ölçülemez. Ancak, haberde yer alan Gazze’ye yönelik ambargonun kaldırılması gerçekleşecekse bu önemli bir gelişmedir. Ama İsrail’e bu hususta güvenmek mümkün olabilir mi Belirlenen tazminatı ödeyip bundan sonrası sizi değil İsrail’i ilgilendirir deyip ve bir takım güvenlik bahaneleri de ileri sürerek bu taahhüdünü yerine getirmezse bunun hesabı sorulabilecek midir Unutulmamalıdır ki, İsrail’in uluslararası sularda sergilediği haydutluk ve Gazze’ye yönelik saldırılarında 2 bini aşkın Filistinliyi katledişinin hesabı sorulmadığı gibi uluslararası platformlarda ciddi olarak gündeme bile gelmemiştir.
Sonuç olarak belli ki,ülkemiz Irak’ta başlayıp Suriye’de devam eden ve Yemen’e sıçrayan çatışmaların içine çekilmek istenmektedir.Olayın doğru değerlendirilmesi,bir takım maddi tekliflere aldanılmaması gerekiyor.