İsra olayından sonra miraç meydana gelmiştir. Peygamberimiz Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan Cebrail ile birlikte gökleri de aşarak sidretülmüntehaya çıkmışlardır. Peygamber Efendimiz (S.A.V.), “Ben göğe yükseltildiğim zaman yer arkamdan ağladı; bitkilerden sarı gül o zaman türedi. Döndüğüm zaman ise terim yere damladı ve kırmızı gül de bundan türedi. Benim kokumu almak isteyenler o kırmızı gülü koklasın. Bu Allah’ın peygamberine ikram ettiği bir nübze yani parçadır” demiştir. Ayrıca Necm Suresi’nin 2 ila 18. ayetlerinde Canab-ı Hak: “0 (Muhammed) havadan konuşmaz; O (Kur’an) ancak çok güçlünün bildirdiği bir vahiydir ki o güçlü (yani Cebrail) yüksek ufku kapladı; sonra da ok yayının iki ucu kadar veya daha fazla yaklaşıp Allah’ın kuluna neler vahyetti neler. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O’nun gördüğünde şüphe mi ediyorsunuz? (Muhammed) onu (Cebrail’i) başka bir yerde, yanında me’va cennetinin bulunduğu sidretülmüntehanın yanında sidreyi tamamen kaplamış olarak gördü. Ayrıca gözü başka tarafa kaymadan ve azmadan Rabbinin en büyük ayetlerinden (kanıtlarından) bazılarını gördü” mealindeki ilâhî ifadeler miraç vakasını naklen ispat etmektedir.
Miraç merdiven manasına da gelmektedir. Zaten araca kökünden ismi alettir; yani çıkma yükselme aleti manasında. Süleyman Çelebi, Mevlüt diye meşhur Vesilet-ün-Necat adlı eserinde, “Gördüler nurdan kurulmuş nerdiban / Nerdibandan oldular göğe revan” beytiyle Cebrail ile Peygamberimizin Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan göklere çıkışlarının nurdan bir merdivenle gerçekleştiğini dile getirmektedir.
Refref bahsinde de, “Her kaçan ki bu namazı kılalar / Cümle gök sevabın bulalar” beytiyle ifade edildiği gibi beş vakit namazı kılanların tüm göklerdeki meleklerin yaptığı ibadetlerin sevabını alacakları belirtilmiştir. Çünkü göktekilerin yaptıkları tüm ibadetler birer, ikişer veya üçer tane olarak namazın içinde yapılmaktadır.
Bu arada dünya semasında yani birinci gökte cehennemi gördükten sonra sağ ve solunda kalabalık bir topluluğu gören, bir tarafındakilere bakınca gülen, öbür tarafına bakınca ağlayan bir adam gördükleri, Peygamberimizin sorması üzerine Cebrail’in, “O adamın Adem (A.S.) olduğunu” sağ tarafında olanların cennetlik diğer tarafta olanların cehennemlik olduklarını söylediği yapılan rivayetler arasındadır.
Yine peygamberimizin birinci semada Adem (A.S.), ikinci semada İsa ve Yahya peygamberleri, üçüncü semada Yusuf, dördüncü semada İdris, beşinci de Harun, altıncı da Musa ve yedinci semada İbrahim Peygamberi gördüğü rivayet edilmektedir. Burada dikkat çeken bir husus vardır. Hz. İsa ulu-l-azim peygamberlerden olduğu halde en az beşinci kat semada olması gerekirken niçin ikinci kat semada kalmıştır. Kanaatime göre bunun sebebi dünyaya dönecek olmasıdır. Bazıları itiraz etse de sahih hadislerde bildirildiği gibi Hz. İsa dünyaya dönecek ama Hz. Muhammed’e ümmet ve o günün Müslümanlarına lider olarak dönecek ve İslam kurallarını tamamen uygulayacaktır. Bu inancın muharref (tahrif edilmiş) Hıristiyanlığa yarayacağından korkulmamalıdır. Aksine bu iniş Hıristiyanlığın da Yahudiliğin de sonu olacaktır. Nisa Suresi’nin 158. ayetini, “Ehl-i kitaptan olan herkes O (İsa) ölmeden önce ona iman edecektir” mealinden başka türlü açıklamaya kalkışmak hiçbir şekilde tatmin edici olamaz. Süleyman Çelebi hazretleri adını çok andığımız kitabında, “Ölmeyup İsa göğe bulduğu yol / Ümmetinden olmak için idi ol” beytiyle de konuya açıklık getirmiştir.
Peygamberimiz, “İsra gecesinde İbrahim’e (A.S.) kavuştum. Bana: Ya Muhammed ümmetine benden selam oku ve onlara haber ver ki cennetin toprağı verimli, suyu tatlıdır; ama boştur; oranın ağaçlandırıcısı SÜBHANELLAHİ VELHAMDÜ LİLLAHİ VE LA İLAHE İLLELLAHÜ VELLAHÜ EKBER’dir” dediğini de ifade ediyor ki bu tespihleri okur ve sundukları mesajlara göre yaşarsak cennetteki bahçelerimizi de biz burada iken imar edeceğiz demektir. Bu nedenle namaz kılanlar tahiyyat duasını da dikkatle okuyabilirlerse miraç yapmış gibi olurlar.