Bir önceki yazımızı, Başbakan Merkel de Fransa daki

terör saldırılarının bir benzerinin Almanya da kesinlikle olmayacağını

söyleyemiyoruz, engellemek için her şey yapılacak açıklamasında bulunuyor.

Eminim, buradaki kilit ifade sizin de dikkatinizi çekmiştir. diye bitirmiş ve

Hangi ifade mi sorusunu bu yazımızda cevaplayacağımızı belirtmiştik.

İfade aslında çok net: Her şey . İçine her şeyi

doldurabileceğiniz bir her şey . Çünkü terör saldırılarını engellemek için

alınacak tedbirlerin çerçevesi çizilmiyor ve bu kapsamda hangi yöntem ve

araçlara başvurulacağı da belirtilmiyor.

Daha da önemlisi, Almanya bu terörün kaynaklarına inmek

yerine, doğrudan doğruya sonuçları üzerinden operasyonel anlamda bir takım

tedbirler alacağıyla ilgili bir algıya yol açıyor ki, bu durum kaçınılmaz

olarak ülkedeki tüm Müslümanları bir hedef haline getirme potansiyeli taşıyor.

Dolayısıyla bu ve benzeri açıklamalar ırkçıların ekmeğine

yağ sürmekle eş değer, her ne kadar Merkel  Müslümanlar dışlanmamalı ve zanlı olarak görülmemeli dese de...

Avrupa İslamı nın sonu mu

Bunun yanında Merkel, ayrımcı ve dışlayıcı tavırların

Almanya da yeri olmadığına dikkat çekse de, Alman siyasetçilerin bir kısmı öyle

düşünmüyor. Örneğin, daha önceki yazımızda da ismini ön plana çıkarttığımız,

Almanya nın birçok yerinde Alman çocukları göçmenlerin yanında azınlıkta

kalıyor açıklamasını yapan Erika Steinbach gibi.

Bu arada, yukarıdaki tespiti yapan  ve ...futbol kulüplerinde azınlıkta olan

Alman çocukları, Türk aksanıyla konuşmaya başladı. Ayrıca artık onlar gibi

dünyaya bakıyorlar. Alman ailelerin Bu durum nereye varacak endişelerini

anlıyorum. Sachsen halkının Sachsen i savunmak istemesi doğal sözleriyle

Pegida hareketine katılanları savunan Steinbach hangi partinin milletvekili,

hiç merak ettiniz mi

Söyleyelim, Müslümanlar dışlanmamalı ve zanlı olarak

görülmemeli diyen siyasetçinin başkanlığını yaptığı partiden. Yani, Merkel in

CDU sundan...

Bu ifade ve başta Pegida olmak üzere, Avrupa ya doğru

yayılmaya başlayan her türlü ırkçı ve İslamofobik çıkışlar en temelde Alman

İslamı (ya da Avrupa İslamı) projesinin iflas ettiğinin ve İslamsız bir

Avrupa nın hedeflendiğini göstermektedir. Avrupa Müslümanlar açısından bu

gidişle bir ikinci Endülüs vakasına gebedir. Fransa daki saldırı ve İspanya

hükümetinin aldığı son karar bu açıdan oldukça manidardır; özellikle de Endülüs

sürecinde Fransa ve İspanya nın adres olarak taşıdığı sembolik anlam göz önünde

bulundurulduğunda...

İkinci Endülüs Vakası mı

İspanya dan Paris saldırılarına yönelik atılan iki önemli

adım oldukça dikkat çekici. İlki, eski İspanya Başbakanı Zapatero ile dönemin

başbakanı Erdoğan tarafından başlatılan Medeniyetler İttifakı projesine

işbaşındaki İspanyol hükümetinin önemini yitirmiştir gerekçesi ile ilgi

gösterilmesin talimatı vermesi.

Hadise bununla sınırlı değil.  2011 senesinde Ulusal Güvenlik Stratejisi ne

dâhil edilen Medeniyetler İttifakı Projesi , güncellenen dokümandan da

çıkarılmış durumda. Ve bu süreçte iktidardaki sağcı Halk Partisi

milletvekillerinin son zamanlarda şiddetlenen dini kaynaklı terör olaylarından

rahatsız olması da önemli bir yere sahip...

İspanya nın bir diğer uygulaması ise, İçişleri

Bakanlığı nın Paris saldırıları sonrası güvenlik birimlerine gönderdiği

önlemler paketinde Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt, Suriye ve Lübnan ın yanı sıra

Türkiye den de gelenlerin gerek görüldüğünde takip edilmesine ilişkin bir

maddenin bulunması. Bu ülkelerden gelenlere neredeyse potansiyel suçlu

muamelesi çekiliyor.

İspanya nın attığı bu son adımlar, Medeniyetler

İttifakı düşüncesinden Medeniyetler Savaşı na doğru kat edilen yolun adeta

bir somut göstergesi gibi...

Ve bu savaşın tek hedefi Müslümanlar gibi görünmüyor.

Avrupa Yahudi Cemiyeti Direktörü Haham Margolin den Avrupalı Yahudilere

tehlikedesiniz, silahlanın çağrısı ve İsrail Başbakanı Netanyahu nun Avrupa

Yahudilerini İsrail e davet etmesi Yeni Avrupa Medeniyeti nden duyulan

endişeyi gösteriyor.

Hatırlatmak gerekirse, Avrupa dan önce Müslümanlar,

akabinde de Yahudiler çıkarılmıştı.

Tarih sanki bir kez daha tekerrür ediyor ya da

ettiriliyor gibi...