Günümüzde Müslümanların veya kimi kurum ve kişilerin şahsında İslâm yargılanıyor. Kimi zaman doğrudan kimi zaman da dolaylı olarak.

Müslümanların çok parçalı ve darmadağın oluşu bu yargıları kolaylaştırıyor. Ya da kimilerinin İslâm adına yaptıkları da İslâm ile özdeş kılınıyor. Kişilere, cemaatlere, kliklere, topluluklara, sekülerlere, Marksistlere, tüccarlara, sapkın mezheplere, burjuvalara, sağcılara, solculara, muhafazakârlara, kavmiyetçilere göre yaklaşımda bulunuluyor. Kimin işine nasıl bakmak gerekiyorsa öyle değerlendiriliyor.

Oysa İslâm bütünlüğünü koruyan tek din. Kitabı tek, bozulmamış, farklı nüshaları olmayan, Allah’tan geldiği gibi duran tek harfi bile değişmeyen tek din. Sevgili Peygamberin hayatı hemen her ayrıntısıyla en ince detayına kadar biliniyor. Abartı yok, fazlalık yok. Sadece bunun üzerinde yorumlar var. Peygamberimizin arkadaşlarının hayat ayrıntıları da biliniyor. Bütün bunlar bir araya geldiğinde özünde bir sapma yok. Büyük uygarlığın oluşumunda yer alan âlimler, veliler, mümin şairler, müfessirlerin yorumları İslâm’ı anlama açısından önemli katkıları var. Her dönemin insanı hayata farklı bir yerden bakıyor. Bulunduğu koşullar onun dil farkını ortaya koyuyor. Müslüman bilgeler, kalem ve söz sahipleri özden sapmadan, günün insanının anlayış ve kavrayış diliyle konuşuyorlar sadece. Sapkınlığa gitmeyecek hükümleri vermedikçe verilen hükümler de bir anlamda yorum içeriklidir. Anlama çabasına dönüktür.

Müslümanlık diğer kültlerle karşılaştırılmayacak kadar özgün ve sahihtir. Çünkü kitabı bozulmayan tek din. İncil gibi yüzlerce versiyonu yok. Elde mevcut olan ve kabul edilen Matta, Markos, Lukka ve Yuhanna İncillerine zaman zaman yenileri de ekleniyor. Barnabas incili gibi. Benzer durum Tevrat için de geçerli. Kabala hükümleri Tevrat ötesi. İslâm’ın diğer kültlerle eş değer tutulması, benzeştirme kurulması büyük bir yanlışlık.

Müslümanlık ve İslâm özgün ve yücedir. Özü insanlığın kurtuluşu, selameti ve mutluluğu için var. İnsan tekinin dünyevi çıkarları için değil bütün insanlığı kapsayan bakışa sahip.

İslâm’ın bu yönünden rahatsız olanlar, İncillerin çokluğundan yola çıkarak İslâm’da ve Kur’an’da değişiklik istiyorlar. İstiyorlar ki kendi çıkarları doğrultusunda olsun. Dünyevi çıkarları engelleyen faiz gibi insanı kemiren, zayıflatan ama başkalarını şişiren hükümler ortadan kaldırılsın. Zekât gibi yardımlaşma kurumu ortadan kalksın. Gösterişe, şaşaaya engel olan tüm edimler yerle bir edilsin. İbadetsiz, bir din olsun. Hıristiyanlar gibi, arada bir kiliseye gitsin, ilahi söylesin, tütsülensin, işlediği günahları bir paravanın arkasında rahip efendiye itiraf etsin, günah çıkarsın, o da günahlarını bağışlasın ve meydanlara salınsın. Alkollü, zinalı, fuhuşlu alabildiğine serbest bir hayat yaşasın. Bunun adına da özgürlük densin.

İslâm yücedir. Özüyle sağlam temeller üzerinde duruyor. Hiçbir sistemle, yaşama biçimiyle karşılaştırılmayacak kadar saftır. Müslümanlık insanı en değerli varlık olarak bilir. Savaş anlarında savaş alanındakiler hedef alınır. Hiçbir zaman savaştan yana değildir. Asıl amacı tebliğ, yani anlatma, yani yaşayarak örnek olma ilkesi vardır. Bugünün savaşları masumları dâhil bütün insanlığı hedef alıyor. Kentlerin nasıl yerle bir edildiğini, zorda kalındığında bombalar, kimyasalların nasıl kullanıldığı ortada.

İslâm yücedir. Kişilerin şahsında İslâm yargılanamaz. Bu kişiler Müslüman olsa bile.

Batı’nın insanlığa dayattığı kurumlarla asla İslâm değerlendirilemez. Ne demokrasi, ne insan hakları, ne hümanizm, ne hoşgörü, ne modernizm, ne teknoloji üstünlüğü, ne maddi üstünlük ile. İslâm bütünlüğünde insan vardır insanlığı ruhuna kadar sömüren bütün kurumlar, oluşlar yadsınmıştır. Müslümanlar bu öze bağlı oldukları sürece var ve anlamları olabilir. Kendilerini batının kurumları ve kavramaları karşısında küçük gören, İslâm’ı onlara uyarlamaya çalışanlara asla itibar edilmemeli. Batının şusu iyidir, busu önemlidir küçüklük duygusuna kapılmasına asla gerek yok. İnsanlığın hizmetinde olan her iyi şey Müslümanlara aittir, sahiplenme hakkına sahiptirler. Özde her şeyi yaratan Allah, bunu insanlığın hayrına ve iyiliğine kullanma ve yönlendirme hakkına ancak Müslümanlar sahiptirler. Ötesi boş sözdür.