Hiçbir konu hakkında bilgi sahibi olmadığı halde, her şeye maydanoz olmayı seven adamın biri, kurban meselesinin tartışıldığı bir sohbet esnasında ortaya atılmış "Ben, size kurban ın nasıl farz kılındığını anlatıvereyim" diyerek başlamış konuşmaya

 "Hz. Süleyman (as) ın çocuğu olmuyordu Rabbi ne "bana bir çocuk ihsan edersen, sana en değerli varlığımı kurban edeceğim" diye dua etti. Allah-u Teala ona bir çocuk ihsan etti Hz. Süleyman çocuğuna İsa ismini koydu. Sonra rüyasında "En değerli varlığını kurban et" şeklinde bir rüya gördü. İsa yı elinden tutarak dağa götürdü. Baltayı eline aldı Tam çocuğun kafasını uçuracakken Azrail meleği bir deveyle geldi İşte kurban böyle farz kılınmıştır" Cahil adam, kendisini merakla dinleyen cemaatin içinde bulunan alim bir zata dönerek, "Doğru değil mi efendim Bir yanlışım varsa düzeltin" demiş

Alim zat, birdenbire hiddetlenerek, "Bre cahil adam, ben bu hikayenin neresini düzelteyim" diye söze başlamış "Bir kere kurban farz değil vacip Hz. Süleyman değil, Hz. İbrahim İsa değil İsmail Balta değil bıçak Azrail değil Cebrail Deve değil koç" şeklinde cahil adamın kafasına göre uydurduğu kıssayı düzeltmiş

Kıssadan Hisse: Çevrenize bakın Kendini allame zanneden, her konu hakkında ahkam kesen öyle çok insan var ki, bu yalaka kalemşörlerin her söylediklerini düzeltmeye kalksak, işimiz öyle zor ki

*

Nasrettin Hoca, alacak-verecek işini halletmek üzere başka bir şehre gitmiş Alacaklısının adresini bilmediğinden şehir içinde dolaşırken, akşam vakti olmuş Sokak aralarında dolaşırken birdenbire etrafını köpekler çevirmiş

Hoca, köpekleri kovalamak için yerdeki taşlara sarılmış Her taraf Arnavut kaldırımı olduğu için Hoca, sarıldığı hiçbir taşı yerden sökememiş Can havliyle köpeklerden kaçmaya çalışan Nasrettin Hoca, tarihi lafını etmiş, "Yahu burası ne biçim memleket Burada taşları bağlamışlar, köpekleri salmışlar" Kıssadan Hisse: Etrafımızı bu kadar kurtun, çakalın, köpeğin sardığı günümüzde, bunlara atacak taşların bağlı olması ne kadar acı

*

Padişahın kayığı su alıyormuş Çağırmış vezirini, "Şu benim kayığı güzelce bir ziftletin" diye emir buyurmuş Gel zaman git zaman aradan uzunca bir süre geçmiş Padişah, birgün kayığının akibetini merak etmiş Çağırmış veziri "Ne yaptınız benim kayığı" diye sormuş Vezir, "Bir güzel ziftlettik padişahım" demiş "Kaç akçe tuttu" diye sormuş padişah Vezir, "50 akçe tuttu hünkarım" diye cevaplayınca, padişah köpürmüş "Altı üstü bir kayığın ziftlenmesi 50 akçe tutar mı " diye bağırmış Vezir, boynunu bükmüş, "Birazcık da biz ziftlendik padişahım"

Kıssadan Hisse: Bal tutan parmağını yalar Bazı makamlara oturanlar, bu makamların kendilerine sağladığı güç, kudret ve avantajlardan bir şekilde yararlanır Kısacası, kayığı ziftletirken, biraz da kendileri ziftlenebilir Türkiye şartlarında yolsuzlukların, vurgunların, banka batırmaların, devlet kasasını hortumlamaların önünü geçebilmek için, kayığı ziftletirken son derece dikkatli olmak icap eder