Gündem oluşturan haberler, demeçler ve röportajlar arka arkaya geldi. Eski hakemler liste başına oturdu.
Eski hakem Erman Toroğlu’nun sorularını yanıtlayan eski MHK Başkanı ve hakem Yusuf Namoğlu’nun, “VAR odasındaki teknik ekipte maalesef sıkıntılarımız oldu. Bu ekipler bize bağlı değildi. Fenerbahçe TV’den gelen görevliler vardı” sözü ortalığı karıştırdı.
Röportajın en can alıcı yeri burasıydı. Fenerbahçe camiası ayağa kalktı. Daha sonra Namoğlu, konunun öyle olmadığı, Toroğlu’nun sözlerini çarpıttığı ve eklemeler yaptığı şeklinde ifadelerde bulundu.
İlk röportaj sözlerinden insanlarda sanki Fenerbahçe’ye VAR odasında avantaj sağlandığı algısı oluşturabilir. Yahu bu sezon VAR sistemi olmasaydı ya da VAR geriye dönüp kararlarını yenileseydi Fenerbahçe’nin hanesine 4 puan daha yazılırdı.
Haaa bu sezon için konuşulmadı. Zaten Namoğlu da öyle bir şey yok diyor ise, Toroğlu bu konuşmaları ispatlamak, belgelemek zorundadır. Kayıtlar elinde mevcut olmalıdır.
Şu günlerde bu tip haberlerin, demeçlerin sırası mıydı? Nereden icap etti! Suyu bulandırmak kime yarar getirir anlamak güç doğrusu.
Ahilik sisteminin gözünü seveyim. Saraybosna ve Türkiye’nin belli yerlerinde hâlâ yaşatılır. Börekçiden börek alırsın, canın çay-süt-ayran isterse gider çaycıdan alırsın. Herkes kazanır. Hatta aynı işi yapan esnaflar arasında bile bir dayanışma olur. “Ben siftah yaptım, şu köşedeki yapmadı oradan gidip alabilirsiniz” derlerdi.
Şimdi eski hakem, eski futbolcu, eski sporcu gazeteci-yazar olmuş medyada yorum yapıyor. Faal hakemlik yaparken, sporculuk hayatları devam ederken gıkını çıkaramayanlar ununu eleyip duvara astıktan sonra o dönemin amiri, yöneticisi, arkadaşı, sporcusu veya başkanını televizyon programlarında, gazete köşelerinde yerden yere vurarak sanki intikam alıyor.
Her sporu bırakan, her jübile yapanı veya emekli olanı popüler diye gazeteci, yazar kimliği verirseniz sonuçlarına katlanırsınız. Haaa içlerinde düzgün yorum yapan, o koltuğu hak eden, yapıcı bir şekilde spora yön verenler yok mu? Elbette ki var. Zaten onlar karakterleri ve kaliteleri ile bağ ve bağcı ile uğraşmayıp güzel üzüm yemenin peşindeler. Dolayısı ile o formattaki programlardan ve o güruhtan uzak duruyorlar.
Ahilik sistemi örneğinde olduğu gibi, herkes kendi işi ve görevleriyle ilgilenmeli. Eski hakem isen genç hakemleri yetiştirmelisin. Sonuca etki eden hakem kararlarını nasıl standart hale getiririz ona kafa patlatırsın. Ya da yeni kurallar önererek spora katkı sağlarsın vesaire. Sporcu sporcular yetiştirsin, kendini geliştirsin bilimsel konular ışığında ülke sporuna yön verecek, ivme kazandıracak icatlara, buluşlara katkı versin.
Süper Lig başkanlarına bir bakın şöyle inceleyin internetten çoğunun birçok önemli titri var. Hem kulüp başkanlığı hem spor federasyonu başkanlığı yapıyor. Federasyon yönetim kurulu üyelikleri bulunuyor. Üst düzey bürokrat, en pasif olimpik olmayan bir federasyonun başkanlığını yapıyor. Ne için dostlar alışverişte görsün için. Takılıyoruz işte ne yapalım hesabı.
Nasılsa bütçe Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan geliyor. Ehhh yarış yapıyoruz, sporcu yetiştiriyoruz, liglerimiz var, organizasyonlarımız var, kafa yoruyoruz, federasyonu uçuruyoruz Sayın Bakan’ım diyerek yüksek frekanslı şovlarımız var. Kardeşim sen üst düzey bürokrat mısın git önemli işlerini takip et. Sen büyük bir kulübün başkanı mısın git borç batağından kurtar, kulübü düzlüğe çıkar bırak bu federasyon başkanlığı işlerini.
Türkiye’de her şey girift hale geldi. Herkes her işi yapıyor. Her sokakta sürüsüne bereket marketler her şeyi satıyor. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Bir de süslü tweetlerle, Instagram paylaşımlarıyla sosyal medyadan da “yumurtam sıcaaakkk” diye bağırarak hava atıp caka satmaları yok mu? Değme keyiflerine.
Özetle, işi ehline bırakın kardeşim. Bırakın röportajları gerçek gazeteciler, okullu ya da alaylı yetişmiş, beyin yakmış dirsek çürütmüş konunun bilirkişileri yapsın. Erbabı olanlar konuşsun. Rica ediyorum işi bilmeyenler çekilsin lütfen!
Aksi takdirde her şey birbirine karışıyor düğüm oluyor. Valla öyle çözülmez hale gelir ki Covid-19 bile gözyaşları içinde kalır.