Enflasyon ile birlikte her kesimin gündeminin bir numarasında ücretlere yapılacak zam var. Ancak, zam konusunda nedense memur ve memur emeklileri söz konusu olduğunda net açıklamalar yapılıyor, yapılan açıklamalar uygulamada da büyük ölçüde karşılanıyor ama nedense sıra işçi emeklilerine gelince sorumlular net bir şey söylemekten kaçınıyorlar. Hatta işçi emeklilerinin sıkıntı içinde olduklarını bildiklerini söyleyenler, bunun hemen ardından işçi emeklilerini de mağdur etmeyeceğiz diyenler sıra tarih ve miktar vermeye gelince bir belirsizlik sergiliyorlar.

Söz gelimi memur ve memur emeklileri ara zamlarını aldılar, bunun da ötesinde yapılan toplu sözleşme sonucuna göre 2024 ve 2025 yıllarında alacakları zamlar da belli olduğu halde sıra işçi emeklilerine gelince birdenbire akan sular duruyor, bilerek ya da bilmeyerek bilinmezliğe terk ediliyor. Bu arada netlik kazanan husus ise bundan sonra ücretlerde yapılacak artışlar belirlenen hedeflerdeki rakamlara göre yapılacak. Peki, hedefler tutmaz ise ne olacak? Özellikle de açıklanan enflasyon rakamları konusunda toplumda oluşan tereddüt nasıl giderilecek. Mesela iki farklı kurumun yaptığı açıklama şimdiye kadar birbirini tutmadı. Devlet de düşük açıklayan TÜİK verilerini ölçü olarak aldı ve ücret artışları buna göre yapıldı. Ancak, bu durum çalışanları ve emeklileri mağdur duruma düşürdü. Çünkü açık bir şekilde görüldü ki, TÜİK’in tespitleri ve açıklamaları gerçeği yansıtmıyordu. Böyle olunca normalin altında enflasyon rakamları ölçü olarak alınınca ister istemez emekliler ve çalışanlar adeta enflasyonun altında ezilmeye terk edildi. Gelinen noktada böyle bir gidişin sürdürülmesi özellikle de emeklilere zulüm olacağını gösteriyor.

Çünkü iktidar sahipleri sürekli olarak topluma pembe tablolar çizdiler, çizmeyi de sürdürüyorlar. Gerçeği yansıttığı sürece elbette toplum olarak o tabloları görmek ve yaşamak isteriz. Ancak, çizilen tablonun gerçeği yansıtmadığını görmek çok zor değil. Çünkü ilgililer tarafından açıklanan ücret artışları, artmış ücretler emekli ve çalışanların cebine girmeden eriyor. Böyle olunca da toplumun önemli bir kesimi fiyat artışları karşısında korumasız kalıyor. Bunun sonucu olarak yapılan açıklamalar şimdiye kadar toplumu belki ümitlendiriyordu ama görünen o ki, bundan sonra söylenenler değil olayın topluma yansıyan boyutu ilgilendiriyor.

Son olarak açıklanın OVP ile en geç 2025’de enflasyonun tek haneye indirileceği belirtiliyor. Sadece bu konu programda dile getirilmekle kalmıyor, yöneticiler de her fırsatta bunu tekrarlıyor, toplumu ümide kaptırmak ve oluşan ümit ile süre kazanmak istiyor olabilirler. Ancak, en az üç senedir yöneticiler her fırsatta enflasyonu tek haneye indireceklerini açıklıyorlar ama şimdiye kadar olmadığı için bu defa sorunu bir program ile ele aldılar. Ancak, ele alınması toplumu ümitlendirse de şimdiye kadar yapılan açıklamalar enflasyonun tek haneye indirileceğine dair ilan ettikleri süre geçtikten sonra gördük ki, bırakan tek haneye inmesini üçlü hanelerde dolaşmaya başladı. Kısacası söylenenlerin inandırıcı olabilmesi için verilen sözlerin uygulama ile hayata geçirilmesi gerekiyor.

Özellikle de bir yandan yapılanların inandırıcılığını artırmak için program hazırlanmış iken bu programda ve yapılan açıklamalarda işçi emeklilerine net bir temas olmaması daha baştan toplumun önemli bir kesiminin verilen sözlere şüphe ile bakmasına sebep oluyor.