"Hikmet-i dünya ve mafiha bilen ârif değil

Ârif oldur bilmeye dünya ve mâfiha nedir"

İsmail Hakkı [Haksal] Efendi nin cönkünden

 Türkiye, İzahı mümkün olmayan, açmazlar ve çelişkiler ülkesi. Bakışa ve duyarlılığa bağlı olarak nereden bakılırsa bakılsın bunları görmek olası. Birbirine silâh çekmiş, diş bilemiş, hınçlanmış kesimlerin bakışlarında perdeler var. Neyi nasıl görmek istiyorsa, ona göre görev perdelerini aralıyor. Duruma göre perdelerdir bunlar.

Türkiye üzerinden Suriye ye İsrail uçakları saldırı düzenliyor, yakıt tanklarını düşürüyor, bunlar medyanın diline şöyle ya da böyle düşüyor. Türkiye de derin bir sessizlik. İktidar yanlısı medya, "aman iktidar incinmesin, zarar görmesin" diye bu gibi konuları gündeme taşıma niyetinde değil. İktidarın yaptığı her eylem, onun içinde bulunduğu her durumda bir hikmet vardır ihsası yaşatılıyor. Dolayısıyla bu iktidar ne yaparsa yapsın makbul ve geçerli oluyor.

Yahudici basın ise bu gibi haberlerin kıyısından köşesinden geçmez. Onlar, Filistin halkının doğal direnişini, mücadelesini bile terör olarak nitelendiriyorlar. Filistin de ölenlerin her biri çocuk, kadın ve yaşlı dahi olsa teröristtir. Teröristlerin öldürülmesinde bir sakınca yoktur. Bir zamanlar Yahudiler veya yandaşlarınca gönderilen iletilerde, okurlarımız hatırlayacaklar, Filistin de yaşayan her birey bir terörist olarak görülüyordu. Onların kökleri kazınmalıydı. Bunun içindir ki, mevcut iktidarın her tutumunda olduğu gibi, İsrailli Yahudilerin her eylemi de meşrudur. Türkiye hava sahası ihlal edilmiş, Türkiye topraklarına yakıt tankları mı düşmüş, bunların hiç biri önemli değil. Mevcut Yahudici medya Yahudilerin ve abedelilerin ağzıyla konuşuyorlar, onların fehmleriyle düşünüyorlar.

Batıcı medya zaten ruhen ve kalben onlarla beraber. Onlar bütün dikkatlerini İslâmi bilinç üzerine odaklarından, hemen bütün sorunlara bu gözlerle bakmaktadırlar. Bu karşıtlık ülke, coğrafya ve medeniyet çıkarlarını bile görmezlikten gelmeye neden olabiliyor. Adamlar ellerinde büyüteçlerle ülkede irtica mikrobunu görmekle görevli ve yükümlü hâle gelmişler. Ondandır ki bu gibi şeyleri görmezlikten gelir, geçer giderler. Milli Gazete de sehven bir içki sözcüğü geçse bu onlar için yeter bir malzemedir.

Yazımın başlığı bu kadar değildi. Kısaltmak zorunda kaldım. Bu başlığın asıl boyutu Türkiye uçakları Irak üzerinde uçsa ve yakıt tanklarını düşürse katil komşumuz Abede nasıl bir tavır takınırdı. Dolayısıyla abedeci ve Yahudici basın nasıl bir tutum takınacaktı İktidar yanlısı basın ise, aman iktidara zeval gelmesin diye sus pus mu olacaktı

Bingöl ün Genç ilçesinde devrilen trendeki silâhlar ne oldu, onların akıbeti bilinmezliklerde yitti gitti. O silâhlar kime gidiyordu Türkiye üzerinden Lübnan a gitmekte olan bir İran uçağının nasıl indirildiğini, günlerce nasıl bir kıyamet koparıldığını unuttuk galiba. Peki İran uçakları Türkiye hava sahası üzerinden uçarak gidip İsrail i vursa, yakıt tanklarını Türkiye topraklarına düşürse, bu 3. dünya savaşı için bir neden olur muydu olmaz mıydı

İsrail Yahudilerini böyle ayrıcalıklı kılan nedir Türkiye nezdinde Yahudileri ayrıcalıklı kılan nedir

Bu garabette, diplomatik yazışmalar da es geçip gitti.

Böyle davranmakla Türkiye daha mı güçlü oluyor

Böyle davranmakla iktidar çok daha büyük işler mi gerçekleştirecek

Böyle davranmakla ılımlı ve hoşgörülü bir bakışla bize olan bakışlar mı değişecek

Tam da bu olayların yaşandığı bir zamanda Ankara nın göbeğinde büyük facianın gözdağı niteliğinde olması bu oyunun bir parçası değil mi dersiniz İpucu, Arap aksanıyla konuşan birine yüklendiğine göre, nasıl bir senaryoya işaret

Bu öfkeli bakışlar arasında nasıl bir yerde durduğumuzu hep birlikte düşünelim. Asıl sorun bu.