IŞİD in Musul u ele geçirmesiyle bazı çevreler Irak ın

bölüneceğini hatırladılar. Halbuki Irak ın bölünmesine ABD ve yandaşı

işgalciler çok önceden karar vermiş, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ni

oluşturarak ilk adımı atmışlardı. Gazete ve televizyonlara yansıyan IŞİD in

Irak ı üçe bölme senaryosu başlığı altında yansıyan bize göre sonuç itibariyle

doğru olsa bile başlangıç itibariyle gerçeğe uymuyor. Eğer, IŞİD in arkasında

ve yönetiminde haberlerde ileri sürüldüğü gibi Saddam ın sağ kolu İzzet İbrahim

El-Duri var ise kanaatimce Irak ta bütünlüğün sağlanması esas hedef olur. IŞİD

ve yandaşları bunu başarır ya da başaramaz o ayrı bir konu. Çünkü Irak ın

parçalanmasına karar vermiş ve bunun zeminini işgal döneminde hazırlamış

küresel güçler böyle bir gelişmeye ne kadar seyirci kalırlar doğrusu kestirmek

zor. Çünkü bölge üzerinde hesap ve planların sahipleri bütünleşmiş bir Irak

istemeyeceklerdir. Böyle olunca çok geçmeden Irak ta yeni güçler devreye

girecektir. Zaten haberler dikkatli incelendiğinde görünen o ki, küresel güçler

Irak ın Kürt, Şii ve Sünni olmak üzere üçe ayrılmasını istedikleri görülüyor.

Bu noktada Irak ın bütünlüğünün korunması ya da

parçalanmasında IŞİD kadar Kuzey Irak Yönetimi rol oynayacaktır. Bu arada

görünen o ki, Irak Türkmenleri isteseler de istemeseler de IŞİD saflarında yer

almak zorunda kalacaklar. Çünkü IŞİD in Musul u işgali, Tikrit ile birlikte

bazı vilayetleri ele geçirmesinin hemen ardından Kerkük ün Peşmergeler

tarafından işgal edilmiş olması bu karmaşada Kuzey Irak Yönetimi de payını

artırmanın gayreti içine girmiş ve Türkmenlerin çoğunlukta olduğu vilayetlerde

kontrolü tam olarak ele geçirme hareketi başlatmış görünüyor.

Türkiye nin genelde Irak ile özelde de Irak Türkmenleri

ile ilgili nasıl bir planı vardır önem arz ediyor. Eğer, yönetimde Başbakan

Yardımcısı Beşir Atalay ın söylediği gibi, Türkiye savaşa sürüklenmek

isteniyor, bu oyuna gelmemek adına gelişmeler bizi ilgilendirmez yaklaşımında

olunacaksa görünen o ki Irak ta daha çok kan dökülecektir.

Bu noktada İzzet İbrahim in bugüne kadar varlığından

kimsenin haberi yok iken birdenbire IŞİD saflarında ortaya çıkması da üzerinde

durulması ve düşünülmesi gereken bir husustur. Geçmişte Irak ta düzenlenen

çeşitli uluslararası toplantılar vesilesiyle şahsen tanıma imkânı bulduğum İzzet

İbrahim in ülkesine zarar verecek bir olayın içinde olmayacağını düşünüyorum.

Baas geleneğinden gelme bir isim olmakla birlikte kendisini inançlı birisi

olarak tanımıştım. Kaldı ki, artık Baas ın sadece Irak ta değil diğer Arap

ülkelerinde de etkisini ve varlığını yitirmekte olduğu bir vaka.

Öte yandan ABD işgalinin ardından işgalcilerin desteği

ile işbaşına gelen Maliki nin yanlışları IŞİD in işini kolaylaştırmıştır.

Maliki isteyerek ya da istemeden mezhepçilik yaptığı görüntüsü vermiş, Sünniler

dışlanmışlık psikolojisine sürüklenmiştir. Bu bakımdan halk arasında IŞİD taban

bulmuştur. Ülke yönetiminde her ırk ve mezhep mensubunun temsil edilmesinden

çok Irak ın adalete ihtiyacı vardı. Ne var ki, işgalin ardından adil bir

yönetim oluşturulmadı. Gücü ele geçirenler karşılarında hiçbir rakip ve güç

istememişler, bu yönde adım atmışlardır. Özellikle de Maliki ve çevresi Sünni

kökenli siyasilerin hedef haline gelmesi ayrışmayı beraberinde getirmişti. Bu

durum bir yandan Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi nin, merkezi hükümeti

dışlayıcı bir tavır takınmasına zemin hazırlamış hem de Sünniler yönetimden

dışlandıkları için yönetime karşı ortaya çıkacak oluşumlara psikolojik olarak

destek vermeye hazır hale gelmişlerdi. Kısacası Irak ta bugün yaşananların alt

yapısı işgalci ABD tarafından hazırlanmış ve bugünlere gelinmiştir.