Sapla samanı birbirinden ayrıştırmanın zorlaştığı,
Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerin dalgalı bir şekilde bozulmaya devam
ettiği ve kafaların iyice karıştığı bir süreçten geçiyoruz. Günü kurtarmak
adına iyimserliği hesapsızca zorlayanlar, sürpriz bir gelişme nedeniyle ne
yapacağını bilemez hale geliyor. Başbakan ın faizler konusundaki zorlamasına
kılıf uydurup gerekçe yaratmaya çalışır ve bunları ekonomik verilerle
desteklemeye çalışır iken Irak ta yaşanan jeopolitik gelişmeler tüm hesapları
bozabilecek bir nitelik taşıyor. Özetle söylemek gerekir ise geçmişin
yanlışları ve buna bağlı olarak iyice ağırlaşmış sorunlar yakamızı bırakmıyor.
Orta Doğu da Irak a ilişkin belirsizliğin kısmen sürpriz
bir şekilde artması, kısa ve orta vadeye ilişkin belirsizliği önemli ölçüde
arttırdı. İçeride bölgesel açılım ve bayrak tartışmalarının Cumhurbaşkanlığı
seçimlerini gölgelediği, Ceyhan dan aldığı Kuzey Irak petrolü ile dolaşan
tankerlerin yanaşacak liman bulamadığı bir ortamda Musul da yaşanalar ciddi
ölçüde kafa karıştırıyor. Son gelişmelerin içerideki hesapları, dışarıda ise
Irak hükümetini ve söz konusu ülkenin toprak bütünlüğünü nasıl etkileyeceği
konusu sıkıntı yaratıyor. Bu durum Türkiye nin ihracat yolu ile ekonomisini,
doğrudan ve dolaylı olarak iç ve dış politikasını da etkileyebilir. Suriye den
sonra Irak ta da güvenliğin ortadan kalkması bölgesel bazda istikrarsızlık
endişelerini güçlendiriyor. Musul da rehin alınan elçilik mensuplarımız ve
şoförlerimiz için ne yapmanın ya da nelerden kaçınmanın daha isabetli olacağını
kestirmek de zorlaşıyor. Asıl önemlisi krizleri fırsata dönüştürmeye pek
meraklı siyasi irademizin ne tür hesaplar içinde olduğunu kestirmek giderek
güçleşiyor ve endişe kaynağı olmayı sürdürüyor... Gelişmeler ya Orta Doğu daki
istihbarat faaliyetlerinin çok yetersiz olduğunu ya da farklı nedenlerle dile
getiremediğimiz hesaplar içine girmiş olabileceğimizi düşündürüyor...
Finansal piyasalar gerçeği yansıtmayan büyüme rakamları
ve Avrupa Merkez Bankası nın söylemleri ile coşmaya çalışır, bu süreçte faiz
tartışmalarını bitirmek üzere hem Başbakan ı hem de Merkez Bankası yönetimini
memnun etmeye çalışırken, Irak ta yaşananlar nedeniyle hesap bozuldu. Nisan ayı
cari açık rakamı 4.8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşse ve dış finansman
konusunda olumlu sinyaller gelse de ihracata ise ödemeler dengesine ilişkin
beklentilerin kısmen bozulmasına engel olunamadı.
Ülkemizin etkili ve yetkili kesimleri aza tamah etmeyen
hesapsızlıkları nedeniyle katkıda bulunulan fiili durumlar kısa vadede bazı
yönleri ile birilerinin işine yarayabiliyor ancak sonrasında gelişmelerin tümü
ile kontrolden çıkması çoğu kez önlenemiyor. Çok taraflı oyunlarda birinin
stratejisi değişince eninde sonunda tümü değişiyor, diğerlerindeki
farklılaşmayı kısa vadeli bakış açısı nedeniyle hesaba katamayanlar yaya kalma
ve bedel ödeme durumuna düşebiliyor... Küresel güçlerin de çıkar ilgisi olan bölgelerdeki
bu tür küçük hesaplar genelde başarılı olamıyor. Bağdat taki Irak Hükümeti nin
ve Kuzey Irak yönetiminin eli kısa vadede zayıflamış ve bu durum pazarlık
içindeki başka kesimleri bir ölçüde birbirine yaklaştırmış olabilir fakat
fırsat gibi algılanabilecek böylesi bir durumun büyük bir tuzağa dönüşmesi
ihtimalinin de oldukça yüksek olabileceğini hiç unutmamak gerekir...
Ekonomi ve siyaset gündemimiz çok hızlı değişiyor,
kontrol altında tutma girişimleri kısa vadeden öteye başarılı olamıyor. Küresel
ölçekte riskten kaçınma eğiliminin bu yılın ikinci yarısında yeniden
artabileceğini hiç aklımızdan çıkarmadan tedbirli olmak ve yangına körükle
gitmekten kaçınmak gerekiyor. Bu durum gelişmekte olan ekonomileri doğal olarak
daha kırılgan hale getirecek, gerçeklerin daha iyi algılanmasını
engelleyebilecek. Ayrıca kısa vadeli finansal piyasa gelişmeleri ile siyasi
eğilimlerin birbirini destekler yönde ve sürdürülebilir olmadığını da
unutmamamız gerekiyor... Belirsizliğin böylesi yüksek olduğu dönemlerde ava çıkmanın
ve başarısız olmanın bedeli taşınmayacak kadar ağır olabilir...