Türk hukukuna göre; çocuk ana rahmine düştükten sonra, ana rahmine düştüğü andan itibaren, bir insan hangi temel haklara sahipse, o da, o temel haklara sahip olur. Yerel hukukta da bu böyle uluslararası hukukta da. İnsanın ana rahmine düşmesi esas alındığına göre yani insan ana rahmine düşünce insan kabul edildiğine göre kürtaj bir cinayettir. Çünkü hukuken insan olan bir varlık, suçsuz yere ortadan kaldırılıyor. Ortadan kaldırılmasının (yok edilmesinin) çeşitli sebepleri olabilir. Ama o sebepler suçsuz bir insanı öldürmeyi gerektirmez. Ayrıca hukuken var olan bir varlık, aynı zamanda var ediliş aşamasındadır (çocuğun gün gün büyümesi). Kuranın ifadesiyle, tabiatta yaratılışın her an devam ettiği gerçeğinden hareketle, kürtaj fıtrata da ters bir durum. Kaldı ki bir insanı öldürmek, bir ceza olarak bile en son düşünülen, en son düşünülmesi gereken bir eylemdir. Suç fiili gerçekleşmeden öldürmek ise canice bir hareket ve bunun adı cinayettir.
Günlerdir bir grup kadın eylem yapıyor ve "bedenimizdeki tasarrufa hayır" gibi aslı astarı, temeli direği olmayan düşüncelerle slogan atıyorlar. Bir kere bir insan, ana rahmine düşmesinden ölümüne kadar hukuka tabidir. Hukuk insan bedeninde kendi normlarınca zaten tasarruf sahibidir. Bunu istesek de bu böyle, istemesek de. Bir insan ben tabiattan oksijen kullanmıyorum diyemez, nefes alan her canlı oksijen kullanıyor. Hukuk insan için oksijen gibidir. Nasıl ki kirli havadan insan sağlığı olumsuz etkilenirse hukukî temeli olmayan her eylemden de, insan hem bireysel hem de sosyal olarak olumsuz bir şekilde etkilenir. Kürtaj hem bireysel hem de sosyal bir hukuksuzluktur. Toplum sağlığına aykırıdır. Neslin devamına tıbbî müdahaledir. Ülke nüfusunun geleceğini engellemektir. Ümmetin çoğalmasına karşı çıkmaktır. Hatta kürtaja soykırım desek abartmış olmayız.
Türkçede, bir insana fenalık yapan, karşısındakine fena davranışlarda bulunan, insan onurunu zedeleyen, insan haysiyetini ayakaltına alan anlamlarında bir deyim var: Sütünün gereğini yapmak! Aslında, sütünün gereğini yapmak deyimi olumlu anlamlarda da kullanılabilir ama günümüzde neredeyse tamamen olumsuz anlamlar yüklenmiştir deyime. Deyim, bir de, bir insanın kendisine yapılan fenalığa müdahale etme gücünde olmadığında kullanılıyor. Örneğin bir insan bir insana fenalık yaptığı zaman, fenalık yapılan insanın fenalığı engelleme gücü yoksa fenalığı yapana sütünün gereğini yaptı diyor. Aslında bu deyişte biraz da seni Allaha havale ediyorum sözündeki mazlum olmuşluk vardır. Çünkü bize fenalık yapana, canımızı acıtana, haksızlık yapana karşı koyma gücünde değilsek ancak o zaman seni Allaha havale ediyorum diyoruz. Şimdi bu deyim nereden çıktı
Bugünlerde sütkardeşlik meselesi tartışılıyor. Bazıları sütkardeşler evlenebilir diyor; bunu söyleyenler sütünün gereğini yapanlardır. Dinimize göre, aynı memeden süt emmiş insanlar birbiriyle evlenemez. Sütkardeşlik müessesi biyolojik kardeşlik (biyolojik kardeş: aynı babadan olup aynı anadan doğan) müessesinden daha nazik ve azizdir. Sütkardeşler birbirine gerçek kardeş (biyolojik kardeş) gibi duygusal bağlarla bağlıdır. Birbirine karşı nazik ve birbirini sürekli koruyup kollarlar. Böylesine aziz bir bağı zedelemek isteyenlerin amacı ne olabilir Galiba kürtaja taraf olanlarla, sütkardeşler evlenebilir diyenler aynı köksüz kaynaktan bulanık su içenlerdir. Yani ailesiz toplum hayali kuran bir grup art niyetliler topluluğu.
Kürtaj meselesi tartışması başlayınca Türkiyede ne kadar çok ar damarı çatlamış kadın olduğu da meydanlarda ortaya çıktı. Sloganlarından toplumun üzerine hayasızlık akıyor. Aile müessesesini ortadan kaldırmak isteyenlerde, aile müessesesine ait insan yaşamının, insanca yaşamına yön veren duygu ve düşüncelerin öldüğünü görüyoruz. İnsana ait duygu ve düşüncelerin ölmesi insanın hayvanca yamamasına neden olur. Aile müessesini yok etmeye çalışanlar, kendi geleceklerini yok ettiğinin farkında değiller.
Ailesiz toplum olmaz dememiz klasik olacak ama yeni olarak şunu söyleyelim; ailesiz ideal olmaz. Ailesiz gelecek olmaz.
Geleceksiz insan olmaz. Neslin devamı için aile müessesini sarsan gayr-i insanî eylemlerin ortadan kaldırılması lazım. Gayr-i insanî düşüncelere itibar edilmemesi gerek.
Hukukun var kıldığı insanı yok etmek aynı zamanda insanlığı da yok etmektir.