Maddi imkânsızlıklar veya zorlu yollar, kalbi Kâbe ve Mescid-i Nebevi hasretiyle yananlar için hiçbir zaman engel teşkil etmiyor.

18 yaşındaki Ali Haydar Erol ve bir arkadaşının İstanbul’da kendi aralarında yaptıkları bir sohbetle başlayan otostopla umre yolculuğu, bugün tüm ümmetin yüreğini ısıtan bir destana dönüştü.

Daha önce yurt içinde farklı şehirlere otostopla seyahat eden Erol, bu kez rotasını yeryüzünün en mübarek beldelerine çevirdi.

- 3 BİN 200 KİLOMETRELİK KUTLU ROTA!

Genç seyyahların kutsal topraklara uzanan zorlu ama bir o kadar da bereketli yolculuğu 3 Ağustos'ta İstanbul'dan başladı. Ankara'ya kadar 7 farklı araç değiştiren gençler, başkentte bir gece konakladıktan sonra Aksaray-Niğde güzergâhı üzerinden Hatay’a ulaştı.

Hatay'ın ardından Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan Suriye'ye geçiş yapan Erol ve arkadaşı, savaşın ve acının izlerini taşıyan bu topraklarda Hama, Humus ve Şam üzerinden Ürdün sınırına ulaştı.

Suriye hattında 15 araç değiştiren gençler, Ürdün'ün Zerka kentine, oradan da Amman'a geçerek bu zorlu rotayı adım adım aştı.

- İSLAM KARDEŞLİĞİ YOLLARDA KENDİNİ GÖSTERDİ!

Bu kutlu yolculuğun en çarpıcı yanlarından biri ise ümmet bilincinin yollardaki yansıması oldu.

Gençlerin umre niyetiyle yollara düştüğünü öğrenen bölge halkı, onları araçlarına almakla kalmadı, harçlık verip misafir etmek için adeta birbiriyle yarıştı.

Ürdün'den Suudi Arabistan sınırına geçtiklerinde kavurucu sıcağın altında yürümek zorunda kalan gençlere, İslam kardeşliği bir kez daha kucak açtı.

Durdurdukları bir taksi şoförü, gençlerin otostopla Medine'ye gitmeye çalıştığını öğrenince onlardan tek kuruş talep etmeden Tebük'e kadar götürdü.

Gece karanlığında araç bulmakta zorlandıklarında ise bir başka şoför, gençlerin Türk olduğunu ve kutsal topraklara umre için geldiğini anlayınca onları ücretsiz olarak otobüs garajına ulaştırdı.

İstanbul’dan Otostopla Umre Yolculuğu Yaptı-1

- "BÜTÜN YORGUNLUKLARDAN ARINDIĞIM YER: RAVZA!"

Yaklaşık bir hafta süren, 3 bin 200 kilometrelik meşakkatli yolculuğun ardından 9 Ağustos'ta Medine-i Münevvere'ye ulaşan gençlerin yaşadığı manevi huzur, çekilen tüm çileleri bir anda sildi.

Medine'de ilk durakları Peygamber Efendimiz'in (S.A.V) kabrinin de bulunduğu Mescid-i Nebevi ve Cennet Bahçesi (Ravza-i Mutahhara) oldu.

Erol, o eşsiz anları şu sözlerle özetledi:

“Kendimi bütün yorgunluklarımdan arınmış hissettim. Kutlu beldede Kuba Mescidi, Mescid-i Kıbleteyn ve Uhud Dağı’nı ziyaret ettik. Bir haftalık zorlu yolculuğun ardından ruhumuz şifa buldu.”

- KÂBE’Yİ İLK GÖRÜŞ VE GÖZYAŞLARI!

Medine'de geçirdikleri feyizli iki günün ardından, gençlerin sosyal medyadaki umre serüvenini gören bir hayırsever, onları Mekke-i Mükerreme'ye ücretsiz olarak ulaştırdı.

Ali Haydar Erol, binlerce kilometrelik yolun nihayetinde Kabe-i Muazzama ile ilk kez göz göze geldiği o anı şu duygu yüklü ifadelerle anlattı:

"İlk gördüğümde çok duygulandım, gözyaşlarıma hâkim olamadım. Kâbe’yi direkt karşımda görünce fotoğraflardaki gibi olmadığını anladım. Çok büyük, devasa ve görkemli. Çok farklı ve insanı kuşatan bir atmosferi var."

Ailesinin başlarda haklı olarak tedirginlikle karşıladığı bu yolculuk, kutsal topraklardan gelen umut ve iman dolu görüntülerle yerini büyük bir gurura bıraktı.

Kısıtlı imkanlarına rağmen "İman varsa imkân da vardır" diyerek yola düşen bu iki genç, maddiyatın maneviyat karşısındaki acizliğini tüm dünyaya bir kez daha göstermiş oldu.

Kaynak: Haber Merkezi